MEYVE ile

Tarih öncesi toplumlardan günümüze kadar, doğanın insanlığa sunduğu faydalı ve bunun yanında kullanım ve erişim kolaylığı taşıyan, paylaşım kültürü düzeni ile kurulu olan habitatın merkezinde olan meyve, SUNDAZE ekosisteminin de en önemli ögesi.

Tasarlayan, yaratan, paylaşan tarafları bir araya getiren, girişlerinin MEYVE ile olduğu, yakın çağ’da bilinen tek habitat, SUNDAZE.

Giriş için getirilen meyveler, NOLA mutfağında hazır hale getirilerek, etkinlik alanında herkesin - birlikte ortak tüketimi için sunuluyor. Böylece etkinlik süresince herkesin getirdiği çeşitli meyvelerden herkes gönlünce tüketiyor. Meyvelerin bir diğer yeri de; en az yarısı, ‘’Çorbada Tuzun Olsun’’ ekibinin öncülüğü ile, evsiz dostlarımıza ulaşıyor, etkinlikten sonra.


İnsanlığın tarihi boyunca geliştirmiş olduğu kültür birikiminin en önemli kaynaklarından biri içinde bulunduğumuz doğal çevre ve onun canlı cansız, çevremizi kuşatan ve hayatımızın pek çok alanında karşılaştığımız unsurlarıdır. Bu süreçte kültür, söz konusu unsurlarla insanın ilişkide bulunması yoluyla edinilen bilgilerin yaşamlarımıza uygulanması ile gelişir.

Bu unsurlardan biri olan meyveler de, tarih öncesi toplumlardan günümüze kadar doğanın insanlığa sunduğu faydalı ve bunun yanında kullanım ve erişim kolaylığı taşıyan öğeler olmaları itibariyle medeni ve kültürel gelişim süreçlerinde dikkate değerlerdir.

Günümüzün modern insanı için faydalı ve lezzetli olmasından öte pek fazla bir önem ve özellik atfedilmeyen meyveler, tarih öncesi toplumlar ve eski çağ toplumları için bu tarz bir sıradanlığın aksine çok büyük bir önem taşımaktaydı. Meyveler sadece bir besin kaynağı değil, sosyo-kültürel hayatın her alanında önemli bir rolü olan unsurlardı.

Henüz yerleşik bir medeniyet seviyesine ulaşamamış olan tarih öncesinin avcı ve toplayıcı toplumlarında meyveler, doğanın sunmuş olduğu hazır ve faydalı nimetler olmaları itibariyle birincil besin kaynağı teşkil etmenin yanı sıra bu toplumlarca çoğu zaman totemleştirilmiş ve ilkel tapınma kategorilerinden biri olan totemciliğin bir parçası olarak bu toplumların sosyo-kültürel yaşamlarında önemli bir yer edinmiştir.


Hitit, Yunan, Sümer, Mısır gibi eski çağ medeniyetleri, evrenin ve insanın yaratılışı konusunda daha bilinçli düşünerek kaos düzen karşıtlığı üzerine kurulu bir yaradılış kozmolojisi geliştirmiş ve meyveler düzenin sembollerinden biri olarak inanç sistemlerinde yer almıştır.

Günümüz modern toplumlarında alışkın olduğumuz ve sıradan gelen pek çok doğal unsur eski çağ insanları için inanç, sanat ve kültür bağlamında büyük bir önem taşımaktaydı. Kurdukları inanç sistemlerinde sembolik roller oynayan, bu inançlar doğrultusunda üretilen mitolojik hikayelerin edebiyat ve tiyatro gibi sanatlar sahasına taşındığı bu unsurların başında gelen meyveler, tarım toplumları olan eski çağ medeniyetleri tarafından tanrıların insanlığa armağanı olarak nitelendirilmiş ve tapım araçlarına dönüşerek kültleşmişlerdir. Doğayla iç içe yaşayan ve doğaya onun unsurlarını tanrılaştırarak tapan eski çağ insanlarının kültürlerinde meyvelerin yeri ve önemi, antropolojik bir bakış açısıyla ortaya çıkmaktadır.


Doğal gıdalara geri dönüş ve doğal beslenme gibi yeni tüketim trendlerinin gelişmesi, inanç ve kült bağlamında olmasa bile, meyvelere verilen önemin geri dönüşü olarak nitelendirilebilecek bir gelişme olarak yorumlanabilir.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.