Real Madrid’in 16/17 Sezonu

Barcelona yaklaşık son 10 yılda ilk defa Real Madrid’in bu kadar gerisine düştü. Hem ligi hem şampiyonlar ligini rakibine kaptırdı. Peki, Real Madrid’i öne çıkaran faktörler nelerdi?

Barcelona yeni sezon öncesi, mevcut 11’im çok iyi, bir kaç tane genç oyuncu ile alternatif yaratırsam başarılı olurum, diye düşündü. Yanıldı. Zira Iniesta ve sağ bek Sergi Roberto’nun yerine birinci sınıf oyuncu almalıydı. Ayrıca transfer ettiği genç veya alternatif oyunculardan (Denis Suarez, Andre Gomes, Paco Alcacer, Digne) Umtiti dışında hiç verim alamadı.

Buna karşın Real Madrid son iki yıldır sürdürdüğü transfer politikasını başarılı uyguladı. 2015’te alıp kiralık gönderdiği Asensio’yu takıma monte etti. Geri alma opsiyonuyla Juventus’a sattığı Morata’yı aldı. Büyük bir transfer yapmadı. Geçen sezonlarda pek süre almadıkları için genç olduklarını düşündüğümüz ama aslında 3-4 yıl önce A takıma katılan ve orta yaşlarında olan oyunculardan maksimum verim aldı. Bazıları yedek bazıları ilk 11 oyuncusu olarak görev aldılar. Nacho, Casemiro, Carvajal, Lucas Vazquez bu oyunculardan bazıları. A takıma ilk katıldıklarında gençlerdi ama beklenilen katkıyı bu sezon verebildiler. Yani Barcelona’nın geçen yaz izlediği genç ve alternatif oluşturabilecek oyuncu alma politikasını Real Madrid 3-4 yıldır yapıyordu zaten. Bunu aniden değil adım adım yaptı. Bu kaliteli oyuncular da kendilerine tam anlamıyla güvenen ve gerekli süreyi veren Zidane’ın elinde birer yıldıza dönüştüler. Özellikle Asensio’ya değer biçebilmek pek mümkün değil.

Real Madrid sezon içerisinde çok büyük sakatlık problemleri yaşadı. Takımın en önemli oyuncularından birisi olan Bale neredeyse hiç oynamadı. Onun Barça’daki muadili Neymar’ın bir sezon oynamadığını hayal edince Barça’nın düşeceği durumu bilebilmek çok zor değil. Bu durumda Zidane’ın başarısı daha değerli görünüyor.

Fakat bunun nedenleri biraz farklı. Barcelona tam bir forvet takımı. İleri üçlü gol, asist, kilit pas dahil hücumda ve oyunda her şeyi yapıyor. Ancak Real Madrid özellikle bu sezon beş yıl önceki Barcelona gibiydi. Oyunun bütün yükü ortasaha ve bekler üzerinde. Topu genelde onlarda dolaşırken görüyoruz. En son da Ronaldo filelere gönderirken. Bu yüzden Real Madrid’de olası bir forvet sakatlığını tolere edebilmesi, orta saha sakatlığını etmesinden daha kolay. Bunda geniş ve kaliteli kadronun etkisi de var. Marcelo her zaman dünyanın en iyi sol beklerinden birisiydi. Ama bu sezon kariyer sezonu oldu. Bir yerde okumuştum: Marcelo ve Dani Alves forvet arkasında veya orta sahada değil, sol ve sağ bekte oynayan oyun kurucular, diye. Çok doğru. Dani Alves’in olmadığı Barça, Marcelo’nun olmayacağı Real Madrid gibiydi bu sene. Düşünün, bu yıl Marcelo olmasa oyunu ne kadar düşerdi Madrid ekibinin.

Zidane’ın geldiğinden beri öyle çok dahiyane taktikleri veya sistem değişiklikleri yok. Conte veya Allegri’de gördüğümüz pırıltıları pek görmüyoruz onda. Ama belki de ilk 11’inizde kendi bölgesinin en iyi üç oyuncusundan birisi olan 7-8 oyuncunuz varsa buna gerek de yoktur. Sizin yapmanız gereken alternatif oyuncuları zinde tutmak, onlara güven vermek, as oyuncularınızla ilişkilerinizi çok iyi ayarlamaktır. Taktik dahasını her defasında övdüğümüz Hoffenheim’ın 29 yaşındaki teknik direktörü Julian Nagelsmann bile geçenlerde, teknik direktörlüğün %30’u taktik, %70’i sosyal beceri, dedi.

Elbette Zidane taktiksel olarak hiç dokunuş yapmadı diyemeyiz. En önemlisi James Rodriguez’i 10 numara mevkisinden alıp Casemiro’yu defansif orta saha olarak oynatması oldu. James ki Real Madrid tarihinin en fazla bonservis verilen üçüncü oyuncusu. Benitez, James’i oynatırken takımın toplu olarak defans yapmasını istiyor ve bu, özellikle Modric-Kroos ikilisini çok yoruyordu. Bu da takımın erken yorulmasına ve daha etkisiz hücum etmesine neden oluyordu. Casemiro monte edilince önce Modric-Kroos ikilisi rahatladı. Yine defansa geliyorlar ama ikisi de daha çok 8 numara gibi oynuyor. Ayrıca geride ekstra bir oyuncunun verdiği güvenle Marcelo ve Carvajal daha rahat ileriye çıkmaya başladılar. Yani Zidane bir tane hücum oyuncusu çıkarıp defansif oyuncu aldı ve takım, ironik bir şekilde daha iyi hücum etmeye başladı. Ancak daha iyi defans yaptıklarını söyleyemeyiz. Çünkü neredeyse her maçta gol yediler.

Zidane’ın bir başka dokunuşu Bale’ın sakatlığı sonrası geldi. Onun yerine sağ kanatta Isco’yu oynattığı maçlar oldu. Ama daha önemlisi Isco’yu forvet arkası oynatıp Benzema ve Ronaldo’yu çift forvet oynatması oldu. Böylelikle 4-3-1-2 oynamaya başladı. Ronaldo Real Madrid’e geldiği günden bu yana yaşından bağımsız olarak sol kanattan santrafor mevkisine kayıyordu zaten. Dribbling ve topla buluşma sayısı gittikçe azalıyor, buna karşın gol/şut yüzdesi artıyordu. Bu, bu sezon dizilişte de görünmeye başladı ve Bale’ın yokluğunda zorunluluk haline geldi. Ronaldo bu sezon Bale ile birlikte oynadığı 20 maçta 12 gol atarken, Bale’ın olmadığı 23 maçta 25 gol attı.

Son üç sezondur La Liga’da lig bitince baktığım bir şey var: Şampiyon olan takımın iki maçta da yendiği ama ikinci olan takımın iki maçta da puan kaybettiği takım hangisi? Elbette koca sezonu bu dört maça bakarak özetleyemeyiz ama bunu bilmek bana eğlenceli geliyor. Mesela 14/15 sezonunu ikinci sırada bitiren Real Madrid Valencia ve Atletico Madrid’e iki maçta da puan kaybetmiş, ama şampiyon Barcelona iki takımı içeride ve dışarıda yenmiş. Aynı şekilde 15/16 sezonunda belirleyici olan takımlar Atletico Madrid ve Malaga olmuş. Son olarak 16/17 sezonunda Barcelona Malaga karşısında iki maçta da puan kaybederken, Real Madrid kazanmayı bildi. Tesadüfe bakın ki şampiyonu belirleyecek maçta, sezonun son karşılaşmasında deplasmanda Malaga’yı yenerek kupayı kaldırdı.


Bence geçen sezonun Real Madrid’de en iyi üç oyuncusu Ronaldo, Ramos ve Marcelo idi. Ramos’un son anlarda attığı goller olmasa muhtemelen bugün bu yazıyı yazmayacaktım. En iyi çıkış yapanı ise Asensio oldu. Zaten sezon biter bitmez onunla sözleşme uzatıldı. Seneye direkt ilk 11 oyuncusu olarak tercih edilirse şaşırmam. Aldığı süre-verdiği katkı bakımından en verimli futbolcu ise Morata oldu. Yalnızca 18 maça ilk 11 çıkmış olmasına rağmen 20 golü var. Daha çok forma şansı bulabileceği bir takıma gitmek istemesine şaşmamalı. Hayal kırıklığı ise James oldu. Bale’ın olmadığı aylarda bile çok az forma şansı buldu.

Real Madrid stratejik olarak rakibi boğan, defans çizgisinin orta sahaya kadar çıktığı, ilerideki oyuncuların önde pres yaptığı modern futbolu oynamıyor. Bazen baskı yiyor ve kalesinde çok fazla pozisyon veriyor. Ama topu onlara bıraktığınızda o kadar kaliteliler ki gol bulmakta zorlanmıyorlar. Zidane başkana ve taraftara karşı elinin güçlenmesinin de verdiği özgüvenle gelecek yıl oyununu da Real Madrid’e yaraşır şekilde güçlendirmek isteyecektir. Özellikle birçok maçı son 10 dakikada çevirdiğini düşünürsek, önümüzdeki sezon tekrar tekrar bu stresi yaşamamak için bir formül bulmaya çalışacaktır.

Transfer politikaları tamamen Ronaldo’nun durumuna göre şekillenecek. O kalırsa bir kanat oyuncusu alırlar. Giderse ne yapacaklarını kestirebilmek zor. Kanat ve santrafor alabilirler. Şu durumda hem o Real Madrid için, hem de Real Madrid onun için nimet. Gidebileceği hiçbir takım onu bu kadar gol pozisyonuna sokamaz ve Real Madrid’in alabileceği hiçbir oyuncu bu kadar kolay gol atamaz. Ronaldo’nun yaşı geldi. En fazla 1-2 yıl daha oynar. Ama onun yerini doldurabilmek imkansız. Hep diyorum, ancak futbolu bıraktıklarında Ronaldo ve Messi’nin değerlerini anlayacağız. Yaptıklarının büyüklüğünü, onları yapan kalmayınca idrak edeceğiz. 10 yıl boyunca, yılda ortalama 5 maç kötü oynayan oyuncular bunlar. Rakipleri bir hafta boyunca onlara önlem almak için idman yapıyor. Sonuç her defasında aynı. Bu müthiş bir istikrar. Takım sporlarında iki oyuncunun bu kadar uzun bir süreyi domine ettiğine ben şahit olmadım.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.