
Başına her ne geldiyse çok üzgünüm; bunu kendi başına açmış olsan da, başkasının zulmüne uğramış olsan da, hayat böyle denk getirmiş olsa da seninle üzüntünü paylaştığımı bilmeni istiyorum. Kalbinin kırık olduğunu, midenin rahatsızlandığını, göğsünün sıkıştığını, boğazının düğümlendiğini, gözlerinin yandığını biliyorum. Aklında geçmişe yönelik “şöyle olsaydı şöyle olacaktı/olmayacaktı” temalı binlerce ihtimal dönüyor. Yapman gereken şeyler, bulunman gereken yerler var ve sen önceki geceden uykusuzsun, bedenini o sorumluluktan öbürüne sürüklüyorsun. Etrafındaki insanlar mutsuzluğunu fark ediyor ve soruyorlar, geçiştiriyorsun. Zaten onlar da yalandan soruyorlar. Üstüne üstelik bir de bununla uğraşman gerekiyor, dışarıdan iyi görünmen gerekiyor. Uyuşmak istiyorsun, devamlı uyumak, keyif verici maddelere sarılmak, bölüm üstüne bölüm dizi izlemek istiyorsun. Dürüst olmak gerekirse bunları bile istemiyorsun biliyorum. Halini anlatabilecek tek bir kelime varsa o da bu: İstemiyorsun. Biliyorum çünkü her ne kadar dipsiz bir yalnızlık hissetsen de yalnız değilsin.

Bak, biraz kendine çekilmeye ihtiyacın varsa öyle yap. İyi olman gerekmiyor. Hissetmen gereken doğru duygular ve yanlış duygular yok. Sen kendini nasıl hissediyorsan doğru olan o. Toplumun belli beklentileri var elbette fakat seni bu noktaya getiren sebeplerden biri de kendi doğrularını hakkıyla dinlememek olmadı mı? Şimdi kendini dinleme zamanı. Biraz daha karanlığın aralandığı, isteksizliğin yerini can sıkıntısına bıraktığı, nötrlendiğin zaman okuman için bir çift sözüm var.
Yalnız değilsin, her ne hissediyorsan bunu senden önce binlerce insan hissetti, hissediyor ve hissedecek. Yalnız değilsin, fiziksel olmayabilir fakat duygularını paylaşan bir kalabalığın parçasısın. Belki şu an çevrende, sana ihtiyacın olan içtenliği gösterecek kimse olmayabilir fakat dışarı çıkmaya tekrar hazır olduğunda çevreni böyle insanlarla donatabilirsin. İçten, sevecen, çıkarlarını geri plana atmayı bilen insanlar var. Daha da ötesinde Allah var. Her saniye sana nefes veriyor, hatırla. Eksikliğini çektiğin şey, seni üzen şey neyse onu en başta yaratan ve gerçekliğine getiren Allah’tı. O sana daha nice güzellikler getirecek, umut var. Nefes aldığın, yaşamın bir parçası olduğun sürece umut var. Belki hiçbir şey aynı olmayacak fakat belki de bu beklenti çok sınırlı bir beklentidir. Belki de her şeyin eskisinden de iyi olma ihtimalini def ediyordur.
Neye inandığın, odaklandığın, neyi hayal ettiğin o kadar önemli ki kelimelerle anlatamam! Geçmişe odaklanırsan güzelim enerjine ve zamanına yazık olur. Çünkü başka geçmiş yok, bir tane geçmiş var ve başka bir seçeneği seçmiş olsaydın sonucun ne olacağını bilmen mümkün değil. Devamlı geçmişi düşünesin varsa lütfen ondan öğrenmeye odaklan. Önünde belli bir ömür var, onun ardından da sonsuz var oluş… Buraya öğrenmeye geldin, hepimiz öyle. Hayatın bildiğinin çok ötesinde katmanları var, hayat bildiğinin çok ötesinde. Hali hazırda hayatına aldıkların ve tuttukların iyiliğine çalışmıyor olabilir, sil baştan yaparsın öyleyse! Madem diplerin de dibindesin, kaybedecek hiçbir şeyin yok demektir.
Ne istiyorsun? Ulaşmak için ne yapabilirsin? Bu kadar basit! Küçük başla, hayatına yalnızca iyiliğine çalışan şeyleri kabul et ve tut. Hedefine odaklan ve dikkatini dağıtan, seni uyuşturan her şeyi reddet. Gururu reddet. O seni korumuyor, ancak ve ancak hapsediyor. Öyleyse tekrar ediyorum: Ne istiyorsun? Ulaşmak için ne yapabilirsin?
berak | 04.11.2019 |

