Ölümümüz Sonrasında Dijital Kopyamıza Hazır mıyız?

Öldükten sonra sevdiklerinizin dijital kopyanız ile iletişime geçmesini ister miydiniz? Sizce bu durum anneniz, sevgiliniz için mutluluğa mı yoksa üzüntüye mi neden olurdu? Genellikle robotik, bankacılık gibi alanlardaki uygulamaları ile karşılaştığımız yapay zeka, bu sefer duygusal bir olay ile karşımızda. Hikaye kısaca şöyle başlıyor;

Kasım 2015'te Eugenia Kuyda’nın en yakın arkadaşı Roman, beklenmedik bir şekilde hayatını kaybediyor. Bu olaydan 2 yıl kadar önce yapay zeka üzerine çalışmaya başlayan Kuyda, ekibindeki bir geliştiriciyle birlikte Roman’ın dijital dünyadaki geçmişini taramaya karar veriyor. Roman’ın metin mesajları, tweet’leri ve facebook paylaşımlarıyla yaptığı dijital etkileşimlerini inceliyor (sözcük dağarcığı, ifadeleri..) ve yapay zeka kullanarak kişiliğini temel alan bilgisayar tabanlı bir chatbot geliştiriyor. Ve işte beklenen an… Kuyda’nın, Roman’a ilk mesajı: “Elinde en zorlu bulmacalardan biri var. Çöz onu.”

Birkaç hafta sonra Kuyda bir partideyken, ölen arkadaşının botuyla yarım saat kadar mesajlaştığını fark ediyor. Roman’ın diğer arkadaşları da chatbot ile iletişime geçiyor. Roman’ın dijital kopyası ile karşılıklı kahve içemeyeceklerini bilseler de, birçok arkadaşı onunla konuşmanın çok rahatlatıcı olduğunu söylüyor. Ancak geriye cevaplanması gereken çok fazla soru kalıyor.

Teknoloji, duygularımızı yakalayabilir mi?

Siz sevdiklerinizin dijital kopyanız ile iletişimde kalmasını ister miydiniz?

Sevdikleriniz için bu gerçekten de iyi bir şey mi?

Kuyda, benzer şekilde bu gibi sorulara cevap aramak amacıyla hayatta olan bir arkadaşı için yeni bir chatbot denemesi yaptı. Arkadaşının dijital kopyası hakkındaki yorumları ise; bazı güvensizlik sorunlarının olduğu, endişeli ama savaşçı biri olduğu yönündeydi. Sanki bir şeylerin eksik kaldığından bahsediyordu.

İşte tüm problem de burada sanırım. Teknoloji duygularımızı yakabilir mi? Dijital kopyamız sevdiklerimizi kırıp, incitir mi?

Dijital kopyamız, dijital etkileşimlerimize göre değil de günlük yaşantımız incelenerek 1 yıl içindeki tutumlarımız, davranışlarımıza göre oluşturulursa yine aynı şeyleri mi düşünürdük? Daha mı olumlu, daha mı olumsuz yaklaşırdık?

Tüm bunlar büyük bir soru işareti olarak kalmaya devam edecek ama ölümün nihai bir sonuç olmadığını düşünen insanların yaptığı çalışmalar duygularımızda büyük değişimler yaratacak gibi gözüküyor.

Kuyda’nın uygulaması gibi anlık konuşma sağlamasa da benzer uygulamalar mevcut. Örneğin; Dead Social girişimi, hayatınızı kaybettikten sonra Facebook ve Twitter üzerinden veda mesajı yayınlamanız sağlıyor.

Aslında bizlerin bir algoritma içine sıkışmış kod parçaları olduğunu düşündüğümüzde, bu kodların doğru çözümlenmesi ile yapay zeka ile belki de mükemmel uyumlu bir “dijital biz” oluşturulabilir. Ancak kaç kişi “Evet bu benim der?”
Show your support

Clapping shows how much you appreciated Burak Kesayak’s story.