Ah Şu El Âlem

El Âlem, kelime anlamı itibariyle TDK (Türk Dil Kurumu)’da herkes ve yabancı anlamına geliyor. Günlük hayatımızda sürekli karşılaşıyoruz. Baktığında böyle bir topluluk var. Çoğunluk buraya üye. Fakat, aynı çoğunluk bunun farkında değil. Bu topluluğun ne dediği, ne düşündüğü sürekli merak ediliyor.

El âlem ne der?

El âlem ne düşünür?

Farkında mısın, bu korkudan dolayı yaşayamıyorsun. Pardon, aslında yaşıyorsun ama kendi hayatını değil, El Âlem‘in hayatını yaşıyorsun.

Sana birkaç soru sormak istiyorum;

Ne zaman hayatının dümenine geçerek kontrolü ele alacaksın?

El âlem ne der? Korkusunu üzerinden ne zaman atacaksın ve bu korkudan kurtulmak için neyi bekliyorsun?

Senin hayatın, başkalarının hayatını yaşayacak kadar değersiz mi? Ya da soruyu şöyle değiştireyim, başkalarının hayatı senin hayatından daha mı değerli? Dikkat et lütfen sana bencil ol, egoist ol demiyorum. Zaten şu anda dünyanın yaşadığı problemlerin temeli bu bireysel açgözlülük değil mi? Başka bir şey anlatmaya çalışıyorum.

Kafan karıştı değil mi? Kafa karışıklığı çok iyidir. Benim en çok yapmayı sevdiğim şeydir bu. Eğitimlerimde de çok yapıyorum. Anımsa lütfen, açık denizlerde yaşanan fırtınalı bir gecenin sabahı, çok sakindir, deniz tabiri caiz ise çarşaf gibidir. Kafa karışıklığı da buna benzer. Zihnin çok yorulur; sancılı geçen zamanın sonunda çoğunlukla aradığın cevapları bulur ve rahatlarsın. Ya da aramaya devam edersin.

Unutma lütfen herkesin bu hayata bir geliş amacı var. Senin de bir yaşam amacın var. Bu zamana kadar bu amacı bulamadıysan üzerine düşünmediysen, hemen bunun üzerine düşünmeye başla. Çünkü bu dünyaya sadece yemek, içmek, uyumak, son model arabalara binmek, sadece eşyaların oturduğu “Akıllı! Evlere “sahip olmak için gelmedin.

Kendi yaşamının haricinde bulunduğun topluma sağlayabileceğin katkı ne olabilir? Başkalarının hayatı için ne yapabilirsin? Yukarıda saydıklarımın haricinde seni mutlu eden şeyler ne?

El Âlem’in senin hakkında ne düşündüğüne takılarak yaşam amacını bulamazsın. Yaşam amacını bulamadığında ne olacak sana söyleyeyim. Belirlediğin hedeflere ulaşamadığından yakınacaksın. Bu kendine olan özgüvenin azalmasına sebep olacak. Özgüvenin azaldıkça, başarısızlık duygusu seni çepeçevre saracak. Başarısız olma korkusu harekete geçmeni engelleyecek. Hayal kurmaktan vazgeçeceksin. Kurduğun hayallerine ulaşabilmenin en temel noktası unutma; harekete geçmektir. İşin kötü tarafı, sen bunların hepsini yaşarken, seninle ilgili ne söyleyeceklerine takıldığın El Âlem sana yardımcı olmayacak. Normal şartlarda X birim kaybederken, harekete geçmediğinde kaybın 5X birim olacak.

Savsaklama hastalığının incelendiği ve çok etkileyici bir kitap olan Prokrastineyşın’da, mutluluk şu şekilde ifade ediliyor. “Mutluluk, insanın önüne koyduğu hedefler uğruna verdiği çabada yatar. Özel olarak şu yada bu başarıyı elde etmemiz gerekmiyor; bütün mesele, hayatta bize anlamlı gelen bir şeyin peşinden gitmeye, onun için uğraş vermeye kendimizi adamamız.”

Mutlu olmaya hazır mısın?

Yaşamının dümenine geçmeye hazır mısın?

Ah Şu El Âlem; boş ver sen onları… Haydi tak at gözlüğünü, tıka kulak tıkacını kulağına ve harekete geç. Hemen yapmaya başla. Hayallerine koş. Harekette bereket var, unutma!..

Bu blogu yeni keşfettiyseniz, Twitter Hesabımı, Facebook Sayfamı, Instagram Hesabımı ziyaret edebilirsiniz…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.