Amerika’ya Nasıl Göçülür?

Amerika’da yaşayan her insanın bir hikayesi vardır. Oturur saatlerce dinlersiniz ve mutlaka çok enteresan şeyler yaşamıştır. Kimisi 30 yıl önce gelip halâ kaçak yaşamaktadır, kimisi geçen sene Google’dan işe kabul alıp gelmiş ve Silikon Vadisi’nin derinliklerindedir. Herkesin enteresan bir hikayesi vardır çünkü evinden göçmenin kendisi maceradır.

Bu macerayı göze alıp Amerika’ya göçenlerin gördüğüm kadarıyla hemen hepsi Türkiye’de yaşayacakları hayat standartlarının çok üstünde yaşıyorlar. Peki bu maceraya cesareti olanlar Amerika’ya nasıl göçebilir? Yaşadıklarım ve öğrendiklerimden yola çıkarak biraz izah etmeye çalışayım. Olur da birisinin hayatına ufak da olsa bir katkım olmuş olur.

Amerika’ya gelmeyi dünyanın dört bir yanından insanların biz Türklerden çok daha fazla hayâl ettiğini ve bundan utanmadığını söylemeliyim. Bizim için Amerika’ya göç biraz vatana ihanet gibi algılanır. Bu yüzden birçok insanımız çok iyi şartlarda Amerika’da yaşayabilecekken bundan çekinir, hatta hayâlini bile kurmaz. Halbuki vatana esas ihanet, gidip dünyaları keşfedip vatana gerçekten hizmet edebilecekken, boğazın seyrine dalıp nargile yudumlamaktır.

Amerika da Allah’ın toprakları, kimseye ait değil. Müslüman ve Türk olmak bir toprağa bağlı yaşamayı mecbur kılmıyor. Afrika’nın bir köyünde satranç öğretmeni olabilir, Amerika’nın bir üniversitesinde profesör olabilirsiniz. Yaşayacağınız toprağı, konuşacağınız dili, görüşeceğiniz dostları kendiniz seçebilirsiniz. Tabii bunun için gerekenleri yapmak şartıyla.

Vize

Amerika birçok vize imkânı sağlıyor. İnsanların ne vizelerle burada yaşadığını görünce bazen ağzım açık kalıyor. Sanatçı vizesi, gazeteci vizesi, öğrenci vizesi, turist vizesi ve onlarca dahası. Ben ilk vizemi üniversite yıllarında turist olarak almıştım. Birçok arkadaşım Work & Travel şirketlerine babalarından aldığı binlerce doları bayılırken, ben forumlarda gezip işin ucuz yolunu aramıştım. Toplamda 500 TL harcayarak hem ilk pasaportumu, hem de Amerika’ya turist vizemi almıştım. Ne bi sponsor, ne bi mal varlığı göstermeden… O 500 TL’yi de hiç unutmam kampüste 120 saat çalışarak kazanmıştım. Hatta Ankara Emniyet Müdürlüğünün önünde şöyle saçma bir an yaşamıştım; sağımda Emniyet Müdürlüğü, solumda otobüs durağı, cebimde o 500 TL. Eğer pasaportu alırsam ve vizeyi vermezlerse 500 TL (120 saatim) boşa gidecek, eğer bu riski almazsam Amerika’ya gitmek hayâl olacak. Belki bilenleriniz vardır; “Ya şundadır ya bunda, helvacının damında” yaptım otobüs durağı ve Emniyet Müdürlüğü arasında. Netice Emniyet Müdürlüğü olunca düşünmeden daldım içeriye ve pasaportumu aldım. Sonraki hafta da vize görüşmesine girip 1 dakikalık görüşme sonrası 10 yıllık Amerika turist vizemi aldım. 2008'de aldığım o vizem halâ cebimde.

Bunu şunun için uzun uzadıya anlattım: Hayâller aksiyonlarla desteklenmezse gerçekleşmeleri mümkün değildir. Ben Amerika’yı değil, geleceğimin hayâlini kuruyordum ve yolum Amerika’dan geçiyordu. Benim için en uygun olan vize o gün turist vizesiydi ve bunun için gerekli tüm adımları attım. Üniversite 2. ve 3. yıllarımın sonrası yaz tatillerini Amerika’da geçirdim, çalışmadan ;)

Aradan yıllar geçti, mezun olup Türkiye’de 6 yıl çalıştıktan sonra 2016 yılında bu sefer F1 öğrenci vizesi alıp dil okulu üzerinden Amerika’ya geldim ve neredeyse 1 yıldır buradayım. Eşimle birlikte mütevazi bir evimiz, bizi götüren bir arabamız ve sabırsızlıkla beklediğimiz 15 haftalık bir bebeğimiz var. Amerika’ya geldiğimde cebimde $1000 kadar bi para vardı ve şuan daha fazlasına sahip değilim. Ama mutluyum ve hayâllerimi kovalamaya devam ediyorum.

Amerika’ya gelmek isteyen birisinin başvuracağı ilk vize turist vizesi. Türkiye’de yaşayan her üniversite öğrencisinin mutlaka başvurması gerektiğini düşünüyorum. Buralara sadece 1 aylığına dahi olsa gezmeye gelmek eminim bir üniversite öğrencisinin vizyonuna çok şeyler katacaktır.

Arkasından daha uzun süreli kalabilmek için alınması gereken vize F1 öğrenci vizesi. Bu süre zarfında hem dilinizi geliştirir, hem de buradaki birçok iş çevresiyle tanışma imkânı bulursunuz. Yeteri kadar azimli ve çalışkansanız eminim kendinize iş için bir sponsor da bulabilirsiniz. Bunu Amerika’ya gelmeden dahi Facebook’tan iş teklifi alan Rıza Selçuk Saydam gibi arkadaşlar biliyorum. Fakat bu iş teklifi için ne kadar azmettiğini en yakın arkadaşından dinlemiş ve ancak takdir etmiştim.

Uzun lafın kısası, bir yerden başlayın, araştırmanızı yapın ve en doğru vize için başvurun.

İş

Amerika’da iş bulmak dediğimizde biz Türklerin aklına ilk gelen soru kaçak çalışabilmek oluyor. Evet Amerika’da kaçak çalışmak için birçok imkân var ve kimse sizi yakalamaya çalışmıyor. Hatta herkesin bildiği birşey var ki birçok sektör kaçak çalışanların sırtında dönüyor ve hükümet bu insanları bir günde toplayabilecek güce sahipken hiç karışmıyor. Dolayısıyla kaçak çalışın demiyorum ama böyle bir ihtimal her zaman mümkün. İş soracağınız üç dükkandan biri -belli işlerde- sizi kaçak olarak çalıştıracaktır. Ama hayâlinizde bu olmasın. Eminim siz çok daha yüksek yerleri hedefleyeceksinizdir.

İyi şirketlerde işe girmek için elbette ilk ihtiyacınız olan şey İngilizce. Türkiye’de İngilizce kurslarının Amerika’daki kurslardan çok daha iyi olduğunu gördüm. Amerika’da çalışma hayâliniz varsa cebinizdeki paranın bir kısmını mutlaka dil öğrenmeye harcayın. Hatta şimdilerde dil öğrenmek için çok para harcamanıza bile gerek yok, açın Youtube’u ve sınırsız ve ücretsiz dil derslerine katılın.

İkinci ihtiyacınız olan şey çalışma izni. Yüksek profile sahipseniz ya da uçuk kaçık yetenekleriniz varsa başvurabileceğiniz onbinlerce iş arasından bir kısmı size çalışma iznini kendisi alacaktır. Ancak böyle değilseniz Amerika’ya gelip biraz çabalamanız gerekiyor. Her halükarda bir hedefiniz ve bu hedefe yönelik bir aksiyon planınız olmalı ki boşa kürek çekmeyin. Herşeye rağmen Amerika’da geçireceğiniz yıllara değeceğini garanti ederim.

Harcamalar

Amerika’da bir Türk’ün yapacağı harcamaları size sıralamaya çalışayım. Türk’ün harcamaları diyorum çünkü kültüre bağlı olarak insanın harcamalarının değiştiğini burada öğrendim. Örneğin kahvaltı dediğimiz şey en zengin Amerikalı için bile süt ve mısır gevreğinden ibaret. Bizde ise 10 çeşit kahvaltı, taze ekmek, bir sıcak ve çay olmadan kahvaltıya kahvaltı demeyiz.

Türklerin en çok olduğu New Jersey-New York civarını baz alarak bir hesaplama çıkarmaya çalışayım.

2–3 kişilik mütevazi bir Türk ailesinin;

Ev kirası: $1100

Taşıt: $300

Faturalar: $250

Mutfak: $350

Harçlık: $500

Toplam $3000'lik bir gelirle rahat içinde yaşayabilirsiniz. Tabii kafanız hemen bunu TL’ye çevirmesin. Çünkü burada kazanıp burada harcayacaksınız. Yardımcı olması için 3000 TL kazanıp 3000 TL harcayacak gibi düşünün kendinizi.

Şu notu da iliştireyim buraya ki, Amerika’da kaçak çalışıp bulaşıkçılık yapan ve hatta hiçbir vizesi olmayıp kaçak yaşayan birisinin aylık kazancı aşağı yukarı $3000 kadar. Siz eminim bundan fazlasını kazanabilirsiniz.

Devamlılık

İlk vizenizi aldınız, Amerika’ya geldiniz ve bir şekilde buralarda kalmayı başardınız. Sonrasında önemli olan şey düzeninizi kurup devamlılığı sağlamak. Artık burada nesiller boyu kalmayı planlamalısınız. Doğacak çocuklarınız Amerikan vatandaşı olup bunun sağladığı her türlü nimetten faydalanacak. Okuyacağı üniversiteler, vizesiz gezeceği dünya, katılacağı sınırsız etkinlikler, tanışacağı muhteşem insanlar… Siz bir silsilenin ilk kıvılcımı olacaksınız. Sizin çocuklarınız ve torunlarınız eğer siz doğru kök saldıysanız ülkenizi, milletinizi, ülkünüzü, davanızı, derdinizi buradan dünyaya duyuracaktır. Zira ister kabul edin, ister etmeyin; bugün bir sözü Türkiye’den Türkçe ile dünyaya duyurmak ile Amerika’dan İngilizce dünyaya duyurmak arasında çok ciddi bir fark var. Gönül isterdi ki Türkçe bir dünya dili olsun ama şimdi her Türk aynı zamanda İngilizce bilmeli. Gelecek, hayâl kurabilen neslimizin ve bu neslin yetiştireceği gelecek nesillerimizin elinde…

Not: Uzun yazınca mutlaka yanlış anlattığım ya da eksik kalan noktalar oluyor, mazur görünüz.


One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.