Anneler Ne İster?

Yine aylardan Mayıs… Mayıs ayının ikinci Pazar günü de hayatımızda yeri doldurulması imkansız, varlıklarıyla hayatımıza anlam katan, yoklukları hayatımızda eksiklik, sevincimizi üzüntümüzü paylaştığımız, sığınacak liman, arkamızda dağ gibi duran güç kaynağımız annelerimizin en özel günü, yani Anneler Günü

Bu ayı özel ve önemli kılan, tarihçesi bir çocuğun annesine özlemiyle başlayan ve dünyanın en kutsal mesleği anneliğin her yıl Mayıs ayının ikinci haftasında tüm dünyada kutlanıyor olması.

Hani derler ya ‘evlat sevgisi bir başkadır’ diye, aynen öyle. Evladı ne olursa olsun hiç bıkmadan, hiç vazgeçmeden karşılıksız seven tek gerçek. Böylesine güçlü bir sevginin karşısında ne yaparsak yapalım, ne yazarsak yazalım kelimeler kifayetsiz kalacaktır. Malum anneleri hepimiz çok severiz ve genel olarak anlatın deseler hepimiz bir düzine kendimizce tanımlamalar yapar, gece gündüz demeden, büyük fedakarlıklarla bizi büyüten, karşılıksız seven, merhamet timsali, en sıcak, en kapsayıcı, en duygulu, en.. en… diye sayar gideriz… Bizim için şunu yapan, bizim için bunu yapan diye karşılıksız veren tarafa bir güzel övgüler dizeriz. Onlar vermeye, bizler de almaya o kadar alışmışız ki ‘anneler ne ister, ne bekler’ diye hiç düşünmeyiz! Ta ki onları kaybedip yokluklarını anlayana kadar!

Bazen sevmek yetmez, sevginizi göstermeniz gerekir. Özellikle sevildiğini hissetmek isteyen annelere muhakkak göstermek gerekir. Zaten ben de bu yazıda anneler gününün öneminden, onların fedakarlıklarından, karşılıksız sevgilerinden, hayatımızdaki öneminden bahsetmeyeceğim. Uzun yıllar annesiyle yaşayan bir evlat olarak bir annenin hislerine tercüman olmaya çalışacağım.

Geçtiğimiz günlerde annemle yaşadığım kıssadan hisse olacak bir anımı anlatmak istiyorum. Gerçek yaşını hiçbir zaman öğrenemediğimiz, yaşını 80 küsur kabul ettiğimiz anneme seyrelmiş saçlarını daha rahat taraması ve kendi gür saçlarım için tarak alma ihtiyacı hissetim. Aldığım iki taraktan birisi normal diğeri ise leopar desenli bir fırça idi. Annemin bunlardan birisini seçmesini istedim ve o da hiç düşünmeden leopar olanını seçti. 80 küsur yaşında bir kadın ve leopar desenli fırça! İşte benim annem dedim.

Hayata sımsıkı sarılı, hayatında hiç makyaj yapmamış, hiç estetik kaygısı taşımamış ama güzel olanı seçebiliyor dedim kendi kendime. Beden eskise de ruh eskimiyor! Anneleri tarafından sürekli almaya alıştırılmış çocuğun gözünde anne ‘artık ununu eledi, ipini astı’ diye görünürken birden ezberler bozulabiliyor!

Biz o kadar kendi dünyamızda yaşıyoruz ki onların ne istediğini, ne beklediğini bilmiyoruz, anlayamayacak kadar da kör, sağır ve dilsiz olabiliyoruz. O kadar almaya alışmışız ki onlardan farklı bir davranış gelince hayretler içerisinde kalabiliyoruz. Aslında annelerimiz bizden bir şey beklemez, beklese de hissettirmez, yük olmamak için, çocukları üzülmesin, yorulmasın diye söylemezler. Onların bizim için ne düşündüklerini, mesela çocuklarının sağlıklı olmalarını, iyi yetişmelerini, hayırlı birer evlat olmalarını, mürüvvetlerini, mürüvvetlerinin meyvelerini, torunlarını vs hepsini biliriz ama biz onların evlatlarından ne beklediğini gerçekten bilmeyiz. Peki illa ki söylemeleri mi gerekir? Empati yapıp ‘annelerimiz ne ister, ne bekler?’ diye düşünmemiz gerekmez mi?

Mesela bugüne kadar kendisi için hiçbir şey istemeyen anneler her kim tarafından icat edilmiş olursa olsun, ister kapitalist sistemin bir baskı aracı olsun isterse sonradan konuşlanmış bir gelenek evlatlarına kol kanat geren annelerin her ne kadar temsili bir gün de olsa bu özel günlerinin kutlanmasını istiyorlar. Tıpkı küçükken acıktığını hissettiği bebeğini nasıl emziriyorlarsa onlar da aynı inceliği bekliyorlar. Küçük bir hediye, bir hal hatır sorulma, bir telefon, bir ziyaret hatta dışarı çıkarılmak istiyorlar. Hiç şüphesiz bu onların hakkı, evlatların da annelerine karşı görevleridir.

Anneler dünyanın en kutsal varlıklarıdır. Yalnızca evlat olarak değil toplum olarak da annelere vefa borçluyuz. Çünkü günümüz dünyasında en çok ihtiyacımız olan şey iyi insanların ve iyi nesillerin yetiştirilmesi, o da annelerin elinde. Bu anlamda da büyük yük onların omuzlarında. İşte o yüzden yılın 365 günü ‘anne ne istersin, bir arzun, bir isteğin var mı’ diye sormadığımız ya da sorma imkanı bulamadığımız annelere yılın 1 günü dahi olsa anma, kutlama imkanı veren Anneler Gününü çok görmeyelim. Bu aynı zamanda sevgili annelerin beklentileri ile ‘Kapitalist sisteme karşıyım’ diyenlerin de bir bakıma hesaplaşma günü… Görev için değil, içten geldiği için kutlayalım…

Anneler Gününüz Kutlu Olsun