Anti-Peygamber Üzerine -1-

NSH
NSH
Sep 3, 2018 · 3 min read

Cioran, Çürümenin Kitabı isimli eserinin Anti-Peygamber başlıklı kısmında şöyle der:

Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar …

Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan, kendinin bir şey önereceği anı bekler: Ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz …

Çöpçüsünden züppesine kadar herkes, cinai cömertliğinin kesesinden harcar; hepsi, mutluluk reçeteleri dağıtır; hepsi, herkesin adımlarına yön vermek ister: Ortaklaşa hayat, bundan ötürü tahammül edilmez bir hale gelir; insanın kendi hayatı daha da çekilmez olur: Başkalarının işlerine hiç karışmadığı zaman kişi kendi işleri için o kadar endişe duyar ki, kendi “benliği”ni bir dine çevirir, yada tersten havarilik yaparak “benliği” ni yok sayar: Evrensel oyunun kurbanıyızdır …

Bu pasajı hem Hegel hem Nietzsche üzerinden değerlendirmek mümkün bana göre. Bu ilk yazıda Hegel üzerinden kendimce ele alacağım.

Hegel için insan bir gereksinimler varlığıdır. Bu gereksinimler kendilerini kişilerin istemeleri olarak gösterir. Bu nedenle Hegel’e göre kişi sonsuz istemedir. Bilinçli varlığı, bilinçsiz olandan ayıran işte bu “istemedir”. Kişi bu istemelerini, karşılaştığı bilinçli veya bilinçsiz varlıklara yerleştirerek var olur. Eğer “isteme” olmasaydı, insan, bilinçli varlığın tam karşıtı olan şeyler dünyasında varlığını sürdüremezdi.

Bilinçsiz nesneleri, kendi istemesi yönünde şekillendirir ve onları zapteder, kullanır ve takas eder. Buna mülkiyet denir.

Bilinç sahibi şeylere karşı ise durum mülkiyet ilişkisinden farklıdır. Zira ortada 2 bilinç sahibi şey vardır ve birbirlerine kendi istemelerini yerleştirmek, kendi istemeleri yönünde şekillendirmek isterler ve bu da diyalektik bir ilişki oluşturur. İşte bu noktada Hegel insan ya da tarihin temelde, iki insan tipinin, iki isteğin karşı karşıya gelmesinin; efendi ile köle arasındaki diyalektiğin sonucunda oluştuğu kanaatindedir.

Efendi-Köle diyalektiğinin iç mekaniğine girmeden, Cioran’ın pasajına geçelim.

Bana göre, Cioran’ın anlatmak istediği bu efendi-köle ilişkisidir. İnsanlar, diğer insanlara kendi istemelerini yerleştirmek için mücadele ederler. Her insan kendisinin bir şey önereceği anı bekler, o an kendi istemesini yerleştirme anıdır. Bu istemelerin yerleştirilmesi üretilen dışsallık ile olur ve dil bu şekilde ortaya çıkar. Sanatın her biçimi eğer dilin bir biçimi olarak kabul edilirse sanat da böyle ortaya çıkar. İşte dilin ve bir biçimi olarak sanatın bu ortaya çıkışı, kişinin kendi varlığından duyduğu endişe ile birleşince ortaya dinler ve peygamberler çıkar. Peygamberler, efendi fenomeninin nirvanasıdır. Varsayılan mucizeleri ve tarihe yön veren söylemleri ile böyledir. Her insan içinde böyle bir peygamberlik arzusu taşır Cioran’a göre. Bu meselenin Hegelyen bağlamı “Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar.” sözü ile doruk noktada belirginleşir. Vaaz etme isteğinin korunma içgüdüsü ile bağı, Hegel ‘de isteme olmasaydı insanın tam karşıtı şeyler dünyasında yok olup gitmesi ile özdeştir.

Ancak Hegel yalnızca efendilerden bahsetmez, diğer taraftan kölelerin de olduğunu ve bunun da yine var olma endişesinden kaynaklandığını söyler. Bu noktada Cioran’ın her insana atfettiği “peygamberlik” arzusu boşlukta kalır. Her insan içinde bir peygamber taşımaz, bazıları köledirler ve peygamberlerini arar. Cioran’ın felaket tasvirini anlamsız kılan da budur bana kalırsa. Kölelerin varlığı, efendiler arası yok ediş savaşının süspanse edilmesine neden olur ve de Cioran vb. büyük ve ani felaket beklentisini anlamsız kılar.

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

NSH

Written by

NSH

Etik Estetik Politik

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade