Arakan: Tarihî Arka Planı

Arakan’da Tarihî Süreç, İç Dinamikler ve Uluslararası Aktörler

Arakan, köklü bir tarihi mirasa sahip. Arakan’ın bilinen geçmişi, milattan önce 3. yüzyıla kadar uzanıyor. Bölgede milattan sonra 1. yüzyılda Dhanyavadi Krallığı, 3. yüzyılda ise Vesali Krallığı kuruldu.

İslam’ın Arakan’a ulaşması ise 8. yüzyılda Arap tüccarlar vasıtasıyla olmuş. 15. yüzyılın başında Kral Narameikla’nın İslamiyet’i seçmesinin ardından Arakan İslam Krallığı kuruldu ve bu tarihten sonra İslamiyet bölgede hızla yayıldı.

1784 yılında Burma, Arakan’ı işgal etti. Bu işgal sırasında Arakan’ın iki yerli halkı Rohingya Müslümanları ve Budist Rakhineler ciddi baskı ve zulüm gördü. Burmalıların zulmünden kaçan Arakanlılar, ülkelerini terk ederek Bangladeş’te yer alan Chittagong’un güneyindeki Cox’s Bazar’a sığındı.

İki yerli halk arasında fitne başlatılması

Arakan’ın yerlileri olan Müslüman Rohingyalar ve Budist Rakhineler, 19. yüzyıla kadar barış içerisinde yaşadılar. Ancak 1826'da başlayan ve 12o yıl süren İngiliz işgalinin ardından Burma, Budist Rakhineleri sürekli Müslüman Rohingyalara karşı kışkırtıyordu.

1937’de İngiliz Hindistanı’ndan ayrılan, bu tarihle birlikte yarı özerk bir yönetime doğru evrilen Burma Krallığı, Müslümanların Budizm için büyük tehlike olduğu propagandasına başladı. Halklar arasında düşmanlık tohumları atıldı ve Rakhineler, Burma idaresi altında yaşamayı Müslümanlarla bir arada özgür olarak yaşamaya tercih ettiler.


Myanmar, 1948 yılında bağımsızlığını ilan eden bir ülke. Bağımsızlığını ilan etmesi ne yazık ki yönetimin sivillerin eline geçmesi manasına gelmiyor. O günden bu yana ülke yönetiminde cuntacılar ve Budist yanlısı yöneticiler var.
‘Rakhine State’ olarak adlandırılan Arakan eyaleti.

1942 Katliamı

Arakan’da bilinen ilk katliam 1942 yılında oldu. İngilizlerin göz yumduğu, Burmaların desteklediği Budist Rakhineler, 150 bin Müslüman Rohingyayı katletti. Arakanlılar bu olaya “Kerbela-yı Arakan” diyor. Katliamdan sonra çok sayıda Arakanlı Müslüman, mülteci olarak başta Bangladeş olmak üzere komşu ülkelere sığındı.

1947–1948 Göç Dalgası

İngilizlerin 1948’de ülkeden çekilmelerinin ardından Müslümanlara yönelik saldırılar arttı. Olayların hızla yayılması üzerine savunmasız Müslüman halk Hindistan ve Bangladeş’e sığınmak zorunda kaldı. Arakanlı Budist Rakhinelerin liderleri, kalan Rohingya Müslümanlarına karşı toplu katliamlara giriştiler.

1954 Katliamı

İngiliz parlamenterlerin 2013 yılı raporunda yer alan bilgilere göre, katliamlar artınca Müslümanlar silahlanarak kendi örgütlerini kurdular. Müslümanların biraz güçlendiği 1954 yılında Burma ordusu ‘Muson Operasyonu’ adını verdiği kanlı bir saldırı ile Müslüman güçleri dağıttı. Aynı sene binlerce sivil Rohingya, Müslüman direnişçilere yardım ettikleri bahanesiyle ya katledildi ya da ülkeden sürüldü.

1978 ‘Kral Dragon Operasyonu’

ABD merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) 2000 yılı raporunda yer alan bilgilere göre, hükümet 1978 yılının Mart ayında Arakanlı direnişçilere yönelik ‘Kral Dragon Operasyonu’nu başlattı. Yüzlerce Müslüman kadın ve erkek tutuklandı, birçoğu işkence gördükten sonra öldürüldü, kadınlara tecavüz edildi. Can ve mal güvenliği kalmayan çok sayıda Müslüman, yaşadıkları yerleri terk etmeye başladı. Birkaç ay içerisinde sayıları 200 bini aşan mülteciler, Bangladeşli yetkililer tarafından yaptırılan geçici kamplarda yaşamaya başladı.

2012 Katliamı

Haziran ayında üç Müslüman erkeğin bir Budist kadına tecavüz ettiği iddiası ortalığı karıştırdı. Devlet destekli Budist milisler Müslümanların evlerine, işyerlerine saldırdılar, ateşe verdiler. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre 2012 yılındaki şiddet olaylarında 140 bin Rohingya ülke içinde göç etmek zorunda kaldı. Kaç kişinin öldüğü konusunda kimse net rakam veremezken İHH bu sayının 3 bin olduğunu tahmin ediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü 2013 yılında yayınladığı “Yapabileceğiniz Tek Şey Dua Etmek” adlı raporunda Myanmarlı yetkilileri, Arakan eyaletinde Rohingyalara karşı etnik temizlik yapmakla suçluyor.



İnsan Hakları İhlalleri

  • Amnesty International’a göre ülkede 1982’de çıkarılan Yeni Vatandaşlık Kanunu ile “ulusallar” kategorisinin dışında bırakılarak, kendi topraklarında yabancı unsur olarak gösterilen Rohingyalar, bugün hâlâ vatandaş statüsüne sahip değiller. Müslümanlara üzerinde “yabancılara aittir” ibaresi yazan özel beyaz bir kimlik verilir. Bu kimlik sadece bilgi amaçlı. Hiçbir geçerliliği yok. Bu kanun yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan Arakanlı Müslümanları kendi topraklarında yabancı bir topluluk durumuna düşürdü.
  • Arakanlı Müslümanların seyahat özgürlükleri yok. Uluslararası Af Örgütü’nün 2014/15 Myanmar raporuna göre, Rohingyaların resmi izin almadan Burma’nın başka bölgelerine geçmesi yasak. Bu izni almak da imkânsıza yakın. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2012’de yayınladığı Arakan Raporu’na göre gece saat dokuzdan sonra sokağa çıkmaları ve polisten izinsiz akraba ya da komşularını ziyaret etmeleri yasak.
  • Müslümanlara pasaport verilmiyor. Komşu Bangladeş’e geçmek için geçerli bir belge düzenleniyor. Bu belge bazen geri dönüşte kabul edilmemekte ve bu kişiler ülkelerine geri dönemiyor.
  • Müslüman nüfusu azaltmak için Arakan’ın diğer bölgelerinden, Burma’nın merkezinden, hatta Bangladeş’ten Budistler, Müslümanların yaşadığı bölge olan Kuzey Arakan’a yerleşmeye teşvik ediliyorlar. Gelenlerin ev, arazi ile tarım ve hayvancılık için gereksinim duydukları her şey yine Müslümanlardan sağlanıyor.
  • Müslümanların evlenmeleri önüne de ciddi engellemeler var. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2013 tarihli raporuna göre yetkililer, evlilik izni almak isteyen çiftlerden yüksek miktarda rüşvet ödemek zorunda. İzin için 2–3 yıl beklemek gerekiyor. Vergiyi ödeyemeyen çiftler evlenemiyor. Kimi zaman vergiyi ödeyenler de izin alamıyor. Bazı çiftler evlenmek için kaçak olarak Bangladeş’e gidiyor. Evlenenlerin de ikiden fazla çocuk sahibi olmalarına izin verilmiyor.
  • Müslümanlar devletin hiçbir imkânından faydalanamıyor. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2012’de yayınladığı Arakan Raporu’na göre, örneğin hastalandıklarında devlete ait hastanelere gidemezler. Müslümanların devlet dairelerinde çalışmaları yasak. Bugün Arakan’da Müslüman devlet memuru yok.
  • İngiliz parlamenterlerin 2013 yılı raporuna göre, Myanmar okullarında Müslümanların en fazla liseye kadar eğitim almalarına izin veriliyor. Kimlik kartları olmadığı için Arakanlı Müslümanların iş bulması da neredeyse imkânsız. Böyle bir imkân olsa bile Rohingyalara eğitim konusunda da kısıtlama getirildiği için yeterlilikleri yok.

Arakan’da 3 buçuk milyon Müslüman yaşıyordu. Ancak Myanmar hükümetinin haksız uygulamaları ve katliamları sonucu bugün bu rakamın 1 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Mülteci Arakanlılar

Myanmar hükümeti, Arakanlı Müslümanların Bengal (Bangladeşli) olduğunu ve 1800'lü yıllardaki İngiliz sömürgesi döneminde buraya getirildiğini savunduğu için kimlik vermeyi reddediyor. Resmi rakamlara göre ülkenin %89'u Budistlerden oluşuyor. Ancak uluslararası kurumların raporlarına göre Myanmar’da %20 civarında Müslüman nüfusu bulunuyor. Myanmar dışındaki Arakanlı Müslüman nüfusunun da 1 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ağırlıklı olarak Bangladeş, Hindistan gibi ülkelere sığınan Arakanlı mülteci Müslümanlar ise, bulunduğu ülkelerden geri gönderilmekle tehdit ediliyor.

Arakan dışında mülteci olan Müslüman Rohingyaların sayısı net olarak bilinmiyor. Ancak Uluslararası Göç Örgütü’nün tahmini rakamlarına göre şöyle:


İç Dinamikler ve Uluslararası Aktörler

Kayıtlara göre bu sözler, Burma Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Aung Gyi Maungdaw tarafından 15 Kasım 1961'de söylenmiştir.

“Ne Bengalli, ne Chittagonglu Kalar ne de ‘Rakhine Müslümanları’. Onlar, bütün bunlar yerine kendilerini ifade eden etnik bir isim olarak Arapça bir kelime olan Rohingya’yı tercih ettiler…”

Bugün Myanmar’ın yer altı kaynaklarının keşfi ve işletilmesiyle ilgili ABD, Avrupa ülkeleri ve Çin gibi birçok dış aktör bölgede pay kapmak istemektedir.

ASEAN, İİT, Çin ve Hindistan gibi bölgesel güçler, ABD gibi uluslararası aktörler ve yabancı yatırımcıların mevcut Myanmar siyaseti üzerinde etkileri olduğu ifade edilirken, bütün bu unsurların hedeflerinin ve önceliklerinin farklı olması, bazı krizleri yahut anlaşmazlıkları çok daha başka noktalara çekebilmekte ve tehlikeli kutuplaşmalara sebep olabilmektedir. Arakan eyaletindeki şiddet olayları ve Myanmar’daki barış süreci devam ederken olayların merkezindeki aktörler, bu aktörlerle irtibat gibi daha hayati konular göz ardı edilmektedir.

Myanmar’daki petrol ve gaz sektörü, araştırma için uluslararası firmalar arasında ilgi alanı haline geldi.

Çin-Myanmar petrol ve doğalgaz boru hattı. Petrol boru hattı yıllık 22 milyon ton, doğalgaz boru hattı ise yıllık 12 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip.

Araştırma şirketi IHS Global Insights’a göre, Myanmar’ın 3.2 milyar varil petrole ve 18 trilyon kübik feet (tcf) doğalgaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. Aslında, ülkenin kanıtlanmamış ve kaydedilmemiş kaynaklarının çok daha büyük oranda olduğu belirtiliyor.

2010 yılından itibaren biri doğalgaz diğeri petrol olmak üzere Arakan’dan başlayıp Çin’in Yunnan eyaletine kadar uzanan iki ayrı boru hattının yapımına başlandı. Arakan’ın başkenti Akyab’da yapılan derin deniz limanı ve enerji terminalleri sayesinde Arakan petrolünün yanı sıra 30 yıl boyunca Afrika ve Orta Doğu’dan Çin’e giden tankerlerin boşaltılacağı liman haline gelecek. Malaka Boğazı’na alternatif olacak boru hatları, Çin’in Singapur ve Malezya’ya olan bağımlılığını da azaltacak. Myanmar ise bu projeden 29 milyar dolarlık bir gelir elde edecek.


5 bin 620 dönüm yer işgal edecek boru hatları ve çevresi Myanmar hükümeti tarafından askeri bölge ilan edilecek korunacak. Myanmar burada 13 bin 500 asker bulunduracak. Boru hatlarının bulunduğu köyler boşaltılıp kamulaştırılacak.

Bu yazıyı hazırlarken İHH’nın 2012 yılında yayınladığı Arakan Raporu’ndan (https://www.ihh.org.tr/public/publish/0/105/2012-arakan-raporu.pdf), İnsamer’in 2017'de yayınladığı Myanmar’ın Rohingya Çıkmazı raporundan (http://insamer.com/rsm/files/Myanmarin%20Rohingya%20Cikmazi-Arakanda%20Tarihi%20Surec,%20Ic%20Dinamikler%20ve%20Uluslararasi%20Aktorler.pdf), Al Jazeera’nın Arakan Uzaktaki Zulüm çalışmasından (http://appsaljazeera.com/interactive/arakan/), Dünya Bülteni’nin Myanmar Petrolüne İngiliz Ortaklığı haberinden (http://www.mepanews.com/haberler/5205-myanmar-petroluene-ingiliz-ortakligi.html) ve Yeni Şafak’ın Arakan Olayları Nasıl Başladı yazısından (http://www.yenisafak.com/dunya/arakan-olaylarini-nasil-basladi-2787552) faydalandım.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.