Aslında O Kadar da Akıllı Değilsiniz


Aslında O Kadar Da Akıllı Değilsiniz” kitabı ilk paragrafını “Priming” adı verilen muhteşem olguya ayırıyor. Burada onu yapabildiğim kadarıyla özetlemeye çalışacağım.

Kısaca iki katılımcının bir masada yüz yüze oturduğu basit bir deney var. Ellerindeki 10 doları adil bir şekilde paylaşmaları ve bu paylaşım için bir şekilde uzlaşmaları gerekiyor.

Bunu yapmaları için çantadaki iki kağıttan birisi alıyorlar. Bu kağıtlardan birinde “teklif et”, diğerinde ise “karar ver” yazıyor. “Teklif et” yazan kağıdı alan kişi istediği şekilde bir teklif sunabiliyor. Mesela “ikimizde 5 dolar alalım” veya “ben 7 dolar alıyorum sen ise 3 dolar ” gibi. Diğer kişi ise bu teklifi kabul edecek veya reddecek şekilde bir karar vermek zorunda.

Burada üç kural var:

  1. Eğer teklif kabul edilmezse, kimse parayı alamıyor. Bu demek oluyor ki teklif bir şekilde teklif edenin karını maksimize etmeli ama aynı zamanda da iki taraf içinde adil olmalı.
  2. Katılımcılardan birisi aktör. Sadece bir katılımcı var ve araştırmacılar her zaman katılımcınını teklif eden rolünü almalarını sağlıyor.

Çok basit değil mi?

Şimdi ana üçüncü ve asıl kurala gelelim:

3. Katılımcıların yarısı deney için farklı bir odada bekliyorlar. Bu odalardan birisi business temalı bir dekorasyona sahip. Çeşitli evrak çantaları, pahalı kalemler, takım elbiseler, kravatlar ve resmi tokaşmalar odaya hakim. Diğerinde ise deniz, kumsal, sörf ve güneş ögelerinin bulunduğu plaj temalı dekorasyon var.

Bu odalar katılımcılarda nasıl bir fark yaratabilir dersiniz? Business temalı odada bekleyen katılımcıların büyük çoğunluğu tekliflerinde agresif davranıyor. Teklifleri için tartışıp, onları pazarlamaya çalışıyorlar. “Tabi ki ben 8 dolar alacağım, bu seninkinden fazla ama sende 2 dolar alacaksın ki bu hiçbirşeyden fazladır!” gibi şeyler söylüyorlar.

Diğer tarafta, rahat temaya sahip odadakilerin büyük çoğunluğu umursamadan cömert bir şekilde yüzde 50 teklifinde bulunup iki tarafında 5 dolar almasını sağlayarak bu işi bitirmek istiyorlar.

Kıssadan hisse şu ki hareketlerimiz her zaman çevremizden algıladığımız değerlerin ve mesajların etkisi altında kalıyor. Her zaman ve bilinçsizce.

Sizce de korkunç değil mi ?

Not: Fabio Bracht’ın Quora’daki cevabından çeviridir. What are some mind-blowing facts about social psychology?

Like what you read? Give Özgür Şahin a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.