Asrın Yalanı: Eğitim Şart!

Yeni Türkiye’nin vatandaşlara dev hizmetleri devam ediyor…

Malum artık yeni bir ülkemiz var.

Aslında ülke bildiğiniz ülke. Aynı coğrafyada, yine üç tarafı denizlerle ama her tarafı düşmanlarla çevrili falan…

Bir çiçek bahçesi, kültürler mozaiği vesaire…

Başkenti hala Ankara.

Ama ülke yeni: Yeni Türkiye

Ve bu yeni ülkede vatandaşlara öyle dev hizmetler var ki…

… bu hizmetler başka hiçbir yerde yok!

Öncelikle ülkemiz vatandaşlarını büyük bir zahmetten kurtardı: Düşünmek.

Bunun yerine internetten ona buna küfredebilir, trafikte makas atabilir, otobüste fortçuluk yapıp sokaktaki köpeği tekmeleyebilirsiniz.

Düşünme gerektirmeyen bu davranışlarla vücudumuz enerjiden tasarruf eder. Ne de olsa devir, enerjide tasarruf devri!

Bir diğer hizmet “kime oy vericem” derdinin bitmesi. Zaten pek bir seçenek olmadığı için vatandaş daralıyordu, bunun yerine oy veriyor gibi yaparak mutlu olduğunuz ama sonucun yüce makamlarca çok önceden tespit edilerek oy sayma derdine son veren sisteme geçildi. (Temsili demokrasi diye buna deniyor olsa gerek!)

Hacca gidemeyenlere Kabe maketi etrafında tavaf, bedelli askerlik yüzünden askere gidemeyenlere rahat silahlanma ve dilediğin zaman sağa sola sıkabilme imkanı, ecdadını merak edenlere dizilerle tarih dersi, evde kalıcam diye korkanlara daha çocukken evlenebilme olanağı !..

Eşsiz hizmetlerin ardı arkası kesilmiyorken en büyüğü meğer sona saklanmış:

Eğitimin şart olmadığı eğitim sistemi!

Yıllarımız okullarda sınav stresiyle geçti. Anne babalarımız iyi birer vatandaş, mevki ve makam sahibi olabilirsin diye bizi kandırdı, okumaya zorladı. Üstelik kızlı erkekli sınıflarda sürekli tahrik olmak zorundaydık. Çocukluğumuz ve gençliğimiz bunalımlarda geçerken ecdadımızın dilini bile öğrenmekten mahrum kaldık.

Bu arada ne mi oldu? Mesela imamın biri soruları dağıttı elalem subay oldu! Bıraktığı bıyığın kıvrımlarına göre birileri memur, bürokrat oldu. Rant kardeşliğinde bazıları iş adamı olurken yedi sülaleleri beyaz yakalığa soyundu. Araklama makalelerle profesör, bu profesörlerin himayesinde akademisyen olundu. Futbolcular bile sahadaki değil cemaatteki performansına göre forma sahibi oldu.

Bu kadar becerikli insanlar arasında kadınlara fazla rol kalmadı ama onlar da hayallerine zengin adamlara kapılanarak kavuştular. Beceremeyenler bunun hayalini üreten TV programları sayesinde iyi birer sosyal gözlemciye dönüştüler. Doğal misyonları olan doğurmak ve temizlik yapmaktan kalan zamanı artık buna harcayabilirlerdi.

Zaten yeni ülkemizin yeni vatandaşlarının DNAsında hertürlü bilgi-birikim-tecrübe yüklüymüş. Bir anda herkes her konuda uzman oldu. Öyle uzmandılar ki dünya kıskandı.

Sonunda tüm bu potansiyelin farkın varmamızı engelleyen, yıllarımızı boşuna tüketen, beynimizi bulandıran şeyden tamamen kurtulma şansına kavuştuk.

Biz Yeni Türkiyeliler için artık eğitime gerek yok.

Bırakalım az gelişmiş milletler eğitim yalanının peşinden koşsunlar.

Okuduğunu anlama, anladığını anlatma , muhakeme, yaratıcılık, takım çalışması gibi safsatalarla oyalansınlar.

Yol yapılabilecek değerli arazileri — mesela — üniversiteler ile işgal etsinler. Yüzlerce yıllık köhnemiş binaları tarihi değeri varmış diye korusunlar. Proje okullarından bihaber olsunlar.

Müsrifçe, öğrenme teknolojisi denilen oyuncaklara para yağdırsınlar.

Kızlar-erkekler vıcık vıcık sınıflara doluşsun da olmayan ahlakları daha da bozulsun.

Gavur oldukları için zaten imam olmalarına imkan yok, fizikmiş , kimyaymış, matematikmiş oyalanadursunlar…

Atı alan Üsküdarı çoktan geçti!


Ümit ÖNER’in insanlık gündemi hakkındaki yazılarına Medium sayfasından ulaşabilir, paylaşımlarını İnsanlık Gündemi yayınından veya Twitter ve Linkedinde takip edebilirsiniz.

Biliyor musunuz?

Gezegen üzerindeki tüm insanlar aynı hikayeleri paylaşıyor!

En iyisi siz de takip edin…

Like what you read? Give Umit Oner a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.