Beynin Olağanüstü Gücü ve Öğrenmeyi Öğrenmek (Yazı+Video)

Aldığımız yeni bir cihazın kullanma kılavuzunu okuruz. Nelere dikkat etmemiz gerektiğini, neyi yanlış yaparsak hangi sonuçları doğuracağını buradan öğreniriz. Ancak nedense bizle var olan ve yaşamımız boyunca da var olacak olan bedenimizin kullanma kılavuzunu okumayız, gerekli özeni ve önemi göstermeyiz.

Baykalem
Baykalem
Jul 9 · 13 min read
Photo by Jakob Owens on Unsplash

Bedenimiz de cihazlar gibidir. Daha verimli kullanırsak tam performans alırız. Yanlış kullanırsak devreleri yakarız. Burada bedenimizin işlemcisi olan beynimizin ya da zihnimizin kullanma kılavuzu anlatılacaktır.

Bu yazı muhakkak bazılarınıza çok sıkıcı gelecektir. Belki de bazılarınız şu an okumaktan vazgeçti bile. Ama sizi temin ederim burada yazılanlar kendi bireysel yatırımınız için önemli fayda sağlayacaktır.

“Unutmayın her seçiş bir vazgeçiştir.” Sartre

Photo by Arun Sharma on Unsplash

Ne düşünüyorsanız, zihniniz o olur. Gerçek benliğinizin, gerçek durumunuzun ve gerçek yaşamınızın tamamen bilincinde olmalısınız. Etrafınızda zannettiğinizden çok daha fazla şey vardır ve bunun hep farkında olmanız, yararınıza olur. Örneğin televizyon seyredersiniz ama televizyon anteninden gelen frekans dalgalarını göremezsiniz. Hoparlörden gelen müziği duyabilirsiniz ama ses titreşimlerini gözlerinizle göremezsiniz. Fiziksel gözlerinizle bu gibi şeyleri göremezsiniz ama bir parçanız bu görünmez şeylerin bilincindedir.

Düşünceleriniz güçtür. Zihin, dünyamızı şekillendiren milyonlarca düşünce ve fikri yaratır, anlar. Bu nedenle zihin, gücün bir formudur.

Hafızanın güçlendirilmesinden insanları okumaya sıradan bir beynin bazı şaşırtıcı ya da olağanüstü şeyleri yapması mümkündür.

2016'da, Şükran Günü’nden iki gün sonra, 19 yaşındaki Charlotte Heffelmire tatil arası için Virginia’daydı. Devasa pikap kamyonun altında frenleri tamir etmeye çalışan babasını kontrol etmeye gitti.

Charlotte garaja girdiğinde, aracın altında benzinden kaynaklı bir patlama gerçekleşti ve lastiklerden birini sardı. Daha da kötüsü, aracı tutan kriko çöktü, babasını sabitledi ve yangını başlatan benzin kutusunu devirdi.

Gazeteler ve yayınlar, 1,67 boyunda 54 kilolu genç kızın, kamyonun çamurluğunu yakaladığını ve babasının üzerinden kaldırmaya başladığını yazdı. Charlotte, kamyonu ilk kaldırdığında, babasını neredeyse kurtardığını ve ikinci kez denediğinde ise babasının çıkmayı başardığını söyledi. Charlotte daha sonra yanan kamyona atladı ve evden uzaklaştırdı, bahçe hortumu buldu ve alevleri söndürdü.

Charlotte’un şaşırtıcı başarısı sıradan fiziksel yeteneklere sahip kişilerin anlık ya da acil durumlarda olağanüstü bir güç sergiledikleri, dünyanın başka yerlerinde de örnekleri bulunan “histerik güç” örneğidir. Sanırım bizdeki karşılığı iman gücü :) . Charlotte’un hikâyesinin bizdeki karşılığı Seyit Onbaşı olsa gerek.

https://www.tr3d.com/galeri/proje/240v/

Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Yapılan atışlar sebebiyle tabyada bulunan topun mermi kaldıran vinci parçalandı. Bunun üzerine Seyit Ali 215 kilogram ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdi. Seyit Ali, ilk iki atışta düşman gemisi Ocean’a hafif bazı hasarlar verdiyse de, üçüncü atışında İngiliz zırhlısı Ocean’a ağır hasar verdi. Atılan mermi, geminin su kesiminin biraz altına isabet ederek geminin anında yan yatmasına neden oldu, daha sonra Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlardan birine çarptı. Ocean da bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak battı.

Her ne kadar bazı uzmanlar histerik gücün, korkunç durumlarda adrenal bezlerden salınan devasa adrenalin etkisinden kaynaklandığını iddia etse de, tam olarak kaslarda nasıl çalıştığı gizemini korumaktadır. Ancak açık olan konu; doğru koşullar altında vücudumuzdan şaşırtıcı bir performans alabileceğimizi göstermektedir.

Aynı şey zihinlerimiz için de geçerli mi? Superman zihinsel özelliklerini, bir kamyoneti kaldırmak kadar mükemmel yapabilir miyiz? Bu soruyu cevaplamak için, Charlotte Heffelmire’ye ya da Seyit Onbaşı’ya gerçekte ne olduğuna bakmamız gerekir. Kaslarında ve adrenal bezlerinde bu olağanüstü hareket, ilk olarak beyninin içinde başlamış olmalıydı, bu da bir şekilde adrenal bezleriyle birlikte kaslarına emrederek maximum eforu göstermesini sağladı. Böylece, gerçek anlamda, hayat kurtaran başarısı, istediği zaman zihnin neler yapabileceğinin güçlü bir örneği oldu.

Photo by Josh Riemer on Unsplash

Zihnin arzusu ister bilinçli olsun ister bilinçdışı, son derece önemlidir. Charlotte’un durumunda önemli olan, nasıl düşündüğünden çok nasıl hissettiğidir ve bu da onun tepkisini ateşlemiştir. Genelde, sıradan bir beyni, olağanüstü bir beyne dönüştürmede en önemli faktör duygusal durumdur.

Beyin, yaklaşık 100 milyar nöron ve bu nöronlar arasında yaklaşık bir katrilyon (1.000 trilyon) bağlantıdan oluşur. Beyninizin performansını artırmanın anahtarı: Bu 100 milyar nöronu ve 1.000 trilyon bağlantıyı daha verimli kullanmaktır. Bir soruna odaklanan nöron sayısını arttırın. Performansınızı sınırlayan nöronları engelleyin.

İşte beyninizi verimli kullanmanın iyi bir örneği: Fibonacci dizisini ezberlemek — 0,1,1,2,3,5,8,13,21,34,55,89,144,233 — çok fazla tekrarlama gerektirir.

https://www.tech-worm.com/fibonacci-dizisi-nedir-nerelerde-kullanilir/

Kaba kuvvet ezberlemesi yerine basit bir kural deneyin: Sıradaki bir sonraki sayıyı almak için, önceki iki sayıyı ekleyin. Bu, serileri anında ve sonsuza dek yeniden yapılandırmanıza olanak tanır. Bu kolay kuralı hatırlamak, sayı dizisinin kendisini ezberlemekten çok daha az bellek kullanmanızı sağlar. Aynı zamanda hatırlamak istediğiniz bilgiyi çok daha hızlı biçimde geri çağırmanız mümkün olacaktır.

Meta-Öğrenme

Meta öğrenme dediğimiz kavram, öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini bilmektir. Bu, kişinin sahip olabileceği en önemli becerilerden biridir ancak bunun nasıl olacağını bilen çok az insan vardır. Günümüz öğrencilerine meta öğrenmesi öğretilmediği için bilgi köleleri haline gelmişlerdir. Fakat bu, onların hatası değildir sadece eğitim sistemimizin bir eksikliğidir. Konfüçyüs’ün da dediği gibi: “Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret.” Bu anlamda öğrencilere balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek şüphesiz akıllıca bir politika olacaktır.

Photo by Ben Wilkins on Unsplash

Sadece bilgiyi edinmek ya da ezberlemek tam anlamıyla öğrenme sayılamaz. Öğrenmenin kendisini öğrenmek ise gerçek manada bir beceridir ve bunun mantığını kavramak kişiye hayatında olağanüstü bir avantaj sağlar.

Bilim kurgu filmlerinden mi zihnimize yerleşmiştir bilinmez hep bilginin beyinden beyine transferinin ne kadar müthiş bir şey olacağını hayal etmişimdir. Özellikle ülkemizde ve dünyada olağanüstü öğrenme kabiliyeti olan kişilerin hayatını okuduğumda hep imrendim. Düşünebiliyor musunuz, insanın çok az bir çaba harcayarak bilgiye erişebilme kabiliyetine sahip olmasının hayatını nasıl değiştireceğini?

Limit yok (Limitless) filmini izleyenleriniz olmuştur. Özetle konusu şu şekildedir: Yaşamı pek de parlak olmayan Eddie, New York’ta düzensiz bir hayat yaşayan ve pek de başarılı sayılmayacak bir yazardır. Kız arkadaşından ayrıldığı bir gün yolda eski bir arkadaşıyla tanışan Eddie’nin hayatı tamamen değişecektir. Eski arkadaşından aldığı bir hap, Eddie’nin beyninin tam kapasite çalışmasını sağlamaktadır. Bu ilaç sayesinde eski dünyası değişen, hayata farklı bir gözle bakmaya başlayan Eddie; paraya, çekiciliğe ve yüksek bir zekâya sahip olur.

Esasında Eddie kadar olmasa da bunun sırrının yukarıda bahsedilen öğrenme sürecini bilinçli bir şekilde kavramaktan geçtiğini söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Eddie’nin kullandığı hapın formülü meta öğrenmedir. Yani öğrenmeyi öğrenmektir.

Öğrenme İki Aşamalı Bir Süreçtir

Peki, nasıl öğreniriz?

Bu soruyu cevaplamaya çalışmadan önce şu sorulara cevap bulmamız gerekir? Öğrenmenin anlamı nedir? Ne zaman bir şey öğrendin?

Öğrenme iki aşamalı bir süreçle gerçekleşir.

1. Bilgiyi okuma ya da dinleme

2. Yeni öğrendiğiniz şeyleri işleme ve hatırlama

İlk aşama hakkında zaten çok şey söylenmiştir: derin çalışma, konsantrasyon, dikkat dağılmalarını engelleme vb.

Ancak genelde ikinci aşama ihmal edilir. Bilgiyi tekrar ziyaret etmez ve hatırlamazsanız bu bilgiyle daha önce okumuş olsanız bile hiç karşılaşmadığınızı farz edebilirsiniz. Çünkü ikinci aşamayı atlamanın birinci aşamayı atlamaktan hiçbir farkı yoktur. Yani bilgiyi zihninize tekrar çağırmıyorsanız o bilgiyi hiç okumamışsınız demektir.

Cersei’yi öldürdükten sonra (1. aşama) White Walkerslar (Akgezenler)(2. aşama) ile de ilgilenmeniz gerekir. (Dipnot: Son sezonu hiç beğenmedim, yazık ettiler diziye. 3. Bölüm final olmalıydı.) Eğer yapmazsanız iki şekilde de kaybedeceğiniz aşikârdır.

https://www.chuckmccarthy.com/post/163438907668/i-think-cersei-becomes-the-queen-of-the-white

Yumurta Kapıya Dayanmadan Çalış

Planlı çalışma gerçekleştirmiyorsanız sınavlar yaklaştığında çoğunuz kafeine yüklenir ve bütün gece ders çalışırsınız. Ancak bu taktik, verimliliği etkilemektedir ve böyle yaparak kesinlikle olağanüstü hatırlama gücüne kavuşamazsınız.

Photo by Nathan Dumlao on Unsplash

Yeni bilgiyi öğrenirken, nöronlarınızın bir sınırı vardır; Sabit bir zaman diliminde yeni anıları kodlamak için yalnızca belirli sayıda yeni bağlantı veya sinaps oluşur. Buna göre, bir sınav için bilgileri beyninize son gün tıkıştırmaya çalışırsanız, beyninizin bilgiyi tutabileceği üst seviyeye hızlıca erişirsiniz çünkü nöronlarınızın sinapsları büyütmek veya güçlendirmek için gerekli proteinleri sentezleme yeteneği bu kısa sürede tükenmiş olacaktır.

Öğrenmeyi zamana yayar ve bilgiyi tekrar tekrar çağırırsanız bilgi kısa süreli çalışan hafızadan uzun süreli hafızaya geçiş yapacaktır. Yani özetle yumurta kapıya dayandığında yapılan öğrenme çalışmaları kesinlikle verimli olmamaktadır. Daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi öğrenme sürecinden ayrılma ve zaman aralıklarına yayma şeklinde çalışma yapıldığında sinapsların gelişimi çok daha fazla olacaktır.

ANKI Metodu

Japonların keşfettiği anki flash kart bellek sistemi, uzun bir süre boyunca öğrenmeyi bırakarak hatıraları kodlayan nöronların protein sentezleme kabiliyetlerini geri kazanmasına ve yeni bağlantılar kurmasına olanak sağladığı için büyük başarı elde etmiştir.

Bir anki flash kart; bir tarafta bir soru ve diğer tarafta bir cevap görüntüler ve her kart kullanıcının ihtiyacına göre öğrenmeyi sağlamak ve sürdürmek için günler, haftalar, aylar veya hatta yıllar boyunca sunulur.

ANKI metodu ile birkaç hafta veya ay boyunca ağırlık kaldırmak nasıl ki kasları güçlendiriyorsa bu çalışma metoduyla aynı şekilde beyin güçlenmektedir.

Büyük Resmi Görmek

Kapasiteniz yüksekse ve çok hızlı bir şekilde öğrenmeyi gerçekleştirebiliyorsanız gereksiz tüm detayları hafızanıza alabilirsiniz. (Bunu başarırsanız ne olur bize de anlatın). Sonuçta hafızanızın kapasitesi sınırsız ya da en azından net olarak ispatlanmış bir sınırı yok. Ancak bunu başaramıyorsanız önemsiz detaylarla vakit kaybetmeyin. Aksine odak noktanız, büyük resmi anlamak ve kavramların birbirleriyle olan ilişkileri olmalıdır.

https://study.com/academy/course/big-picture-thinking-in-business.html

Elon MUSK öğrenme süreciyle ilgili yaklaşımını şu şekilde tarif eder:

Ayrıntılara-yapraklara boğulmadan önce temel prensipleri, gövdeyi ve büyük dalları anladığınızdan emin olun. Eğer böyle yapmazsanız yaprakların tutunacağı bir dal zaten olmayacaktır.

Yani temeliniz sağlam değilse üstüne kat çıkamazsınız. Sağlam bir gövde yoksa dallar olmayacaktır. Dallar yoksa da tutunacak yaprak da olmayacaktır. İşte temeli sağlam yapmanın ve gövdeyi ve büyük dalları yetiştirmenin yolu büyük resmi görmekten geçiyor.

Bunu uygulamak için zihin haritası tekniğini kullanabilirsiniz.

Zihin Haritası

‘Mind Map’ yani ‘Zihin Haritası’ temelde bir not alma yöntemidir. Bir nevi, zihin haritasının, bilgileri depolamak için bir araç ve problem çözümünde yaratıcılık imkanı sağlayan bir düşünme şekli olduğunu söyleyebiliriz.

https://www.lifehack.org/articles/work/how-to-mind-map-in-three-small-steps.html

Zihin Haritasını Nasıl Uygularız ?

Öncelikle kocaman bir kâğıt ve renkli kalemler alınır. Ana konu, sayfanın merkezine yerleştirildikten sonra bu merkezden çıkan bağlantılar, tercihen farklı renklerde çizilir. Bağlantı kurduğunuz kavram ya da başlıkları da onları temsil ettiğini düşündüğünüz imgelerle süsleyebilirsiniz. Tercihen bir düğüm tek bir fikri içermeli ve merkezden dışa doğru dalların kalınlığı gittikçe azalmalı. Tıpkı nöronlardan çıkan bağlantılar gibi; zihin haritasının temeli de buna dayanır, bu yüzden beynin işleyişiyle uyumlu bir yöntem olduğu savunulmaktadır.

Böylelikle insan beyninin konuyu alışık olduğu yapının ötesinde algılaması hedeflenir. Psikolog Tony Buzan, bu yöntem sayesinde hatırlarken beynin full kapasitesinin kullanılabileceğini ve yaratıcı düşüncenin önünün açılacağını savunur.

Zihin haritaları bir not alma ve yaratıcı düşünme tekniğidir. Notlarınızı daha yaratıcı biçimlerde almanızı, daha kolay hatırlamanızı ve üzerinde çalıştığınız konuyu net bir şekilde anlamanıza yardımcı olur.

Tarihten Zihin Haritası Tekniğini Kullanmış Dehalar

Leonardo Da Vinci,

Politikacı Cassiodorus — 562,

İspanyol yazar ve filozof Ramon Llull

Sir Isaac Newton

Paganini’ nin ‘İlahi Komedya’ üzerine zihin haritası

Charles Darwin

Arapça olarak hazırlanmış ve oldukça eski bir zihin haritası

Walt Disney

Zihinsel Modeller

Zihinsel model aslında dünyaya bakma şeklidir. En basit haliyle zihinsel model, düşünmek için kullandığınız bir dizi aracı ifade eder. Her bir zihinsel model başka bir çerçeve sunar, böylelikle dünyaya veya belli bir probleme bu çerçeveden bakabilirsiniz.

Aynı soruna yaklaşmak için ne kadar fazla bakış açısı varsa elinizde, zihinsel modelleriniz de o kadar gelişmiş olur. Örneğin zamanınızı nasıl düzenlemeniz gerektiğini bilmiyorsanız, elinizdeki birkaç zihinsel modelden birini seçip uygulayabilir ve başarıya ulaşabilirsiniz.

Araç Kuralı

Abraham Kaplan “The Conduct of Inquiry” isimli kitabında “araç kuralı” adını verdiği bir konseptten bahsediyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Ufacık bir çekici düşünün, yapabileceği her şeyin temeli çakmaya dayanıyor.”

Kaplan’ın araç kuralı, “Eğer bir çekiciniz varsa, her şey çivi gibi görünür” kuralını anımsatıyor. Yani eğer dünyayı görmek için elinizde tek bir çerçeve var ise, karşılaştığınız tüm problemleri bu çerçeveye sığdırmaya meyilli olursunuz. Eğer zihinsel modelleriniz kısıtlıysa, çözüm üretme potansiyeliniz de sınırlı olur.

1965 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan tüm zamanların en büyük fizikçilerinden biri olarak görülen Richard Feynman’ın stratejisi de kendi entelektüel sandığında tuttuğu benzersiz bir zihinsel modeldi. Aslında Feynman matematik doktorası yapan diğer öğrencilerden daha zeki değildi, sadece problemi farklı bir açıdan görüyordu.

Feynman Tekniği

Einstein: “Bir şeyi 6 yaşında bir çocuğa anlatamıyorsanız, siz de anlamamışsınız demektir.” demektedir.

Esasında Feynman Tekniğinin temelinde bu bakış açısı yatmaktadır. Bir şeyi en iyi öğrenme ve uzun süreli hafızaya atmanın en kolay yolu başka birisine anlatmaktır. Feynman der ki:

- Konuyu belirleyin

- Konuyu küçük bir çocuğa anlatırmış gibi anlatın

- Takıldığınız noktaları not alarak tekrar gözden geçirin

- Konuyla alakalı analojiler kurun

- Konuyu basitleştirin

Bilinen-Bilinmeyen Geçişi

Mini mini birler, çalışkan ikiler, tembel üçler, misafir dörtler, kapı dışarı beşler… Çocukluk tekerlemeleri sonsuza dek hafızamızda yer etmeye devam edecektir. Belleğe rastgele bilgi vermek istiyorsanız, kafiye yapmak çok iyi bilinen bir yöntemdir. Normalde, rastgele kelimelerin bir listesini ezberlemek hafızaya tekrar tekrar yükleme gerektirir ve birkaç gün sonra sadece birkaç kelimeyi hafızanızdan çağırabilirsiniz.

Photo by Ashton Bingham on Unsplash

Bu basit kural yardımcı olabilir: Kelimeleri derinlemesine gömülü bir belleğe kafiye edin, sonra bu belleği hayal edin. Her kelimeyi anında hatırlayacak ve muhtemelen asla unutmayacaksınız.

Bu kafiye yöntemi işe yarar çünkü kuralları saklamak için ham bilgiden daha az hafıza gerekir, aynı zamanda yabancı bilgileri önceden kaydedilmiş veya tanıdık bilgilere de bağlar. Kafiye yapmak, bu bilgiyi hatırlama çabasını azaltır ve böylelikle öğrenmek istediğiniz bilgiyi daha hızlı bir şekilde geri çağırırsınız.

Bilinmeyeni bilinene dönüştürmek birçok bilişsel zorluğun üstesinden gelmek için yararlı bir metottur. Yeni bir kavramı kavramaya veya karmaşık bir fikri açıklamaya çalışırken, sadece şu soruyu sorun: “Hangi iyi bilinen kavram veya olgu bu yeni şeye en yakın olandır?”

Yukarıda bahsedildiği gibi yeni bilgiyi daha iyi anlamak için basit kurallar bularak bilinmeyeni bilinene çevirmek doğruyken, paradoxal olarak tam tersi de bazı durumlarda doğrudur. Şöyle ki: beyin günlük olayları otomatik olarak kenara atar ama sıra dışı olanları tutar. Sık karşılaşılan olaylar nadiren sorun yaratır, çünkü bunlar için öngörülebilir ve hazırlık yapabilirsiniz — mesai çıkışı yoğun trafik, kış havası. Bu günlük olayların zaten sürekli olduğunu biliyorsunuz. Oysa beyniniz sıra dışı olayların anılarını saklamak için gelişmiştir, çünkü onlar sizi beladan uzak tutmaya yardımcı olurlar. Beklenmedik şeyler olduğunda beyniniz uyanıktır, çünkü bu olaylar rahatınızı bozar ve rahatsız eder — şehrin güvenli bir kesiminde, güneşli bir günde ani bir yağmur fırtınasına yakalanmak gibi. Bu ani gerçekleşen şeyler için hazırlıklı değilsinizdir. Bu yüzden beyninizin normal hatıraları çıkarması çok mantıklıdır, böylece kötü sürprizlerin üstesinden gelmenizi sağlayacak bilgilerle karışmazlar.

Etrafınızdaki doğumları, evlilikleri, ölümleri ve belli başlı hikâyeleri çevreleyen detayları aynı nedenle hatırlıyorsunuz: Bunlar normal yaşam akışından farklı olarak temsil edilirler.

Bu nedenle, insanlar; beklenmedik bilgileri beklenenden çok daha iyi hatırlar. Bilgileri ne kadar şaşırtıcı kılarsanız, herkesin hatırlaması o kadar kolay olacaktır.

Bilgiyi Çerçeveleme

Bir İgnliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe, kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Ardakai hfraliren srısaı krıaışk oslada ouknyuorumş.Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz.

Eğer siz yeni bilgileri hafızada tutmak istiyorsanız ya çok yüksek derecede bildiğiniz bir şeyle ya da çok yüksek derecede bilmediğiniz bir şeyle çerçeveleyerek bağlantı oluşturmanız gerekir. Hangisi daha ağır basıyorsa birini diğerine tercih etmelisiniz.

Esasında burada da anahtar husus beyninizin performansı duygularınızın performansına bağlı olduğudur. Yani duygularınızla yeni bilgiyi ne kadar abartırsanız bu metot o kadar başarılı olacaktır.

“Birçok Dünya” Zihninize Dokunun

Gerçek dünyada anahtarlarınızı kaybedersiniz, çünkü onları belirli bir yere koyarsınız, burada sadece koyduğunuz yeri unutursunuz. Ancak, nesnelerin aynı anda birden fazla yeri işgal edebileceği kuantum bir evrende yaşadığınızı hayal edin; anahtarlarınızı aynı anda farklı yerlere koyabilirsiniz; onları bulmak için bu yerlerden sadece birine rastlamanız yeterli olacaktır.

Evrende birkaç dünyayı işgal edemeyiz, ancak bir anlamda zihnimizde beynin hem sözel hem de görsel bölümlerindeki anıları kodlayarak “birkaç dünya” oluşturabiliriz.

Photo by Lena Bell on Unsplash

İlgisiz kelimelerin bir listesini ezberlemek istiyorsanız her kelimenin temsil ettiği nesnenin zihinsel bir görüntüsünü oluşturun. Bu farklı zihinsel görüntüleri birbiriyle ilişkilendirin.

Örneğin

• Süt

• Yumurta

• Mısır gevreği

Bu kelimeleri mi ezberlemek istiyorsunuz? Kendinize yeni bir dünya kurun: Dev gibi bir karton süt düşünün. Hayalinizde bunu şekillendirin. Çok büyük. Ve sadece çok büyük değil aynı zamanda etrafta zıplayan bir kutu. Ve birden patlıyor. Karton süt patladığında içinden yumurtaların uçtuğunu görüyorsunuz. Karton kutudan çıkan yumurtaların ayakları var ve dans ediyorlar. Yumurtaların dans ettiğini ve ayaklarını yere vurduklarını duyuyorsun. Sonra yumurtalardan biri kırılıyor ve içinden bir avuç mısır gevreği çıkıyor.

Okuduğunuz veya dinlediğiniz bilgileri gerçekten saklamak istiyorsanız, yalnızca yazılı notlar almak yerine, bilgiyi de tasvir etmeniz faydanıza olacaktır. Yani kelimeye değil kelimenin tasvir ettiği resme odaklanmanız bilginin kalıcılığını artıracaktır.

SON SÖZ: Aslında hayat, öğrenme sürecinin ta kendisidir. Eğer dünümüz bugünümüzden farklı değilse maalesef bu hayatta kaybetmemiz kaçınılmaz olacaktır. Başta söylediğim gibi: Her seçiş bir vazgeçiştir. Hayat seçimlerinizden ibarettir. Bu seçimleri doğru yapmanız durumunda başarı size arkadaş olacaktır.

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Baykalem

Written by

Baykalem

Youtube Kanalım► https://bit.ly/2IXf6TC

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade