Bir Sigara İçimi Uzunluğunda — Yazmasam Deli Olacaktım

“Söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kağıt kalem aldım, oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.” Sait Faik Abasıyanık/Haritada Bir Nokta

Sen orada, tüm zerafetinle, tüm ihtişamınla salınıyorsun kalabalıkların içinde. Görüyorum, gülüyorsun bir fotoğraf karesinin sol köşesinde. Ne mümkün seni gülerken görünce hüzün. Fırtınanın ardından açması gibi güneşin, ne kadar kara bulut varsa göğde ve yerde, ve içinde kapkara yüreklerin, gün oldun hep, güneş oldun, ışık oldun. Bir saz telinin titremesinde saklıydı, bir kuşun kanat çırpışında, bir vapurun son çığlığında, saatin yelkovanında, bebeğin ilk adımında gülüşün.

Dalgalara benziyordu saçların ve düşmemek derinliğine, kaybolmamak kadar zordu zifiri karanlığında gecenin. Bir kedi yatıyordu yan masada, nefes alışverişini izliyordun, güneş kadar büyüktü gözlerin.

Ben en çok saçların için sevmiştim seni, ve gözlerin, ve ellerin, ve güneşe tutkusu gibi bir ayçiçeğinin.

Aşk bahanesiydi şiirin.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.