Türkçe Yayın
Published in

Türkçe Yayın

Bitki Zekası: Bitkilere Bakış Açınızı Değiştiren Kitap

Bitkilere olan bakış açınızı hiç düşündünüz mü? Gözünüzde bitkiler pasif, iletişim kuramayan, sosyal davranışlardan yoksun, duyuları olmayan, adeta cansız bir manken gibi mi görünüyor; yoksa bitkilerin de bizim gibi 5 duyusu olduğunu ve zeki varlıklar olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer bitkiler gerçekten gözünüze ilk bahsettiğim gibi geliyorsa, bir kez daha düşünmenizi öneririm.

*Bu içeriği dinlemek isterseniz, “Bilgi Etkisi” podcastimin bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

İşte bu soruların cevaplandığı, bitkilere bakış açınızı değiştirecek ve hiç görmediğiniz yanlarıyla sizi tanıştıracak bir kitapla tanıştırmak istiyorum sizi: Bitki Zekası.

Aslında bitki dünyasının duyulara sahip olmayan varlıklardan oluştuğu fikri bize Antik Yunan’dan kaldı. Kitabın ilk bölümlerinde bunlar bahsediliyor. Bir diğer konu da, bize bitkilerin gerçekten cansız bir mankenmiş süsü verilerek öğretildi. Yani, bitkiler hareket etmez, fotosentez yaparlar, ara sıra yeni sür­günler verirler, bazen çiçek açarlar veya bir yaprak kaybederler ve hepsi bu kadardır. Hatta dilimizde de saldırgan bir hale dönüşmüş bir hale bile geçmiştir: “bitki/ot olmak” söz öbeğini bilirsiniz. Bize kastettiği zar zor yaşama anlamındadır. Sizce de bitkilere haksızlık etmiyor muyuz?

Peki zeka sizin için nedir? Kitapta kısaca şu şekilde bahsediliyor: Zeka, problem çözme yeteneğidir.

Beyin gerçekten de “zekanın” üre­tildiği tek yer midir? Bir bitki akciğerlere, karaciğere, mideye, pankreasa, ya da böbreklere sahip değildir. Buna rağmen hayvanlarda bu organlar tarafından gerçekleştirilen tüm işlemleri yürütebilir. Öyleyse neden bir beyne sahip olma­mak onu zeki olmaktan alıkoymak zorundadır ki?

Çoğu hayvanın zekasını kabul etmekten çekinmeyiz çünkü alet kullanarak yiyecek elde etme, bir dil geliştirme, bir labirentten çıkma ya da diğer türden sorunları çözme yeteneklerini gösterir.
Öyleyse şimdi şunu soralım: bitkiler de aynısını yapabilir mi?
Evet, sürekli yapıyorlar! Diğer türleri sıklıkla kullanmayı içeren karmaşık stratejiler kullanarak kendilerini yırtıcılardan koruyor­lar, tozlaşmada güvenilir “taşıyıcılar”dan yardım alıyorlar, engel­lerden kurtuluyorlar, birbirlerine yardım ediyorlar, hayvanlan avlayabiliyor ya da kendilerine çekebiliyorlar, besine, ışığa ve ok­sijene ulaşmak için hareket edebiliyorlar. Öyleyse neden bitkilerin zeki canlılar olarak kabul edilmeyi tamamen hak ettiklerini itiraf etmiyoruz?

Bitkiler Hakkında Bunları Biliyor Musunuz Köşesi

Photo by Paweł Czerwiński on Unsplash
  • On yılların deneylerine dayanarak bitkiler, hesaplama ve seçim yapma, öğrenme ve hafıza becerilerine sahip varlıklar ola­rak ele alınmaya başlandı. Birkaç yıl önce İsviçre, çok daha az mantıksal polemikler arasında, özel bir beyanname ile bitkilerin haklarını tasdik eden, dünyadaki ilk ülke oldu.
  • Bitkilerin bizimkine benzer beş duyusu var: Görme, kok­lama, tat alma, dokunma, işitme. Duyusal açıdan bakıldığında bizden daha az gelişmiş olmaktan uzak, bize benziyor gibi görü­nüyorlar. Bu doğru değil: Onlar çok daha hassas ve bizim sahip olmadığımız en az on beş başka duyuya sahipler! Üstelik hepsi bu da değil: Kitapta 15 başka duyuya da sahip olduğu söyleniyor. Ve bu 5 duyu çok detaylı bir şekilde açıklanıyor.
  • Urbana Champaign’de Illinois Üniversitesi’ndeki bir araştırma, öğrencilerin kendi odalarında yapmaları istenen testlerle öğrenci performansını değerlendirmiştir. Biraz dikkat toplamayı gerektiren testlerin, pencereleri yeşil alanlara bakan öğrenciler için, bina manzarası olan öğrenciler için olduğundan daha iyi sonuçlara sahip olduğu görülmüştür.
  • Üniversite öğrencilerinden daha çok, bitkilerin varlığında ilkokuldaki çocukların dikkat kapasitelerinin yükseldiği Floransa’daki bir okulda gösterilmiştir. Dahası, kenarlarında sıralı ağaçlar olan caddelerde daha az kaza olmakta ve bol miktarda yeşil alanı olan mahallelerde daha az intihar ve daha az şiddet içerikli suç görülmektedir. Kısacası, bitkiler ruh halimizi, dikkatimizi, öğrenmemizi ve genel sağlığımızı iyi yönde etkiliyor.
  • Bitkilerin oksijen üreterek, karbondioksit ve kirleticileri zapt ederek, iklimi yumuşatarak fayda sağladığı uzun zamandır bili­niyordu. Ancak bitkilerin sağlığımızı etkileyebildiği diğer konular yalnızca yakın zamanda çalışıldı ve bulgular dikkat çekici: Bitki­lerin varlığının stresi azalttığı, dikkati arttırdığı ve hastalıklardan daha hızlı iyileşmeyi sağladığı görüldü.
  • Bir bitkiyi görmek fizyolojik parametrelerin ölçülmesi ile gösterilebilen bir biçimde sakinleşmeyi ve rahatlamayı sağlıyor.
    Hastanede bitkilere bakan pencerelere sahip olan hastalar, bina­lara veya boş alanlara bakan pencerelere sahip olan hastalara göre daha az ağn kesiciye ihtiyaç duyuyor ve daha hızlı taburcu olu­yorlar. Bu nedenle (özellikle de ekonomik sebeplerden) kuzey Avrupa’da inşa edilen pek çok yeni hastanede hastaların vakit ge­çirebileceği, bitkilere ayrılmış bölümleri (bazen bütün bir kat) bulunuyor.
  • Yerçekimini ve elektromanyetik alanları (ki bu büyümelerini etkiler) hissedebilirler ve havadaki ya da top­raktaki sayısız kimyasal maddeyi tanıyabilir ve ölçebilirler.
  • Dünyada var olan bitki türlerinin ancak yüzde 5 ila 10 kadarını tanıdığı tahmin edilmektedir ve bunlardan en önemli ilaçlarımızın tamamının yüzde 95’ini elde ediyoruz. Her yıl, hak­ kında hiçbir şey bilmediğimiz binlerce türün soyu tükeniyor ve insanlığa sunulan sayısız armağan da onlarla birlikte kayboluyor.
  • Bitki dünyası ile ilgili en son çalışmalar, bitkilerin duyarlı (ve bu nedenle duyularla donanmış) olduğunu, iletişim kurduklarını (birbirleriyle ve hayvanlarla), uyuduğunu, hatırladığını ve hatta diğer türleri yönlendirebildiğini göstermiştir. Nereden bakılırsa bakılsın, zeki olarak tanımlanabilirler.
  • Bitki dünyası tek başına gezegenin biyokütlesinin yüzde 99,5’inden fazlasmı temsil eder. Bu, canlı olan her şeyin toplam ağırlığı 100 ise, çeşitli hesaplamalara göre, bunun yüzde 99,5 ila 99,9 kadarı bitkilerden oluşmuş demektir. Ya da tam tersi şek­linde söylemek gerekirse, yaşayan şeylerin tamamı içinde hayvan­lar — insanlar dahil — yalnızca bir zerredir (yüzde 0,1 ila 0,5’lik bir azınlık).
  • Dünya gezegeninde, gerçekten de yüzde 97,7 bitki yaşamına karşılık yalnızca yüzde 0,3 hayvan yaşamı var. Bu durumda, daha az sayıda hayvana karşı bitkiler baskm olan varlıklardır. Bunun yalnızca bir açıkla­ması olabilir: Bitkiler bizim düşünmeye meyilli olduğumuzdan çok daha gelişmiş, uyum sağlayabilen ve zeki varlıklardır.
  • Bildiğimiz gibi, bitkiler besin zincirinin en temelindedir: ye­diğimiz her şey (et ve balık dahil) ya bir bitkidir ya da bitkilerle beslenerek olduğu şeye dönüşmüştür. İnsanlar beslenmek için çok çeşitli bitki kaynaklarına sahipmiş gibi görünüyor olabilir, ancak işin aslı öyle değil. Kalorilerimizin çoğunu aldığımız esas olarak altı bitki var: Şeker kamışı, mısır, pirinç, buğday, patates ve soya.
  • Beni Instagram ve Twitter’dan da takip edebilir, görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

Informavore Effect

Twitter

Başka bir yazıda görüşmek üzere!

--

--

--

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog ailesidir.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store
Informavore Effect

Informavore Effect

Bilgi tüketmek ve keşfetmek için. /Humans are informavores, feeding on information about themselves and the world around them! Instagram: informavoreffect

More from Medium

Ghost Trio by Phyllis Irwin & Lillian Faderman

Stardew Valley as an Educational Game

Moon Knight (TV Series)(Spoiler-Free) Review

Who Pays for the Bus Pass? A Student Government Story