Okey Yancıları Üzerine

Burak Tarik
Sep 2, 2018 · 4 min read

Bu makale, 2016 yilinda, “Journal of Social Structure” dergisinde yayinlanmis olup bir çok bilim çevresi tarafından Sosyolojik anlamda çığır açıcı bulgularla dolu olduğu kanaatleri dile getirilmiştir. Derginin editörü William Burke; ‘Bu makaleden sonra artık toplum bilimine eskisi gibi bakamayacaksınız…’ yorumlarında bulunmuştur. Nacizane bir çeviri ile sizlerinde istifadesine sunuyorum.

“Anadolu toprakları binlerce yıldır farklı kavimlerin ve toplumların kaynaşması ile harmanlanmış gerçek bir cosmopolite kültüre sahiptir. Dolayısıyla Anadoluyu tanımayan hiçbir tarihçi ya da sosyolog eğitimini hakkıyla tamamlamış sayılamaz. Gerek arkeolojik çalışmalar gerekse uluslar arası tarih etüdleri bu topraklarda yaşamış insanlarla alakalı neredeyse bugüne kadar karanlıkta kalmış bir nokta bırakmadılar. Ta ki izlerini sürdüğümüz kadarı ile son seksen yılda ortaya çıkmış olan Okey oyunu (Rummikub)ve bu oyunun yarattığı yancı sınıfını keşfedene kadar…

Mr.Hertzano tarafından 1940 larda, kendi aile ve yakın çevresinin can sıkıntısını gidermek için yarattığı bu oyunun, bir gün Anadoluda yeni dalga bir insan profili ortaya çıkaracağını kim bilebilirdi ki…

Osmanlı toplumunda kıraathaneler, karılarının dırdırından (complein) kaçmak için erkeklerin kullandığı en güvenli limandır. Zira erkek coğulcu yapılar olduğundan, eşler tarafından kendilerine ve ailelerine bir tehdit olarak görülmemişlerdir. Bu yapılar içerisinde erkekler kendi aralarında post modern ‘open mic’ alışkanlıklarına benzer eğlenceler üretmişlerdir. Bu süreçte anlatı geleneğinin hakim olduğu mezopotamya kültüründen esinle ‘Meddahlık’ ve hatta ‘Gölge Oyunları’ ağırlık kazanır.

Gelgelelim 1940 lara gelindiğinde 1.Dünya savaşını atlatmış ve bir sanayi devrimi gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti yeni bir savaşı kaldıracak güçte değildir ve dönemin lideri İnönü tarafınan kendilerini 2.Dünya Savaşından alıkoyabilmişlerdir. Fakat bu muafiyet beraberinde bir çok yokluğu ve zorluğu da beraberinde getirmiştir. Yoksullukla birlikte, karı dırdırları had safhaya ulaşmış ve çaresiz Türk erkeği soluğu her seferinde kıraathanede almıştır. Ve artık insanlar, bayatlamış Meddah esprileri ve Karagoz bıy bıylarından sıkılmış ve bir arayış içerisine girmiştir. Ta ki, Ankara tren garına yanaşan, üzerinde Mr.Hertzano imzalı bir mektuple birlikte bir vagon okey takımı yanaşana kadar!

‘Hariciye Nazırlığına;

Kadim Türk toplumunu bu zor günlerinde yalnız bırakmamak namına bu nacizane hediyemi kabul buyurunuz! Oyunun oynanma talimnamesi her bir onarlı kutuların içine istiflenmiştir. Şeytanınız bol olsun… Şaka şaka. İyi eğlenceler!

Dönemin dahiliye nazırı Cevdet Kurtay tarafından her bir ilçeye gönderilmek üzere düzenleme yapılır ve tüm Anadolu’ya okey takımları sevk edilir.

Buraya kadar sıradan bir dayanışma gibi görünen bu eylem, artık önü alınamaz sosyal bir sınıfın doğum çığlıklarıdır!

İnsanların oyalanma ihtiyacı göz önüne alındığında, gelen takımların yetersizliği üzerine ülkede eşine az rastlanır bir seferberlik başlatılır ve Kuvayi Milliye ruhunun bir devamı olarak insanlar ellerindeki bütün gürgen ve şimşir odunlarını getirip ve beşyüz büyük baş hayvan kesilerek, kemiklerinden okey taşı yapmak suretiyle Okey oyununun ülkedeki bütün köyler ve nahiyelere ulaşmasını sağlarlar. İnsanlar artık neşe içerisinde, ülkedeki krizin gölgesinden uzak okeye dönmektedirler. (a.g.e 347)

Yine de okey takımlarının sayısı kıraathaneleri dolduran insanlara nazaran yetersizdir ve zorunlu olarak bazıları oynamak yerine ana oyuncuların yanında oyunu izlemek rolüne razı gelmişlerdir. İşte tam bu noktadan hareketle ‘Yancı’ sınıfı medeniyet sahnesine çıkar.

İlk dönem ‘Yancı’ sınıfı karakteristik olarak daha içe dönük, içinde bir potansiyel olduğuna inanan ve fakat sıranın rastlantısal olarak kendilerine bir türlü gelmediğini düşünen, bir nevi kaderci, yanda dursa da esas kurmayların kendileri olduğunu düşünen asalak bir evrimsel süreç geçirirler. Oyuncuların puanlarını yazma, taşları dizme, küçük tavsiyeler verme karşılığında tost ve çay gibi bir takım faydalara ulaşmayı hedeflerler. İlerleyen evrelerde ‘Yancı’ sınıfı, masada konusulan her konuda fikir beyan etmeye, orada oluşan dostluklardan ve ortaklıklardan hak iddia etmeye başlarlar ki bu süreçten itibaren artık toplumda önü alınamaz tehlikeli bir türe dönüşürler.

Davranışları itibariyle öngörülemez bir yapıdalardır. Çünkü nicel olarak yardımcı bir unsur olarak varlıklarını sürdürürken başat bir ihtiyaç halkasına dönüşmüşlerdir. Zamanla birlikte ana oyuncu yerleri açılsa da hiçbir zaman oraya oturmayıp bir yandan yancı olarak kendilerini kabullendirip diğer yandan ana aktorlukten dem vururlar. Emek ve ihtiyaç grafikleri yana doğru düz bir çizgi şeklindedir, yani emek hiçbir zaman değişmezken ihtiyaçları Maslow u mezarında ters döndürecek cinstendir.

Ana oyuncunun merhamet ve hedefe yoğunlaşmışlığından istifade, tostun ve çayın bokunu çıkarırlar. Neticede kaybeden tarafın ödediği hesapta en büyük kalem yancıların açgözlülükleri ve hoyratlıklarıdır.

Üçüncü evrimsel süreçte yancıların kıraathanelerden çıkip, sosyal hayat içerisinde kamufle olarak arkadaş, danışman,siyasetçi rollerinde temel yancılık eğilimlerini sürdürdüğünü görmekteyiz. Ne yaptıklarını bilmeden ve sorgulamadan yanınızda görürsünüz onları. Yaptığınız ve ürettiğiniz her neyse, bütün riskini üzerinize aldığınız o işte sadece ilkel yorumlar yaparak ve bol bol tost yiyerek size ortak olurlar. Ancak bu birliktelik kaybetme rotasına girdiğinizin hissedildiği anda biter ve hiç farkına varmadan o yancının bir başka yana kaydığını görürsünüz.

Bayer ve Phizer firması bilim insanları, Yancılık eğilimleri ile alakalı Dopamin salgısının gereğinden fazla salgılandığını ve fakat beynin ilgili yerine ulaşmadan dağıldığını söyleyerek tıbbi bir takım çalışmalarının olduğunu beyan ettiler. Önümüzdeki yirmi yıl içerisinde bu hastalığın tedavisi noktasında ciddi ilerleme kaydedeceklerinden umutlular. “

Not : Hikayede adı geçen bütün yayınlar ve firmalar uyurmadır. Böyle bir makale de yoktur! Gerçek olan tek bir sey vardir; Yancilar!

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Burak Tarik

Written by

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade