Türkçe Yayın
Published in

Türkçe Yayın

Dehanın Nörobilimi: Yetişkinler İçin Zihin Alıştırmaları #4

Yazımın ilk kısmını okumak isterseniz: Dehanın Nörobilimi-#1

İkinci kısmı: Dehanın Nörobilimi- #2

Üçüncü kısım: Dehanın Nörobilimi- #3

Not: Bu yazı “ Nancy Andreasen/ Yaratıcı Beyin- Dehanın Nörobilimi” adlı kitabından aldığım notlar ile oluşturulmuştur.

Fotoğraf: Informavore Effect

Şu ana kadar yaratıcılığı, çevrenin etkisini, plastik beynimizi nörobilimsel açıdan tanımaya çalıştık. Fakat yazar kitabının son kısmında da bizi unutmayarak zihin alıştırmaları önerileri yaparak belki de kendi gözlerimizle yaratıcılığı en derinden tatmamızı istemiş. Böylece “Daha iyi beyinler yaratılabilir mi?” sorusunu da bir durup düşünmemi sağladı diyebilirim.

“Birçok kişinin bedenlerini geliştirmek için antrenman programları vardır. Zihnini ve beynini geliştirmek için alıştırma programları olan insan sayısıysa oldukça azdır” diyor kitabında Nancy Andreasen.

Ayrıca kitabını bitirmek üzereyken Robert Root-Bernstein ve eşi Michèle Root-Bernstein’in yaratıcılığın daha çok bir alandaki fikirleri alıp diğer bir alana uygulamak yoluyla ortaya çıkıyor olabileceğini, bir alanda uzmanlaşmanın başka bir alanda uz­manlaşmak için iyi bir temel yaratabileceğini de ekliyor ve başlıyor bize öneriler sunmaya!

Öncelikle yazar bu zihin alıştırmalarını günde en az otuz dakika yapmaya gayret etmemizi ve en az iki tanesini yapmaya çalışmamız konusunda bizi öğütlüyor. Hazırsanız, nörobilimci Nancy Andreasen’in kitaptaki zihin alıştırmaları tavsiyelerine geçelim!

Yeni ve Bilmediğiniz Bir Bilgi Sahası Seçip Derinlemesine Keşfe Çıkın

Photo by Green Chameleon on Unsplash

Yeni bir bakış açısı kazanmanın en iyi yollarından biri, hakkında çok az şey bildiğiniz ya da hiçbir şey bilmediğiniz bir alanda çaba gös­termektir. Üniversitede biyoloji ya da fizik okuduysanız, şiir ya da resimle ilgilenmeyi deneyin. Yaşamınız bilgisayar mühendisliği üstüne düşünmekle geçiyorsa, tarihi incelemeyi ya da biyografiler okumayı deneyin. İş dünyasından biriyseniz, coğrafya, dünya ya da oşinografi hakkında bir şeyler öğren meye çalışın. Hep piyano çalmayı istemiş ama müzik eğitimi alamamışsanız, şimdi yapın. Ama mutlaka her zamanki ilgi alanlarınız ve mesleğinizden tamamen farklı bir şey seçin.”

Anatomi bilim, resim ve heykel ise sanat olarak görülür. Ama hem Michelangelo, hem Leonardo her iki disiplinde de rahatlıkla çalışabilmiş, biri hakkındaki bilgileri diğerini zenginleştirmiştir. San Spirito’da insan bedenini gizlice parçalara ayırarak geçirdiği zamanlar olmasaydı, Michelangelo Davutun o güzel bedenini yarata­bilecek miydi? Ressamı insan bedenini önce kemikler, sonra kaslar ve ten olarak zihninde canlandıramıyor olsaydı, Şistine tavanı neye benzeyecekti? Leonardo ve Michelangelo yirminci yüzyılda yaşamış olsalar, neler yapacaklardı?

İlk adım yeni ve tamamen farklı bir alanı öğrenmektir. Eğer resim yapmayı, keman çalmayı ya da yabancı bir dili öğrenmeyi daha önce de istediyseniz; şimdi tam sırası, za­man ayırıp biraz çaba harcayın. En önemlisi, bunu üstünkörü yapmamaktır. İşin derinine inin ve tutkuyla yapın, çünkü bey­ninizi ancak bu şekilde gerçekten çalıştırabilirsiniz. Başarılı insanların çoğu gündüzleri bir alanda, boş zamanlarındaysa bambaşka bir alanda çalışmanın faydalarını görmüştür. Churc­hill ve Eisenhower resim yapardı. William Carlos Williams bir doktordu ve şiir yazardı, avukat olan Wallace Stevens da öyle. Einstein keman çalardı. Benjamin Franklin bir mucit, yazar ve devlet adamıydı.

Her Gün Meditasyon Yapmaya ya da “Yalnızca Düşünmeye” Zaman Ayırın.

Photo by Simon Migaj on Unsplash

Yaratıcı kişiliğin özelliği deneyime açık olmaktır. Peki, ya­şamı deneyimleme yeteneğimizin yoğunluk kazanması için zihnimizi açmayı nasıl başarabiliriz?

Meditasyonun yaşı geçmiş hippilerin yaptığı aptalca bir şey olduğunu düşünenlerdenseniz, bir kez daha düşünün. Medi­tasyonun beyindeki etkileri nörobilimin başlıca araştırma ko­nularından biri olmuştur ve bulgular meditasyon yapmanın be­yin işlevlerinde ölçülebilir yararlar sağladığı yönündedir. Son çalışmalar, beynin gama senkronu olarak bilinen bir özelliği üstünde yoğunlaşmıştır. Gama dalgaları beyinde gerçekleşen çok yüksek frekanslı titreşimlerdir. Farklı beyin bölgelerinde eşzamanlı olarak gerçekleştiklerinde, bu olayın bütün beyne dağılmış olan ve karmaşık bilgilerin anlamını keşfetmek ya da bir problemi çözmekte kullanılan nöronal grupların (nöronal topluluk olarak da bilinir) iletişimini sağladığı düşünülmek­ tedir. Gama senkronu basit elektroensefalografık tekniklerle (EEG) ölçülebilir.

Yapılan bir çalışmada, rahiplerin gama senkronları belirgin olarak daha yüksek düzeyde olduğu gözlemlenmiş. Hatta o güne kadar ölçülmüş en yüksek düzeylerden birisiymiş. Anlaşılan yap­tıkları meditasyon, meditasyon yapmadıkları zamanlarda da beyin işlevlerinin daha uyumlu olmasını sağlıyordu, çünkü gama senkronları o zamanlarda da daha yüksekti.

Peki, gama gücünün en yüksek olduğu yer neresiydi? Artık bunu kolayca tahmin edebilirsiniz. Yaratıcılığın kaynağı olan kortikal bölgelerde; frontal, temporal ve parietal lobların çağ­rışım bölgelerindeydi. Davidson’ın çalışmasından çıkan sonuç: İnsanlar beyinlerini meditasyon yoluyla eği­terek değiştirebiliyor, anlık farkındalıklarının kalitesini yalnız­ca meditasyon sırasında değil, gündelik hayatın rutini içinde de artırabiliyorlardı.

Gözlem Yapma ve Tanımlama Alıştırmaları Yapın

Photo by Michal Pechardo on Unsplash

Çevre­mizdeki dünyayı gözlemleme ve tanımlama becerimizi geliş­tirmek de, daha iyi ve daha yaratıcı beyinlere sahip olmanın bir başka yoludur. Bu temel çalışmayı zevkli hale getirmenin çeşitli yolları vardır.

Örneğin, kendi seçeceğiniz özel bir şeyi gözlemlemede uzmanlaşabilirsiniz. Yaşadığınız yere göre, seçtiğiniz konu da çeşitlilik gösterecektir. Kuşlar ya da ya­kınlardaki bir müzede sergilenen tablolar olabilir. Vitrin tasarımları olabilir. Yöresel halılardaki renk ve desenler olabilir. Kırmızı şaraptaki farklı tatlar olabilir. Bunların her biri bir ay ya da daha fazla bir şiire için yoğunlaşıp, sonra bir diğerine geçeceğiniz konular ola­bilir.

Bu zihinsel alıştırmanın ilk aşaması gözlem yapmaktır.

Yine de, bir geştalt yaklaşımı uygulaya­rak başlayabilir, on dokuzuncu yüzyıl Paris’inde izlenimciliği başlatan ressamların yöntemini kullanabilirsiniz. Bu şekilde beyninizin duygusal ve sezgisel bileşenleriyle alıştırma yap­mış olacaksınız. O bina (kuş… insan… halı… resim…) sizde ne gibi duygu ve düşünceler uyandırıyor? Düşünün ve bunları tanımlayabilecek doğru sözcükleri özenle seçin. Sonra daha analitik gözleme geçin. Gözlemlediğiniz şeye uygun olarak en ince ayrıntılara girip gözleminizi çözümlemek isteyeceksiniz.

Eğer bu bir insansa, örneğin, yüzüne bakın… gözlerine, kaşla­rına, alnına, burnuna, dudaklarına, teninin dokusu ve rengine. Sonra saçlarına geçin, vücudun genel görünümü ve duruşuna, giysilerine, ayakkabılarına… Gördüğünüz şekil, renk ve desenleri anlatabilecek en uygun sözcükleri seçin.

“İnsan gözlemleme” alıştırmasını yapıyor­ sanız, yeni karşılaştığınız insanları değerlendirmede daha ba­şarılı olacaksınız, örneğin. Yüzleri hatırlamak büyük olasılıkla daha kolay gelecek. Söz dağarcığınız genişleyecek. Yazma yeteneğiniz gelişecek. Bu alıştırmanın sonucunda görsel, dil ve bağlantı kortekslerinde yeni sinaps oluşturmuş olacaksınız.

İmgeleme Alıştırmaları Yapın

Photo by Peter Fogden on Unsplash

İnsan beyninin imgeleme yeteneği yaratıcılık için bir başka kaynaktır. Dr. Nancy Andreasen bu çelişkiyi biraz düşünmemizi öğütleyerek şu şekilde ifade ediyor: “ Nesnel olarak aynı anda yalnızca tek bir yerde olabiliriz. Ben yalnızca 2005 yılı Mart ayında, akşamının erken saatle­rinde, çalışma odasındaki bilgisayarının başında oturan Nancy Andreasen olabilirim. Ama hayalimde istediğim herkes ve her şey olup, her yere ve her mekana gidebilirim. Tudor İngilteresi’ne gidip Thomas More’la Ütopyaları tartışabilirim. Kenya’ya giderek aslanların sosyal davranışlarını araştırabilirim. Lorenzo, Michelangelo ve Floransa Akademisi üyelerine katılıp heykelli bahçede neop- latonizmi tartışabilirim. İlk insan yaratılırken meydana gelen ilk hücrenin nükleusu olabilir, gerçekleşecek büyüme için gelen emirleri formüle edebilirim. Daha da küçüliip, bir nö­ronun içindeki DNA olabilir, hücremin sürekli uyarıldığını his­sederken, genlerimden birini ifade ederek insan “sahibimin” hatırlayabileceği yeni bağlantılar yaratacak sinapsın oluşumu için protein haberciler yollayabilirim. Mürettebatsız bir uzay aracı olup, evrende hızla dolaşırken, yanımdan hızla geçen görüntüleri ve sesleri hissederek gözlem yapabilirim. Bi­çimsiz koca bir mermer parçasının içinde Davut’un bedenini görebilirim; en azından artık nasıl göründüğünü bildiğime göre. 2005 yılı Mart ayında, akşamının erken bir saatinde, bilgisayarımın başında otururken, yalnızca beynimde atıl duran imgeleme yeteneğini kullanarak bütün bunları ve daha fazla­sını yapabilirim.”

Hayal edebilecekleriniz hayal edebildiklerinizden çok daha fazladır. Yapabileceğimiz neredeyse sonsuz “imgeleme alıştırması” vardır. İmgeleme alıştırmasının özü dünyaya karşı bakış açınızı genişleterek zaman ve mekandan özgürleşebilmektir.

Leonardo ve Michelangelo gibi, bu kitapta yer alan yara­tıcı düşünürlerin çoğu, yaşamlarına çevrelerindeki doğayı izlemekle başlamış, doğaya ait görüntüleri beyinlerine kay­dederek, daha sonraki yaşamları ve sanatlarını bu görüntüler üstüne kurmuştur. Diğerleri meslek yaşamlarına doğabilimci olarak başlamıştır. Francis Galton, Tropical South Africa (Tropik Güney Afrika, 1853) ve The Art of Travel (Seyahat Etme Sanatı, 1855) isimli kitaplarında gözlemleyip resimlerini kendi çizdiği bitki ve hayvanları anlatan bir kaşifti. Kuzeni Charles Darwin de bir doğabilimciydi. Yalnızca Galápagos Adaları’na yaptığı bir yolculukta biriktirdiği ve The Voyage of the Beagle (Beagle Gemisinde Yolculuk, 1840) kitabında anlattığı doğa gözlemle­rine dayanarak bilimde bir devrim başlatmıştı. “Doğaya dön­mek” için birçok neden var. Aradaki bağlantı ilk bakışta çok açık olmasa bile, doğa gözlemleri bilimdeki büyük buluşlar için bir kaynak olagelmiştir. (Örneğin, James Watson, bir kuş- bilimci olmak niyetindeydi, ama onun yerine DNA’nın yapısını keşfetti.)

“Dehanın Nörobilimi” yazı serimi burada bitirmiş bulunuyorum. Diğer yazılarımda görüşmek dileğiyle!

Beni instagram hesabımdan da takip edebilir, görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

Informavore Effect

--

--

--

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog ailesidir.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store
Informavore Effect

Informavore Effect

Bilgi tüketmek ve keşfetmek için. /Humans are informavores, feeding on information about themselves and the world around them! Instagram: informavoreffect

More from Medium

世界はあと5分は待ってくれているはず、この5分で私の心と霊を新しくリフレッシュされるはず。

DO EPIC SHIT by Ankur Warikoo — A Personal Perspective

Introduction

500 Words — Day Forty-Nine: Flow