Don Kişot

Merhaba,

İspanyol Miguel de Cervantes Saavedra’nın romanı olan Don Kişot isimli eseri okuma fırsatı buldum ve eserden etkilendiğim için kitapla ve daha çok karakterlerle ilgili bir şeyler yazmak istedim.(Yazının devamında eserle ilgili spoiler bulunmaktadır.)

https://www.dr.com.tr

Romanımızda, kahramanımızın adı Alonso Quijano. Bu karakter sürekli şövalyelik ile ilgili kitaplar okuyan, tüm servetini ve zamanını bu kitaplara harcayan birisi. Daha sonra bu kitapların etkisinde kalarak kendisinin de bir şövalye olduğuna inanmaya başlıyor. Kendisine Don Kişot ve çelimsiz atına da Rosinenta isimlerini takarak maceraya atılıyor. Ayrıca bu macerada kahramanımıza Sancho Panza isimli saf köylü de yaveri olarak katılıyor. Çünkü Don Kişot, başarılı olursa kendisinin de zengin olacağını ve Don Kişot’un ona bir ada hediye edeceğine inanıyor.

Bütün kötü huylar, beraberinde az da olsa bir zevk getirirler, Sancho; ama kıskançlık sadece tatsızlık, hınç ve öfke getirir.

http://www.opi97.org

Don kişot’un iki sadık arkadaşı ve köylüsü olan berber ile papaz ise kahramanımızın bu durumuna çok üzülüyor. Onun iyi olmasını ve tekrardan köye gelmesini, bu şövalyelik hayallerinden kurtulmasını istiyorlar. Roman boyunca da sık sık Don Kişot’a oyun oynayarak onun tekrardan köye gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Gerçek dost olan bu iki karakter, Don Kişot’un iyiliği için samimi bir çaba harcıyorlar

Bir hayal aleminde yaşayan Don Kişot yolda gördüğü yel değirmenlerini, dev canavarlar zannediyor ve onlarla savaşmaya, onları alt etmeye çalışıyor ama işin sonunda yel değirmenlerine takılıp ölüm tehlikesi atlatıyor. Hem burada hem de romanın ilerliyen kısımlarında pek çok kez başarısızlığa uğruyor. Atından düşüyor, dayak yiyor. Tüm bunlara rağmen her zaman kendisini asil bir şövalye olarak görmekten çekinmiyor. Romanda Don Kişot’un kendini soktuğu durumlar, kendi dünyamdaki boşu boşuna savaştığım ve zamanımı, gücümü harcadığım yel değirmenlerini anımsattı. Biz de kendini şövalye zanneden Don Kişot gibi aslında olmadığımız gibi birisi olmaya çalışıyor, onun için çabalıyor ve ömrümüzü boşa geçiriyor olabilir miyiz?

‘’Ne şehri, ne şatosu, ne kalesi efendim? Görmüyor musunuz? Onlar nehrin ortasında buğday öğütülen su değirmenleri.”

https://lanota-latina.com

İşin bir diğer boyutuna bakacak olursak belki de kahramanımızın kendisini şövalyeliğe ait hissetmesi gibi biz de kendimizi aslında hiç öyle olmamasına rağmen başka şeylere, kişilere, ideolojilere ait hissedip gülünç savaşlar veriyor olabilir miyiz? Bu romanı okuduktan sonra şahsımı da içine alarak tüm insanların kendilerini ait hissettikleri futbol takımlarını, siyasi partileri ve buna benzer diğer her şeyi canı pahasına savunmasını; zamanını, nefesini bunlara harcamasının düşündüm. Özel hayatlarında kendilerini bir insana ait hissedip emek vermesini düşündüm. Gerçekten bir farkı var mı sizce şövalyelik şanı için yel değirmenleri ile savaşmaktan? Romanın sonunda Don Kişot en azından köyüne dönüp bir hiç uğruna çabaladığını, aklını kaybettiğini, şövalye olmadığını anlayabiliyor. Yaptıklarının pişmanlığını yaşama şansı elde ediyor. Gerçek dünyamızda bu hakikatleri anlayamadan kimbilir kaç kişi geçip gitti ve gidecek.

Karşında duran mıdır gerçek, yoksa gözünün gördüğü müdür? Gerçek olan nedir? Don kişot’un dövüştüğü değirmen mi? Dev mi? Yoksa dev gibi bir değirmen midir?

Romanda irdelemek istediğim bir başka karakter ise Don Kişot’un yaveri Sancho Panza. Bu köylü adam aslında Don Kişot’un anlatıklarındaki garipliği ve imkansızlığı her zaman seziyor ama zengin olma hayalleri ile belki de biraz aç gözlülük ile ona inanmak istiyor. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi işin sonunda bir köylü olmaktan kurtulacağına bir adaya sahibi olup, oranın valisi olacağına inanmak istiyor. Bu yüzden Don Kişot ile bu maceraya atılıyor.

Sancho Panza

Romanın ilerleyen kısımlarında Don Kişot ve yaveri, ava çıkmış bir dük ile karşılaşıyorlar. Dük ve karısı, Adamların hallerini görünce onlarla eğlenmek için kahramanlarımızı saraylarına davet ediyorlar. Dük, şatosunda kahramanlarımıza pek çok oyun oynayıp gününü gün ediyor. Fakat kahramanlarımız bir hayal dünyasında oldukları için adeta kör bir şekilde hiçbir şeyi anlamıyorlar. Yine Dükün tertiplediği bir oyun sonucunda Don Kişot, sevdiği hayali kadının bir sihirbazın elinde olduğuna ve Yaveri Sancho’nun 3600 kırbaç yemesi sonucunda sevgilisinin araftan kurtulacağına inanıyor ve bunun için yaverini ikna etmeye çalışıyor. Sancho ilk başta benim herhangi bir çıkarım yok bu işten diye kabul etmiyor ama daha sonra Dükün, adaya vali olabilmen için bunu kabul etmen şart demesi üzerine kırbaçları kendisinin istediği günlerde, istediği kadar vurması şartıyla kabul ediyor.

Dükün, Sancho Panzayı kandırıp seni vali yaptım demesi ve önceden tertiplediği yere göndermesi sonucunda Sancho hayallerine kavuştuğunu zannediyor. Burada bir oyun olmasına rağmen aslında ne kadar zeki ve fırsat verildiği zaman başarılı olabileceğini çevresindekilere gösterme şansı yakalıyor. Başarılı bir yönetim sergileyip etrafındakilerin takdirini kazanıyor. Bir gün dük, sanki Sancho’nun topraklarına gerçek bir saldırı varmış gibi oyun oynanmasına karar veriyor. Bunun üzerine Sancho yaşadığını düşündüğü tehlikenin ardından korkudan her şeyi bırakııp gitmek istiyor. Valiliğin de, zenginliğin de yalan olduğunu anladım benim güzel karımdan ve köyümde işleyecek topraklarımdan başka bir şeye ihtiyacım yok diyor.

https://www.periodistadigital.com

Böyle söylemesine rağmen Don Kişot ile beraber köylerine dönüş yolunda zavallı Don Kişot sevgilisine kavuşma hayaliyle Sancho’dan kırbaçları tamamlamasını isteyince, yaver bunun karşılığında para istiyor. Don Kişot çaresiz bunu kabul edince de gece karanlığında ormandaki ağaçlara kırbaçlar vurarak sanki kendisine vuruyormuş gibi sesler çıkartıp Don Kişot’u kandırıyor. Yaşadığı olaylardan sonra paranın, zenginliğin yalan olduğunu düşünen Sancho belki de ruhunun sefilliğinden dolayı yine dayanamayıp Don Kişot’un parasını alıyor.

Ah şeytan! Ah doymak bilmeyen muhteris nefsim! İkiniz ne de kötü arkadaşsınız.

Sancho Panza karakteri üzerinden fikir yürüttüğüm zaman; aslında bu kadar zeki olmasına rağmen fırsat verilmediği, köylü olarak doğduğu için mi Sancho böyle bir hayat yaşıyor yoksa sefil ruhundan ve kötü vicdanından dolayı mı hakettiği yerlere gelmiyor diye düşündüm. İnsan acaba ne yaşarsa yaşasın ruhundaki bazı sefillikler gerçekte hiçbir zaman değişmiyor mudur? Yazarın, ölüm tehlikesi atlattığını sanan Sancho Panza’nın artık bazı şeyleri kavramış olduğunu bize düşündürtüp sonra yine para için yol arkadaşını kandırmasındaki sebep bize bunu göstermek midir? Sanırım dürüstçe kendi ruhumuza baktığımız zaman bu sorunun en iyi cevabını ancak kendimiz verebiliriz.

Gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor olan bilgi budur. Kendini tanırsan, öküze özenen kurbağa gibi şişinmezsin.

Hoşça kalın.


Originally published at https://fatihgercel.com

Mehmet Fatih GERÇEL

Written by

Istanbul University Faculty of Law | https://fatihgercel.com/

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade