Mehmet Fatih GERÇEL
Jul 19 · 4 min read

Merhaba,

Dövüş Kulübü(Fight Clup), izlemediğim onlarca kült filmden yalnızca bir tanesi. 1999 yapımı bu filmi ancak bügün izleyebildim. Arkadaş ortamlarında, efsane filmlerin konusu açılınca ‘’yok artık onu da mı izlemedin?’’ diye hor görülmekten yorulmuş bir insan olarak film kültürümü arttırmaya karar verdim. Aslında bu kararı yıllar öncesinde aldım fakat aldığım pek çok karar gibi bunu da biraz gecikmeli olarak uyguluyorum. Bundan sonra düzenli olarak kült film seyredip, bunları ağ günlüğümde sizlerle paylaşacağım.

https://raru.co.za

Yönetmenliğini David Fincher’in yaptığı filmin başrollerinde Brad Pitt ile Edward Norton var. Filmimizdeki baş karakterimiz kendi hayatından memnun olmayan, yaptığı işi sevmeyen ve çok ciddi uyku problemi çeken bir insan. Aslında bu durumu değiştirmek istiyor ama bunun için herhangi bir adım atmıyor. İçindeki boşluğu evine aldığı son moda mobilyalarla dolduruyor. Büyük firmaların istediği gibi kendini tüketimin kucağına bırakıyor ve tüketerek mutlu olmaya çalışıyor. Kendine sunulan İkea katoloğundan en güzel eşyaları alıyor, televizyon kanallarından dizileri, programları tüketiyor. Bunun dışında kahramanımız işi için sık sık seyehat ediyor ve bu seyahatlerden birinde Tyler Duran(Brad Pitt) İle tanışıyor. Tyler ise Kahramanımızın aksine oldukça düzensiz ve savruk bir insan. Bir o kadar da maskülen ve günümüzün tabiri ile alfa özelliklere sahip bir erkek.

http://hafifmuzik.org

Kahramanımız evi yandıktan ve kendisi için çok kıymetli olan eşyaları kullanılamaz hale geldikten sonra çaresizce Tyler’ı arıyor ve onunla buluşuyorlar. Bu buluşmadaki tüm konuşmalar ve kapitalizm göndermesi gerçekten çok etkileyiciydi.

‘’Biz tüketiciyiz. tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz. cinayet, suç, fakirlik bunlar beni ilgilendirmiyor. benim için önemli olan magazin dergileri. beş yüz kanallı televizyon, iç çamaşırımda kimin adının yazdığı…’’


Sahip oldukların, sonunda sana sahip oluyorlar.


Önce teslim olmalısın. her şeyden önce korkmayı bırakıp, bir gün öleceğini kabullenmelisin. Sadece her şeyi kaybettikten sonra özgür kalabiliriz.

Filmin ilerleyen kısımlarında görüyoruz ki aslında Tyler diye birisi yok. Tyler yalnızca hayatından memnun olmayan Kahramanımızın yarattığı bir hayali karakter. Tamamen güçlü, kendi başına yetebilen bir karakter. Kahramanımızın tam da olmak istediği birisi. Burada sanıyorum pek çok insan kendisini görmüştür. Pek çoğumuzun bir yaşadığı kişi bir de olmak istediği kişi vardır. En azından benim öyle. Tıpkı kahramanımızın içindeki boşluğu tüketimle, Tv ile doldurması gibi bizler de bir şeyler alarak, Tv izleyerek ve belki sosyal medyada bir şeyler tüketerek boşluğu doldurmaya çalışıyoruz ve bir şekilde olmak istediğimiz o insandan böylelikle kaçıyoruz, erteliyoruz. Çünkü her ne kadar bir şeyler gerçekleştirmek istesek de istemek yetmiyor. O insan olabilmek için çaba ve emek sarf etmek gerekiyor. Atalet halinden kurtulmak gerekiyor. Bunu hayatımın son iki yılında çok iyi anladım. İnsan kendisinden kaçmak için o kadar saçma şeyler yapabiliyor ki buna kendisi bile şaşıyor. Kahramanımız da kendisi böyle bir insan olamadığı için her konuda baskın, vücudu güzel bir karater yaratıyor.

Hayatını değiştirmek istedin. bunu kendin yapamıyordun. Olmak istediğin her şey oldum. Yani ben. Görünmek istediğin gibi görünüyor, İstediğin gibi sevişiyorum ve asıl önemlisi senin olmadığın kadar özgürüm.

http://marirest.blogspot.com/

Sanırım bizlerin, istemediğimiz ve içi boş bir hayatı sürdürmememiz gerektiğini anlamamız için kahramanımız gibi dayak yemesine gerek yok. :) Kabuğumuzu kendimiz de kırabiliriz. İnsanların bizlere dayattığı şeyleri yapmak zorunda değiliz. Var olmak için tüketmek zorunda değiliz. İçimizdeki boşluğu, yalnızlığımızı Tv ile Sosyal Medya ile doldurmak zorunda değiliz. Yapmamız gereken tek şey özümüze dönüp sakince düşünmek. Teknolojinin bize yaptığı bilgi bombardımanından kurtulmak. Bir şeylerden eksik kalırım diye korkmayı bir kenara bırakıp yalnızca hayallerimizin peşinden koşmalıyız. Bunları bir süredir hayallerinin peşinden koşmaya çabalayan bir insan olarak kendim için söylüyorum. Düşünsenize elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra başaramasak bile sizce mutsuz olur muyuz? Elinden gelen her şeyi yapmanın verdiği huzurdan daha güzel çok az şey var bu hayatta. Unutmayalım ki gerçek özgürlük tüketmek değil aksine üretmek. Üretip, paylaşmak. Ekmeğini, sevgini paylaşmak.

‘’Burada, yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum. Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde… Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp, gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok. Ne büyük savaşı yaşadık, ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş. En büyük buhranımız hayatlarımız. Televizyonla büyürken milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık, ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve bu yüzden çok kızgınız.’’

Hoşça kalın.


Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Mehmet Fatih GERÇEL

Written by

İstanbul University Faculty of Law | https://fatihgercel.com/

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade