Evde nasıl İngilizce öğreniriz?

Başlıktan da anlaşılacağı gibi konumuz İngilizce. Maalesef öyle çok kolay yöntemlerden bahsedemeyeceğim. Ben de isterdim uyurken öğrenin falan demeyi ama henüz öyle yöntemler keşfedebilmiş değilim. O yüzden ben biraz daha çaba gerektiren şeyleri anlatacağım.
Aşama aşama gidecek olursak;

  1. Duolingo ve Kelime Ezberle programlarını telefonumuza yüklüyoruz.

Kelime ezberle programı bolca mevcut zaten. Herhangi bir tanesi olabilir. Ara sıra açıp kelimelere bakın. Ezberlemeye çalışın. Kelimeleri bitirip başa dönün.
Duolingo da bize dil bilgisi öğreten bir program. Fakat kelimeleri kısıtlı. Kuralları oyun gibi, eğlendirerek öğretiyor. Çoktan seçmeli soruları, telaffuz testleri, çevirileri ile bence çok yararlı. En birinci seviyeden başlayıp zamanla ilerliyorsunuz. Puan falan topluyorsunuz. Düzenli açıp kullanmakta fayda var.
İngilizceden diğer dillere öğrenme seçeneği de mevcut. İngilizcenizi geliştirip başka dillere de bakabilirsiniz.
Akıllı telefonunuz yoksa ya da bilgisayarda da kullanmak isterseniz;
https://www.duolingo.com/ sitesine girebilirsiniz.

2. Cleverbot, Voscreen ve bedavaingilizcedersler.com sitelerini Facebook, Twitter, Instagram vs.den önce açıp bakıyoruz.

Cleverbot bizimle İngilizce konuşan akıllı bir program. İnsan gibi. Eğlenceli, komik cevapları oluyor bazen. Ben çok şaşırıyorum verdiği cevaplara. Genellikle “Bu bot değil de insan mı yoksa :O “ diye şaşırıyorum bilgisayar başında. Bir hayli gerçekçi yani. İngilizce konuşmak istiyorum ama konuşacak kimsem yok diyenler için ideal.

Voscreen de filmlerden kısa kesitler gösteriyor, video bittikten sonra altyazıyı göster/gösterme seçeneği sunuyor. İngilizce konuştularsa Türkçe, Türkçe konuştularsa İngilizce anlamını soruyor. Puan aldıkça seviyeniz de artıyor. Videolar çok kısa olduğu için anlamakta pek güçlük çekmiyorsunuz ki anlamadıysanız zaten yazıyla da görebiliyorsunuz. Zamanla duyduğunuzu daha hızlı anlamaya başlıyorsunuz.

bedavaingilizcedersler.com ‘ da ise çok tatlı bir hocamız var; Cengiz Hoca. Üşenmemiş bizim için bir sürü video çekmiş. Tek tek bütün konuları anlatmış. Bir de hiçbir ücret talep etmemiş. İlk seviyeden son seviyeye bir sürü videolu dersler var. Kursta anlatılanları bu site üzerinden de dinleyebilrsiniz. Yani illa ki bir sürü para dökmeye gerek yok. En azından denemek gerek.

3. Arkadaşlarımızla önce İngilizce yazışıyor daha sonra İngilizce konuşuyoruz.

Kendi arkadaşlarınızla konuşmak ilk aşama için bence iyi fikir. Çünkü seviyeler çok farklı olmadığından ve karşı tarafın sizi örselemeyeceğini bildiğinizden gerilmiyor, stres yapmıyorsunuz. Hepimizin problemidir İngilizce konuşurken çekinmek, utanmak. İşte bu aşamayı kendi arkadaşlarınızla atabilirsiniz. Zaman içerisinde arkadaşlarınızla konuşmak yeterli gelmeyebilir. Biz kendi aramızda buna “Her gün bir phrasal verb, bir deyim” yöntemiyle çare bulduk. 3 kişilik bir Facebook konuşması açtık. Herkes her gün bir tane phrasal verb, bir tane de deyimi bulup, İngilizce açıklıyor. Kurduğumuz grupta elimizden geldiğince Türkçe konuşmuyoruz.
Sözlü olarak da birbirimize mülakat yapıyoruz. Çok da eğleniyoruz. Pratik şart :)

4. Makale çeviriyoruz.

Günlük İngilizce çok önemli elbette ama teknik İngilizce de bir o kadar önemli. En çok işimize yarayacak şey de teknik İngilizce zaten.
Teknik İngilizceyi geliştirmenin güzel bir yolu da ilgilendiğiniz bir konuda makaleler çevirmeye çalışmak. Ben kendi adıma yazdığım tezlerin girişlerini çevirirken bile çok kelime öğrendiğimi fark ettim. O yüzden makale çevirin. Hem ilgi alanınıza giren bir konu olunca sıkılmazsınız diye düşünüyorum. İngilizce haber okuyun hatta teknik kitaplar okuyun. Hem mesleğinize de katkısı olur.
İlk aşama için makale ağır gelebilir, en olmadı İngilizce hikaye okuyun.

5. İngilizce yazı yazıyoruz.

Günlük olur, makale olur, yazdığınız tezi İngilizceye çevirmek olur. Bir şeyler yazın mutlaka. Bu şekilde Türkçe düşündüğünüz şeyleri hızlıca İngilizce de düşünebilmeye başlayacaksınız. Bizlerin en büyük problemlerinden biri sürekli İngilizce’den Türkçe’ye çevirmeye alışmamız. Dizi izliyoruz, İngilizce. Hikaye, gazete okuyoruz, İngilizce. Şarkıları çeviriyoruz yine İngilizce. Bu yüzden bir şekilde Türkçe’den İngilizce’ye çeviriye de çalışmamız gerek.

Bu 5 maddeyi yazmak çok kolay elbette esas zor olan uygulamak biliyorum. Ben de öğrenciyim ve çok fazla kaytarıyorum. Çok güzel bahaneler de üretebiliyorum ama zaman çok çabuk geçiyor. İngilizce konusu da öyle kursa giderim 1 yıl deyip halledilecek bir konu değil. Denedim, kendimden biliyorum. 2 yıl kurs tecrübem var ve ben akıllı gibi ilk yıl hiç çalışmadım. Kurstan ne öğrendim? Sanırım evde çalıştığımın 10'da 1'ini anca öğrenmişimdir. O yüzden düzenli vakit ayırmak şart.

*Ay ben gülerim, ay ben sıkılırım, ay benim konsantrasyon sorunum var diyenlere bonus: Pomodoro Tekniği

Umarım faydalı bir yazı olmuştur.

Sevgiler :)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.