Semadirek Kanatlı Zaferi (M.Ö. 200–190), Louvre, Paris. Fotoğraf

Buralardan Gideceğim

Farklı kültürlerde farklı sosyalleşme türleri

Faik İzan
May 17, 2018 · 4 min read

“Buralardan gideceğim” dedi, “Öyle bir yere gideceğim ki burada canımı sıkan aksiliklerin hiçbiri olmayacak orada. Trafiğin daha sakin olduğu, insanların daha saygılı, topluluktan önce bireye önem verilen bir yere…”

Belki de farkında bile olmadan birey temelli bir kültüre açlık duyuyordu. Yine de ironik bulduğu bir durum vardı; yalnızlıktan hoşlanmıyordu, elinden geldiğince kendisiyle baş başa kalmaktan kaçınması da bundandı. Yalnız kaldığı zamanlarda — evde veya arabada — depresif hisseder ve telefonunu eline alıp rastgele arkadaşlarını arardı. Kimseyle konuşmak istemediği zamanlarda ise televizyonu veya radyoyu açar, dikkatini vermez ama “Bir ses olsun” derdi.

Bir kimsenin yalnızlıktan çekiniyor oluşu bireyselliğin ön planda olduğu bir kültürde yaşama arzusu duymasına engel olabilir mi? Hem bireysel bir kültür içinde yaşamak yalnız olmak anlamına gelmek zorunda mıdır? Bu ikisi farklı şeyler olmalı dolayısıyla biri diğerini olumsuzlamak zorunda da değil.

Bireyci ve toplumcu kültürler. Bu birbirine mesafeli iki kültür çekirdeğinin arasındaki farkları ayırt etmek için değişik açılardan bakmayı deneyelim. Örneğin bu toplumlarda nasıl sosyalleşildiği meselesini yüzeysel olarak ele alalım.

Bireyselliğin baskın olduğu kültürlerde sosyalleşme konusu toplumsallığın ağır bastığı kültürlere göre göreceli olarak daha organize bir aktivitedir. Bireyci kültürlerde sosyalleşme çoğu zaman kişisel sorumlulukların yerine getirilmesinin ardından yapılır. Dolayısıyla bu tür topluluklara ait insanlar için rastgele sosyalleşme — veya kişisel sorumluluklardan önce sosyalleşmeye öncelik verilmesi — abes karşılanabilir; önceden planlanmış olması beklenir.

Bu planlı sosyalleşme çabası beraberinde kaliteli vakit geçirme anlayışını da getiriyor. Bu anlayışa göre kaliteli vakit geçirmek isteyen bireyler rastgele bir araya gelip birlikte televizyon izlemek veya kafede nargile tüttürmek yerine (amaç televizyon izlemek veya nargile tüttürmek olmadığı sürece) önceden kısaca bir plan yapar ve ona göre hareket ederek zamanlarını en verimli şekilde değerlendirmek isterler.

Bu planlanmış etkinlikler kendilerini iyi tanıyan ve nelerden hoşlandıklarını iyi bilen bireyler için olmazsa olmazdır. Fakat tüm bu planlamaya karşın kaliteli vakit geçirmede birincil hedef, yapılan etkinliğin entelektüel kalitesini yükseltmek değil, bireylerin bu etkinlik için harcadıkları zamanın farkında olması (şuurlu vakit geçirme) ve buna müteşekkir olmalarıdır.

Aslında batının diğer birçok kültürel pratiğinde olduğu gibi kaliteli zaman geçirmede de amaç eldeki kaynaklarla en iyi çıktıyı almaktır. Yani bildiğimiz anlamda savurganlığın tam zıttı. Dini veya başka sebeplerle her fırsatta israfı yeren Ortadoğu kültürlerinin çoğunda ise konu zamanı harcamaya geldiğinde insanlar fazlasıyla cömerttir, sık sık ve rastgele yapılan televizyon izleme ve nargile tüttürme seansları yaygındır.

Bu rastgele etkinliklere katılan kişiler arasında üst düzey bir fikir veya duygu alışverişi yoktur, böyle bir beklenti de yoktur, verim düşüktür ve konuşmaların seyrini haber bültenlerinin akışı veya nargile dumanının savruluşu belirler (burada nargile içmenin veya televizyon izlemenin zaman kaybı olduğunu iddia etmiyorum. Bu örnekleri plansız sosyalleşmenin altını çizmek için kullanıyorum, yoksa bu iki aktivite de planlayarak yapılabilir).

Bu rastgeleliğe tepeden baktığımı düşünmeyin. Aksine, aşırı planlanmış hayatlar da sürpriz bir şekilde fazlasıyla strese yol açabiliyor. Her şeyin mükemmel olması için çabalayan insanlar, dünyada mükemmelliğe pekte yer olmadığını kabul etmekte zorlanıp her seferinde tekrar tekrar mükemmelliğe ulaşma konusunda başarısızlığa uğradıklarında daha da fazla strese girerler ve bu durum zaman içerisinde bir kısır döngüye girmiş olur.

Eğer mükemmeliyetçiliği takıntı edinmiş insanlar planlı yaşama spektrumunun bir ucundaysa, hayatı rastgele yaşayan insanlar da (burada aylaklığı kastetmiyorum zira o bana felsefi açıdan tamamen farklı görünüyor) bunun tam öteki ucunda duruyor olmalı. Hayatlarındaki olumsuzlukların bir şekilde yoluna gireceğine dair absürt ve toz pembe bir iç güdüye sahip olan bu kişiler vakitlerini harcama konusunda pek özenli davranmazlar. Yine de bu kişilerin de stressiz bir hayat yaşadığı varsayılmamalı. Onlar çoğu zaman stresi üreten sebebi saptayıp onu yok etmeye çalışmak yerine onu halının altına süpürerek günü kurtarmayı tercih ederler. Fakat modern hayat asgari düzeyde bir planlı olma ve organizasyon becerisi gerektirdiğinden işlerini bir türlü kalıcı olarak rayına sokamazlar.

“Buralardan gideceğim”i kendisine motto edinmiş kişi eğer giderken yanında onu mutsuz eden kültürel ve geleneksel pratikleri de götürürse gittiği yerde de hayatında pek bir şey değişmiş olmayacaktır. Çünkü onu rahatsız eden yaşadığı coğrafyadan çok kendi alışkanlıkları, yaşayış şeklidir. Ve eğer “Yaşayış Şeklini Değiştirmek için Yapılması Gerekenler” adlı bir liste varsa bu listedeki ilk madde ülke değiştirmek değil, iradeyi güçlendirmek/elde etmek olmalıdır. İrade sahibi olunduğunda da yaşamı bu irade doğrultusunda düzenlemek mümkün olabilir.

Sonuç olarak “Buralardan gideceğim”in motivasyonu psikolojik değil sosyolojik olduğu zaman bu gidişte bir tatmin ihtimali olabilirmiş gibi görünüyor. Bu iki ana başlığının dışında ideal bir göç motivasyonu varsa o da göçebenin kendisini önceden psikolojik olarak hazırladığı ve göç ettiği yerdeki sosyolojik farklılıkları öğrenip kendini eğittiği göç şekli olabilir. Bunların dışında kalan gidişler giden kişilerin karşılaştıkları farklılıklara bir anlam verememesi dolayısıyla ağır kültür şokları yaşaması ve nihayetinde ister istemez geri dönüşe sıcak bakmasıyla sonuçlanabilir.


Bu yazıyı alkışlayarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsin.

Podcast| Youtube | Slack | Facebook | Twitter | Instagram | Kodcular

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Faik İzan

Written by

Deneme, inceleme, öykü ve tüm bunların bir karışımı: www.faikizan.com • İstanbul

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade