Scar: “Zeka söz konusu olduğunda aslan payı benim, ama iş kaba kuvvete gelince, korkarım ben gen havuzunun sığ bir yerindeyim.”

Yaya Geçidinde Beklerken Aklımdan Geçenler

Faik İzan
Sep 21, 2018 · 4 min read

Parkta temkinli bir şekilde yürüyen bir sincap, hayali düz bir çizgi üzerinde koşmaya başladığında, üzerinde ilerlediği çizgiye 90°’lik açıyla başka bir hayali çizgiyi takip ederek gelen bir sincap ile çarpışmamak için bir trafik işareti veya yaya geçidi gibi herhangi bir yol düzenleyicisine ihtiyaç duymaz — biz insanların sahip olduğu anlamda kamusal alan anlayışı ve yazılı kurallar şekilde.

İhtiyaç duysaydı bile böyle bir düzenleyici araç geliştirmeye kadir olmadığından bu ihtiyacını karşılaması mümkün olmazdı. Çünkü bildiğimiz kadarıyla yazılı kurallar uydurabilen tek canlı türü bizleriz — bu yazıyı sadece insan türüne mensup üyelerin okuduğunu farz ediyorum. Tüm bunların haricinde eğer birbirine hızla yaklaşan bu iki sincap çarpışsalardı bile pofuduk vücut yapıları sayesinde ciddi bir yara almadan bu kazadan kurtulmaları sürpriz olmazdı.

Aslında hayvanlar alemine şöyle bir yakından baktığımızda, bir hayvanın kurallara uymaması sonucunda diğer bir hayvanın yara aldığı veya öldüğü durumlara rastlanmaz. Ancak bunun aksine bir hayvanın diğerine kasten zarar vermek için pusu kurduğu durumlara sıklıkla rastlanır. Hal böyle olduğunda evrim sürecinde ortaya çıkan savunma mekanizmaları kazalara karşı değil, saldırılara karşı bir önlem olarak ortaya çıkmış olması gerekir — soğuk yerlerde yaşayan hayvanların kürke sahip olması, onların soğuk adı verilen beklenmedik bir kazaya karşı uyum sağladığını değil, soğuk adı verilen ve beklenen bir saldırıya karşı uyum sağladığını gösterir.

Örneğin bir bukalemunun üzerinde bulunduğu dalın rengini alarak kamufle olması onun olası kazalara karşı değil, saldırılara karşı bir önlem almasını sağlar. Veya kaplumbağanın sert kabuğunun asıl amacının, onun üzerine kaza sonucu düşecek kayalara karşı koruma sağlamak değil, ona saldıracak sırtlanlara karşı bir koruma sağlamak olduğuna sanırım kimse karşı çıkmazdı — yine de bu kabuğun ikincil, yani dolaylı faydasının düşecek kayalara karşı bir koruma sağlamak olduğu da açıktır.

Kaplumbağada kendisini fayda olarak gösteren bu ikincil durum bukalemunda aynı etkiyi yapmayabilirdi. Çünkü bukalemun kamufle olduğunda, daldan dala zıplayan bir orangutanın onu görmeyip bilmeden ezip öldürmesi ihtimal dahilindedir. Böylelikle, bukalemunu saldırılara karşı koruyan kamuflaj özelliği — elbette kamuflaj olmasının birincil amacı avlanırken gizlenmektir—normal şartlarda ona tehdit oluşturmayan bir ot oburun bilmeden onun canını almasına sebep olmuş olur. İnsanların zihinsel aktiviteleriyle tasarlanan kamusal kural ve araçlar beklenmeyen etkileri önceden tahmin etme ve uyum sağlama noktasında da hayvanlarınkinden bir kez daha ayrılmış olur.

Bir firavun faresi grubunda üyelerden birinin bir boğuşma sonucu tamamen sağır kaldığını düşünelim. Bu olay sonucu, muhtemel tehlikelere karşı çığlık atarak diğer ekip üyelerini uyaran gözcü, sağır ekip üyesinin de tehlike sinyalinden haberi olsun diye görsel bir takım yeni sinyal mekanizmaları geliştirmez. Çünkü bu onun doğal seçilime bir çomak sokması ve sağırın ölüp yerini sağır olmayana bırakmasının önüne geçmesine sebebiyet vermiş olur. İnsanlar ise kurallarını belirlerken yaşlı, çocuk ve engellileri de hesaba katar (ideal olan dünyada). Hayatta kalma meselesi hayvanlarda çoğu zaman kaba kuvveti temel alan kaba kuvvet aracılığıyla yön bulur, insanlardaki ise — yine çoğu zaman —akıl etme üzerinde temellenen kaba kuvvet ile.

İnsan, dışarıdan gelecek muhtemel fiziksel saldırılara karşı kendisini savunmak için kullanacağı kabuk veya kamufle olmak gibi fiziksel donanımlara doğuştan sahip değildir. Dolayısıyla ürettiği araçlar bu eksikliğin önüne geçerken, uydurulan kurallar da hayatı düzenleyerek adaleti sağlamayı ve kaba kuvveti temel alan kaba kuvvetin hüküm sürmesini engellemeyi amaçlar. Böylelikle, bir topluluğun medeniyet düzeyi ile kaba kuvveti bir söz geçirme aracı olarak kullanma seviyesi arasında bir ters orantının olduğu sanırım kabul edilebilir.

Kuralların kolektif olarak belirlenip uygulandığı topluluklarda hayat, birincil anlamda, gücü elinde tutan bir azınlığı merkez alarak düzenlenmez. Aksine, hayat düzenlenirken toplumun geneline fayda üretmek (bu her ne demekse) veya toplumun zararına olanı asgariye indirmek asıl çıkış noktasıdır. Sonuç olarak hem uydurduğu kurallar hem de icat ettiği gereçler ile insan dışarıdan gelecek fiziksel saldırı ve kazalara karşı savaşır. Dolayısıyla her türlü negatif dış etkenden korunmaya çalışan insan sadece saldırılara değil kazalara karşı da önlemler almayı arzular.

Tam da bu noktada kimileri hayvanların da kazalara karşı önlem aldığını öne sürüp, örneğin bir kedinin bir ağaç dalı üzerinde yürürken “kaza” sonucu düşmemek için kuyruğunu bir denge aracı olarak kullandığını iddia edebilir. Fakat kedinin dengesini sağlarken kuyruğunu kullanması, yürürken ayaklarını kullanmasından farklı mıdır?

Aslında kedi kuyruğunu hareket ettirerek bir kaza önlemi almış olmaz. Normal yürüyüşünde nasıl ayaklarını düz bir çizgide birbirinin önüne atarak ilerliyorsa, kuyruğunu sallaması da aynı amaca; yürümesine hizmet eder. Sonuçta kedi daldan düşmeye karşı bir önlem olarak değil, yürüyüşüne bir destek olması amacıyla kuyruğunu kullanmış olur. Çünkü kedi sadece ağaç dalında yürürken değil, düşme tehlikesinin olmadığı bir ovada yürürken de kuyruğunu bir oraya bir buraya savurur.

Peki, kazalara karşı hayvanların önlem almadığını fakat insanların önlem aldığını iddia ettiğimde bu iddia ne derece doğru olur? Hayvanların böylesine önlemler almadığını öne sürdüğümde yer yüzündeki tüm hayvanları kastedebiliyorum ve bunu yaparken acaba kazalara karşı önlem alan bir kedi veya sincap var mıdır diye de düşünmüyorum.

Fakat konu insanlar olduğunda aynı genellemeyi yapamıyorum. Çünkü insanlardan bazıları kazaları önlemek için kurallara uyarken diğerleri kuralları hiçte umursamayabiliyor. Örneğin bir insan yaya geçidinde bekleyen yayalara yol verirken, bir diğeri bunu hiçte umursamayıp geçip gidebiliyor. Bu durumda kurallara uyanın veya uymayanın insanlığında bir değişim olmuş oluyor mu? Bu açıdan bakıldığında insan olmanın kademeleri olabilir mi?


Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Faik İzan

Written by

Deneme, inceleme, öykü ve tüm bunların bir karışımı: www.faikizan.com • İstanbul

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade