Front End Development Aşkına..

Ruslan Bairamov
Feb 10 · 5 min read

Merhaba,
Bu yazı Mediumda ve aynı zamanda tüm hayatım boyunca yazdığım ilk blog tarzı yazıdır.İsmime de dikkat ettiyseniz zaten Türkiyeli olmadığım çok bariz , bolca yazım ve imla hataları içerdiğinden eminim. Görmezden gelin diye önceden söylüyorumki sonra linç etmeyin :) İsimden konu açılmışken, geçen aynı ofiste çalıştığım arkadaşım numaramı istedi verdim, baktım ismimin arkasına çalıştığımız şirketin ismini yazmaya çalışıyor karıştırmasın diye. ‘ Lan, hayatında kaç tane Ruslan tanıyorsun ki ? ‘ dedim. ‘Sen de haklısın.’ diyor.

25 yaşındayım. Memleket Azerbaycan. İlk internet kullanmaya başladığımdan günden beri hep bu siteleri kim kuruyor, bu olaylar nasıl işliyor diye merak etmişimdir. Ama eskiden muhtemelen her kes gibi interneti bu kadar faydalı amaçlar için kullanmıyordum. Yazılımla ilk tanışmam 2010 senesinde lise son sınıftayken MS Office ve Photoshop gibi programları öğreneyim diye bir kursa başlamamla gerçekleşti. Bir kaç ay sonra tesadüfen hocanın yazılım dilleri bildiğini ve freelance olarak çalıştığını öğrendim. Dersten sonra yanına gidib hocam sen bu programları boş ver bana yazılım öğret diye tutturmuştum . Kendisinin öyle bir ders vermemesine rağmen bir kaç gün ısrar etmem üzerine kabul etti. 7–8 aya HTML,CSS,PHP dillerini öğrendim diyebilirim. Çalışmak istiyordum, bir projenin parçası olmak, bir şeyler yaratmak… Ama malesef bizim oralarda öyle işler yok denecek kadar azdı. Hatta hiç yoktu. Real World Projects dediğimiz olaylarda deneyim kazanayım diye hocam beni kendi çalıştığı projelere dahil eder, küçük görevler verirdi. Ona nasıl minnetdar olduğumu anlatamam.Hala da memlekete gittiğim zaman mutlaka görüşürüz. Sonradan madem iş yok bende kendim bir şeyler yapayım dedim ve 2011 yılında bir film web sitesi(www.sandiq.net) kurdum. Bildiğim kadar kendisi Azerbaycanın ilk film web sitesiydi. Kendi yarattığın bir şeyin başkaları tarafından kullanılması,sevilmesi tarif edilemez bir hiss, çok gururlanmıştım. 1,5 sene falan böyle devam etti, sitemi geliştiriyor, okuyor ve arkadaşlarımla beraber açtığım küçük bir dükkanda kitap satıyordum. Hayatımın en kaygısız yıllarıydı diye bilirim.

2013 yılında babamın işlerinin yolunda gitmemesi, borçlar, hastalıklar, evin geçimi ve şehir dışında okuyan ablam derken artık benimde bir şeyler yapmam gerektiğinin zamanı geldiğini anlamıştım. Temmuz 2013 tarihinde bir iş bulup çalışmak için pılımı pırtımı toplayıp, her şeyi geride bırakarak tek başına Türkiyeye geldim. Rusça ve ingilizce biliyordum illaki bir şey bulurdum diye düşündüm. Bir haftadan kısa bir sürede İstanbulda bir şirkette sevkiyat personeli olarak işe başladım. Geç saatlere kadar çalışıyor, kazandığımın hepsini aileme gönderiyordum. Aklım hala yazılımdaydı ama ne tekrar kod yazacak vaktim, ne bilgisayarım, hatta kaldığım evde internetim bile yoktu. Boş kalınca unutmayayım diye kağıt parçalarına kod yazdığımı hatırlıyorum. Ama unuttum. Yeni çıkan teknolojilerin çok gerisinde kaldım. Şimdi şartlar çok daha iyi çok şükür. Hala aynı şirketteyim, sonralar sevkiyat sorumlusu, yaklaşık bir senedirde müdür yardımcılığı yapıyorum. Beş senemi doldurduğumda zaten sevmediğim işimin artık bir işkenceye dönüştüğünü çok daha ne anladım.

Tekrar yazılıma başlamak istiyordum ama artık benim için geç, yaşım ilerledi gibi bahaneler üretiyordum kafamda. Bütün bunlara rağmen sevgilimin pushları ve motivaysonu sayesinde geçtiğimiz Eylülden itibaren tekrar yazılım öğrenmeye başladım. E boşuna dememişler ‘Kadın erkeği vezir de eder rezil de.’ :D

Başlayalı bir hafta olmuştu ki artık her gün akşam işden gelince bilgisayarın önüne oturup gece geç saatlere kadar yazılım öğrenmeye başladım. Saatin farkında olmadan bazen yemek yemeyi bile unutarak. Bazı zamanlar hiç uyumadan sabahlayıp tekrar işe gittiğimi biliyorum. Öyle bir tutuku işte yazılım. Ya çok seviyorsun böyle yada hiç. Front-End Developer olarak kendimi geliştiriyor bu yönde adımlar atıyorum. Ücretli, ücretsiz farketmezsizin bulduğum bütün kaynaklardan faydalanıyor gerektiğinde konuyla ilgili yurtdışından kitaplar bile temin ediyorum. Bu kadar kısa bir zamanda çok iyi ilerlediğimi düşünüyorum ama daha yolum uzun.

Değinmek istediğim başka bir konu da, bir ay kadar önce internetde iş ilanlarına bakarken İzmirde Atölye 15 diye bir firmayla karşılaşmam. Front-End Developer iş ilanı paylaşmıştılar niyese firma o kadar dikkatimi çeki ki web sitelerine sonradan sosyal medya hesablarına bakma ihtiyacı duydum ve.. İlk görüşte Aşk :)

O kadar sıcak, o kadar samimi ve o kadar güzel çalışma ortamına sahipleri ki, aile gibiler gerçekten. Bu durum beni çok etkiledi. Bir baktım her yerden takip etmeye başlamışım instagram,youtube,dribble. Linkedin hesabı açıp çalışanlarını bile connect ettim. (çok sağlam stalkluyorum ofise gidersem yabancılık çekmem :D ) Yaptıkları çalışmalara, github hesaplarına ve kullandıkları teknolojilere baktım ve kendime ona göre bir yol çizdim. Bir gün bir Atölye 15-li olmak şu an için tek hedefim,tek amacım haline geldi. Her şeyi bırakıp gözükapalı İzmire taşına bilir, o ofiste yatar o ofiste kalka bilirim :) Düşüncelerimi kendileriyle paylaştığımda tahmin ettiğim gibi çok olumlu geri dönüşler aldım. Oğuz bey takıldığım her konuda yardımcı olabileceklerini, sormak istediğim her ne olursa çekinmeden sora bileceğimi belirtip, yaptığım işi destekledi. İzmire yolum düşerse kahvem de hazır. Daha ne isteye bilirdim ki. Umarım bir gün beraber aynı ofiste çalışma imkanına sahip ola bilirim. O zamana kadar öğrenmeye devam .

Bu kadar uzunca bir yazı yazıp kafanızı şişirmemim tek nedeni, bunları sizinle paylaşarak belki birilerini az da olsa motive ede bilmek. Bazen buna ihtiyacımız oluyor. Hiç bir şey için geç değil arkadaşlar önemli olan sevdiğiniz işi yapmak istemek ve ilk adımı atmak. Üniversite okuman ya da okumaman, özgeçmişin, daha önce ne yaptığın, ne bildiğin hiç bir şeyin önemi yok. Muhtemelen bu tarz şeyleri her yerde okumuşsundur ama cidden olay bu. Aranızda benim gibi hayattan bu kadar basit şeyler isteyen, basit şeylerden mutlu olan insanlar var biliyorum. Bence böyle insanların hayali gerçekleşmeli artık. Ben böyle mutlu ola biliyorum. Şimdilik günümün belirli bir kısmını bu işe ayıra biliyorum ama ileride bütün günümü sevdiğim işi yaparak geçireceğimi bilmek bile beni motive etmeye yetiyor. Hala aynı işte çalışma sebebim, kendimi daha iyi geliştirmek istememdendir ve en kısa zamanda Junior olarak bile olsa bunu başaracağıma inanıyorum.

Sormak isteğiniz her hangi soru olursa lütfen yazmaktan çekinmeyin. Kalın sağlıcakla :)

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Ruslan Bairamov

Written by

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade