Genç İşsizlere Tavsiyeler

TÜİK Ocak 2017 verilerine göre, genç nüfusta işsizlik oranı %24.5'e yükseldi. Yani her 4 gençten 1'i işsiz. (Genç: 15–24 yaş)
 
 Çalışan nüfusta ise garip bir durum mevcut. Her 3 kişiden 1'i aktif olarak iş arıyor. Yani işinden mutlu değil.
 
 Peki bu iki istatistiğin birbiriyle ve konumuzla ne ilgisi var?
 
 1. Teknik lise, meslek yüksek okulu ve üniversite mezunlarının azımsanmayacak bir kısmı işsiz.
 2. Meslek sahibi, para kazanan, yani iş sahibi kişilerin büyük bir çoğunluğu işinden mutlu değil.
 
 Çıkarımlar:
 1. Kategori birdeki işsizler iş bulsa bile büyük bir kısmı yine mutsuz olacak ve iş arayacak. 
 2. Her iş sahibi yani para kazanan kişiler mutlu değildir. 
 3. İnsan para kazanmasına rağmen işinden mutlu olmayabilir. (Bir çalışan olarak buna çok fazla neden sayılabilirim)
 4. Seveceğimiz, mutlu olacağımız ve girdiğimiz zaman başka işler aramayacağımız bir iş bulmalıyız.
 
 Çok basit bir çıkarım değil mi? “İnsan mutlu olacağı işi yapmalı”
 
 Ancak unutulmamalıdır ki, evrimsel olarak hayatta kalmaya programlandık ve işsiz olduğumuz süreçte, “kör topal bir işim olsun başka bir şey istemem” kıvamına kolayca gelebiliyoruz. Eğer ki istemediğimiz bir işe girersek içinden çıkması çok zor olan bir çark başlıyor ve sistemin dışına çıkabilmemiz, yani mutlu olabileceğimiz işi bulma ümidimiz sıfırlanabiliyor.
 
 “Mutlu olacağımız iş” tanımlaması kolay ancak bulması çok zordur. İnsan mutlu olacağı işi geriye dönüp hayatında arayabilir, yapmaktan mutlu olduğu küçük şeylere bakarak bulabilir. En çok hangi konularda okuyorsan, ilgi alanların neyse mutlu olacağın iş büyük ihtimal çok uzaklarda değildir.
 
 “Mutlu olacağımız iş” = “çok para kazandıran iştir” eşitliğini kuran kişileri mutlu edecek işi insanoğlu daha bulamadı. Evet para kazanmak için çalışırız ancak çok para kazandıran çok mutluluk getirmez. Mutluluk parayla koreledir belli bir standarda kadar ama bir eşik seviyesi vardır ki bu seviyeden daha fazla para kazanmanız sizin mutluluğunuza olumlu etkide bulunamaz. Her gün işe Octavia ile değil de Ferrari’yle gittiğinizde daha fazla mutlu olmayacaksınız. Ancak dolmuş, otobüsle gitmek ile Octavia kullanmak arasında elle tutulur bir refah farkı vardır. Detaylı okuma için: (bkz: maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi) (bkz: clayton paul alderfer) (bkz: erg teorisi) (bkz: fundamental human needs) (bkz: murray’s system of needs)
 her neyse. 
 
 İnsan ne için yaşar? Mutluluk nedir? Gibi felsefenin konu alanlarına giren sorulara ise hiç bulaşmak istemiyorum. (Konuya geri dönebilmek için mühendis yanaklarıma biri psikoloji diğeri ise felsefe için iki tokat attım.)
 
 İnsanın mutlu olacağı işi sadece kendisi bulabilir. Sen İnstagram’da influencer ol, sen memur ol, sen şehirler arası pazarlamacı ol, sen akademisyen ol, sen girişimci ol diye bir şey söyleyemem. Ve işin güzel tarafı kimse söyleyemez. Evet yanlış okumadınız. Sizin üniversitede okuyacağınız bölüme karışan anne-babalarınız da bilemez. Bunu sadece kendiniz bulabilirsiniz. 
 
 Ee kardeşim o zaman sen neyin tavsiyesini veriyorsun?
 
 Bir value investing gönüllüsü mühendis olarak naçizane yapacağım en büyük tavsiye, kendinize yapacağınız eğitim yatırımıdır. Klişe ve banal bir laf gelebilir ancak kendinize yaptığınız yatırımın karşılığını almama ihtimaliniz yok. Bu eğitim sadece üniversite eğitimiyle sınırlı değil. Küçük bir örnek vereyim:
 
 Türkiye’nin en iyi mühendislik okulunun EE bölümü mezunu arkadaşım, boş vakitlerini Photoshop ve Illustrator’da logo yapmakla harcar ve ben de ara ara sorardım ne kadar gereksiz işlerle uğraşıyorsun diye. Adam mezun oldu, Türkiye’nin en kurumsal ve yeni mezuna en dolgun maaşını veren şirketlerinden birinde EE mühendisliği yapıyordu. Mutlu değildi ve sonraki süreçte istifa edip gitmişti, yurt dışında bir şirkette çalışmaya başlamıştı. Geçen günlerde konuşma fırsatımız oldu ve bana çalıştığı konuyla alakalı (image processing) bir tool yazdığını ve geçmişte benim gereksiz gördüğüm hobisinin bu süreçte ne kadar faydalı olduğunu anlattı. Şimdi diyebilirsiniz bu adam zaten çok iyi bir okul bitirmiş tabi ki istediği işi bulur diye ancak durum öyle değil. Bugün Youtube’u açtığınızda bacak kadar çocukların Photoshop, Premiere gibi programlarla yaptıkları videolarla binlerce dolar kazandığını görebilirsiniz. Hayattaki amacınız yds’den 70 almak olmasın lütfen. Fırsat bulduğunuz her anda ingilizcenize yatırım yapın. Ben ingilizce biliyorum havalarına girmeyin arkadaşlar. ingilizcenize yapacağınız yatırımın da karşılığını almama ihtimaliniz yok. 
 
 Lafı uzatmayacağım, herkesin benzer binlerce örneği vardır muhakkak.
 
 İnsanın mutlu olacağı işi bulması bir süreçtir. Zorludur, çetrefillidir. Arayış, çaba, emek ve bolca yatırım gerektirir. Bu süreçte ise aklımızdan çıkarmamamız gerek terim ise anglosaksonların tabiriyle “hustle”dır. Bizim Anadolu’da hustle kelimesine süper bir karşılık mevcut: “cırmalamak” yani “tırmalamak”
 
 Çok çalışmak ve çok çalışmak. İnsan sevmediği iş için çok çalışamaz ama sevdiği işi yaparken gece gündüz tırmalayabilir. Kaç yaşında olursanız olun, çabalamaktan vazgeçmeyin. Öğrenmekten vazgeçmeyin. Kendinize yatırım yaparken elinizi korkak alıştırmayın. Yahu ben beceriksiz halimle bile karikatür çizim kitapları alıp çizim öğrenmeye çalıştıysam herkes her şeyi yapabilir. Internette onlarca yazı mevcut, programlama veya bilgisayar mühendisliğiyle ilgili hiçbir geçmiş deneyim ve bilgisi olmayan kişilerin, kendi çabalarıyla nasıl programlama öğrendiklerini, sonrasında Google veya Microsoft gibi şirketlerde işe girdiklerini anlatan. 
 
 Kendinize güvenin. Anneniz, babanız, öğretmeniniz veya dostlarınız size “yok bunu başaramazsın” derse inanmayın. 
 
 Ünlü vlogger Casey Neistat’ın dediği gibi: do what you can’t. Sana başaramazsın dedikleri şeyleri yapın.
 
 tabi bu demek değil ki ön yargılı ve dik başlı olun. Eleştiriye ve öğrenmeye açık olun. Nargileci mi olmak istiyorsun? nargile kafe mi işletmekten zevk alıyorsun? o zaman nargileci açabilmek için her şeyi dene ve yap. Ama en iyisini yapmaya çalış. Dünya’yı takip et. Örneğin Hindistanlıların tütün mamullerini tükettikleri bir kafe konsepti mi buldun? türkiye’de tutabileceğini mi düşündün? gel onu uygula. Farklılaşabilmek, kendinize yaptığınız yatırımla mümkün. 
 
 Henüz üniversite ve bölüm tercihi yapmamış kardeşlerimize önerim ise, yapay zeka çalışmalarını göz önünde bulundurarak, gelecekte çok ihtiyaç duyulacağı düşünülen mesleklerden ilginizi çekenleri tercih etmeyi çalışın. Kamyon sürmeye bayılıyorum diyerek şoför olmaya çalışmayın, şurada kaç sene daha şoförlük mesleği devam edebilecek bilmiyoruz. Şu an çok sci-fi gelebilir ama yapay zekanın çok fazla etkisini azaltamayacağı bölümleri tercih etmekte fayda var. İstemediğiniz bölümde okuyorsanız da üzülmeyin. Kimya mühendisliği mezunu olup Harvard Tıp’ta çalışan hocalarımız bile mevcut. Hem de alanının en iyilerinden.
 
 Lafı çok uzattım farkındayım, son olarak şunu unutmayın:
 
 Hayat kısa, canımızı sıkmaya değmeyecek kadar kısa. Mutsuz olacağımız işe günlerimizi vermeye değmeyecek kadar kısa.

Ara ara kullandığım Twitter adresimden beni takip edebilirsin: @MUHBAB

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.