Milyar Dolarlık Bir Şirket Kuramayışımın Muhasebesi

2011’de, hayatımın işi olduğunu düşündüğüm bir proje üzerinde çalışmak için, iki numaralı çalışanı olduğum Pinterest’teki işimden hisselerimi devralmadan ayrıldım.

Bu yazı ilk olarak Sahil Lavingia tarafından Medium’da İngilizce yayınlanmıştır. Hak sahibinin izniyle Türkçeye çevrilmiştir. Aslına buradan ulaşabilirsiniz.
Az önce ilk milyar dolarlık şirket fikrimi buldum. Yarın yapmaya başlıyorum.

Gumroad, yüzlerce çalışanı olan milyar dolarlık bir şirket olacaktı. Halka arz eder ve ölene kadar da bu işte çalışırdım nasıl olsa. Kafamda bu tarz şeyler vardı.

Ama öyle olmadı…

Şimdi dışarıdan, bize hayran olan müşterilerle, kârlı, büyüyen ve düşük bakım maliyeti gerektiren bir yazılım işletmeciliği yapan kıskanılacak biri gibi görünüyor olabilirim. Ama yıllarca kendimi başarısız olarak gördüm. En kötü dönemimde, şirketimin %75'ini işten çıkarmak zorunda kaldım, buna en yakın arkadaşlarımdan bazıları dahil. Gerçekten başarısız olmuştum.

Bugün olduğum yere ulaşmak için geçtiğim yollardan artık utanç duymuyorum. Baştan beri yanlış yolda ilerlediğimi fark etmem yıllarımı aldı. İşte şimdi o yolculuğu anlatacağım, en başından.

VC (Risk Sermayedarı) destekli girişim haline gelen bir hafta sonu projesi

Gumroad’un kuruluş felsefesi çok basitti: İçerik üreticiler ve isteyen herkes basit ve pratik linkler yoluyla ürünlerini doğrudan alıcılara satabilmeliler. Bunu yapmak için bir mağazaya ihtiyaç duymamalılar.

Gumroad’u o hafta sonu tasarladım ve Hacker News’da Pazartesi sabahı duyurdum. Aldığım dönüş ise tahminlerimin çok ötesindeydi. Daha ilk günden 52.000 kişi inceledi.

O yıl daha sonra, hayatımın sonuna kadar çalışacağımı düşündüğüm bir iş üzerinde çalışmak amacıyla ikinci çalışan olarak başladığım Pinterest’teki işimden hisselerimi devralmadan ayrıldım.

Neredeyse ışık hızında, Max Levchin, Chris Sacca, Ron Conway, Naval Ravikant, Collaborative Fund, Accel Partners, ve First Round Capital gibi ünlü melek yatırımcılar ve girişim sermayesi yatırım ortaklarından 1,1 milyon dolar topladım. Birkaç ay sonra 2012’nin Mayıs ayında, 7 milyon dolar daha topladık. Üst düzey bir girişim yatırımcısı olan Kleiner Perkins Caufield & Byers (KPCB)’den Mike Abbott bu yatırım turunu yönetti.

Havalara uçmuştum. Daha 19 yaşındaydım ve tek kurucusunun ben olduğum, banka hesabında 8 milyon doları ve 3 çalışanı olan bir şirketin başındaydım. Ve dünya çapında ilgi çekmeye de başlamıştım.

Ardından ekibimizi büyüttük ve ürünümüze daha fazla odaklandık. Aylık rakamlar gitgide yükselmeye başladı. Fakat bir noktaya geldiğinde, durdu.

Ürünü hayatta tutmak için şirketimin %75’ini işten çıkardım ki maalesef bunlar arasında en iyi arkadaşlarım da vardı. Bu cidden berbat bir durumdu. Ama kendi kendimi işler iyi olacak diye teselli ediyordum. Ürünümüz büyümeye devam edecekti ve dışardan hiç kimse içeride neler olduğunu fark etmeyecekti.

Daha sonra TechCrunch, “E-ticaret girişimi Gumroad işten çıkarmalarla sarsılıyor, şirket yeniden yapılanıyor” diye bir haber yaptı. Aniden başarısızlığım gün yüzüne çıkmıştı. O haftayı, işlerini güçlendirme konusunda bize güvenen ve haberleri okuduktan sonra bir alternatif aramaları gerekip gerekmediğini bilmek isteyen birçok müşterimin ve destek ağının endişelerini görmezden gelerek geçirdim. Gözdemiz olan bazı en başarılı içerik üreticileri Gumroad’u terk etti. (Bu yaptıklarından ötürü çok üzgündüm ama kendi işleriyle ilgili riskleri en aza indirme çabaları için de onları suçlayamam).

Peki, yanlış giden şey neydi? Ve ne zaman yanlış gitmeye başlamıştı?

Tarzdaki Yanlışlıklar

İlk olarak istatistiklerle başlayalım. Bu, işten çıkarmalar başlayana kadar olan aylık işlem hacmimiz:

Çok kötü görünmüyor, değil mi? İlerleme doğru yönde gidiyor, yani yukarıya.

Fakat biz yatırım fonlarıyla destekleniyorduk ki bu da “ya iki katı ya hiç” oyunu gibiydi. İşler yolunda giderken çok mutlu olursunuz fakat tepetaklak giderse tam tersine dönersiniz. Ve biz de ekibi büyütmek için aradığımız 15 milyon dolar ve üzeri B Serisi (ikinci büyük finansman turu) seviyesine yükselmek için yeterince hızlı bir şekilde iki katına çıkamıyorduk.

%20'nin altında büyüdüğümüz her ay bir uyarı işareti olmalıydı.

İnşa etmeye çalıştığımız iş türünde %20'nin altında büyüdüğümüz her ay bir uyarı işareti olmalıydı.

Ama o zaman için “sorun yok” diye düşündüm. Bankada paramız ve pazar için uygun bir ürünümüz vardı. Ürünü sunmaya devam edecektik ve diğer işler de yoluna girecekti. İçerik üreticileri hareketi yeni doğuyordu ve bu bizim suçumuz değildi. Hep şeytanın bacağını kırmaya çok az kaldı gibi görünüyordu.

Şu an ise fark ediyorum ki bu durumda “hatanın” kimde olduğu önemli değil. 2014’ün Kasım ayında en üst düzeye ulaştık ve orada asılı kaldık. Birçok içerik üreticisi bizi çok sevmişti ama sunduğumuz bu özel ürüne ihtiyacı olan yeterince kullanıcı yoktu. Ürünün piyasaya uyumu mükemmeldi fakat daha çok para toplamak için yeni ve daha büyük çaplı bir açılıma ihtiyacımız vardı (ve bunu halka arz edilene veya satılana kadar tekrar tekrar yapmamız gerekiyordu).

2015’in Ocak ayında, yani son “ya iki katı ya hiç” olayını yaptıktan sonra, banka hesabımızda 18 aydan daha az yetecek para kaldığında 20 kişilik ekibime önümüzdeki yolculuğun çok zorlu olacağını söyledim. İkinci tur yatırım için gerekli rakamları yakalayamamıştık ve o rakamların yanına yaklaşabilmek için bile önümüzdeki 9 ay boyunca gecemizi gündüzümüze katıp çalışmamış gerekecekti. Bu yüzden, bizi doğrudan bu amaca götürecek özellikler haricinde her şeyi ikinci plana attık. Birçoğu asıl işimizle alakalı değildi ancak olması gereken aylık işlem hacmine erişmek için elimizden gelen her şeyi denememiz gerekmişti.

Başarırsak, üst düzey bir girişim sermayesi yatırım fonundan yine destek alabilirdik, daha çok istihdam yapabilir ve tekrar yola koyulabilirdik. Başaramazsak, büyük ölçüde şirkette küçülmeye gitmek zorunda kalacaktık.

Şirketimizin hayatta kalması için savaştığımızı bildiğimiz bu 9 aylık süreçte ekipten kimse Gumroad’dan ayrılmadı. “Zor bir yolculuk olacak” dediğimiz andan, “evet, gerçekten de zordu” dediğimiz vakte kadar her bir arkadaşım her zamankinden daha fazla çalıştı.

Bu esnada, “Small Product Lab” adında satıcıların nasıl daha çok satış yapıp büyüyebileceklerini öğrettiğimiz bir girişimde bulunduk. Bir ton yeni özellik duyurduk: haftalık ödemeler, banka kartına ödemeler, İngiltere, Avustralya ve Kanada’ya ödemeler, e-posta özelliklerimize çeşitli eklemeler, ürün önerileri ve arama kutusu, müşterilerin nasıl okuduğu/izlediği/indirdiğiyle ilgili analizler ve sepete ekle işlevi gibi… Ve bunların hepsini Ağustos’tan Kasım ayına kadar yaptık.

Onca uğraşa rağmen ne yazık ki arzuladığımız rakamlara ulaşamadık.

Küçülme mi kapanma mı?

Geriye dönüp baktığımda, iyi ki o rakamlara erişememişiz. Eğer iki katına çıksaydık, daha çok para toplasaydık ve manşetlere yeniden çıksaydık, muhtemelen bu daha yüksekten düştüğümüz bir başarısızlığa yol açacaktı.

Bunu bir kenara koyarsak, önümüzdeki seçenekler şunlardı:

- Şirketi kapat, kalan parayı yatırımcılara iade et ve yeni bir şey dene.

- Daralmaya gitmiş şirketle devam et ve sürdürülebilirliği hedefle.

- Şirketi acquihire (şirketin çalışanlar, yetenek ve birikimler için satın alınması) için konumlandır.

Yatırımcılarımın bir kısmı şirketi kapatmamı istedi. Zamanımın, küçük bir şirket olan Gumroad’u ayakta tutmaya çalışmaktan daha değerli olduğuna dair beni ikna etmeye çalıştılar. Bunun yerine, onların parası ve benim deneyimimle başka bir milyar dolarlık şirket kurmayı denemem noktasında tavsiyede bulundular.

Aslına bakarsanız onlara katılmamak elde değildi. Fakat sırasıyla içerik üreticiler, çalışanlarımız ve yatırımcılara karşı kendimi sorumlu hissediyordum. Her ay binlerce içerik üreticisinin ödeme almasını sağladık. Yaklaşık 2.5 milyon dolar onların cebine gidiyordu ve onlar da kira, ev kredisi, öğrenci kredisi veya çocuklarının üniversite birikimlerini hallediyordu. Ve bu sayı giderek artıyordu! Gerçekten bu nakit musluğunu öylece kapatıp gidebilir miydim?

Ayrıca şirketi satsaydım, bunu yalnızca yıldız ekibim için yapardım ki bu da ürünümün kaderinin artık elimde olmayacağı anlamına gelirdi. Duyduğum birçok satın alma hikayesinde heyecan verici bir serüven ve inanılmaz bir sinerji ortamı vaat ediliyordu ama çoğu bir yıl sonra ortadan kaybolmaya mahkum ürünler haline geliyordu.

Fikir kesinlikle baştan çıkarıcıydı. İlk şirketimi sattığımı söyleyip daha çok para toplayabilir ve yeni bir fikirle baştan başlayabilirdim. Ama bunu kendime yakıştıramadım. Çünkü en başta içerik üreticilerimize karşı sorumluyduk. Bunu her yeni çalışanımıza ve her yatırımcıya söyledim. Seri girişimci olup başka bir müşteri kitlesini hayal kırıklığına uğratma riskini almak istemedim.

Ne pahasına olursa olsun kârlı olmaya karar verdik. Sonraki yıl o kadar eğlenceli değildi. Şirketteki çalışan sayısını 25’ten 5’e düşürdüm. Aylık 25 bin dolar kirası olan ofisimiz için yeni bir kiracı bulmakta zorlandık ve geriye kalan tüm kaynaklarımızı premium bir hizmeti çıkarmaya odakladık.
 
 2015’in Haziran ayında, yani işten çıkarmaların birkaç ay öncesinde, mali durumumuz şu şekildeydi:
 
 • Gelir: Aylık 89.000 $
 • Brüt kâr: 17.000 $
 • Faaliyet giderleri: 364.000 $
 • Net kâr: -351.000 $

1 yıl sonra, 2016’nın Haziran ayında ise, mali tablomuz şunu gösteriyordu:

• Gelir: Aylık 176.000 $
 • Brüt kâr: 42.000 $
 • Faaliyet giderleri: 32.000 $
 • Net kâr: +10.000 $
 
Acı vericiydi fakat platformdaki üreticilerimiz paralarını alabiliyor ve bizler de kendi kaderimizi çizebiliyorduk.

Çekirdek ekipten kartvizit şirketine*

İşler bu noktadan sonra iyice sarpa sarmaya başladı.

Gumroad artık yatırım destekli, hızlı büyüyen bir girişim değildi ki yatırımcılarımız ve çalışanlarımız bu yüzden katılmışlardı. Şirketteki herkes başka fırsatlar bulurken, çekirdek ekip de 5’ten 1’e düşmüştü.

Kelimenin tam anlamıyla yalnız kalmıştım. Ne ekibim ne de ofisim vardı. Ve San Francisco, daha fazla para toplamak, harika ekipler oluşturmak ve harika ürünler üretmek için yeni girişimlerle doluydu. Bazı arkadaşlarım milyarder bile oldu. Bense o sırada “değersiz” bir kartvizit şirketi yönetmek zorundaydım. Yapmak istediğim bu olmasa da gemiyi batmaktan kurtarmak zorundaydım.

Tamam, bazı insanların benim konumumda olmak istediğini anlıyorum. Ama o dönem ben kendimi hapsolmuş gibi hissediyordum. Bırakamıyordum, fakat tek kişilik bir ordu olarak yapabileceğim şey de azdı.

Dünyanın geri kalanına kendimi kapamıştım. Anneme işten çıkarmalardan hiç bahsetmedim ve kendisi bunu okuduğu haberlerden ve tweetlerden öğrenmek zorunda kaldı. Arkadaşlarım endişeliydi ama ben onları ne depresif ne de intihara meyilli olduğuma dair ikna etmiştim. Biraz seyahatin bana yeterince mesafe sağlayacağını düşünerek ara ara uzun sürelerle San Francisco’dan uzaklaştım. Gelin görün ki bu sadece daha da yalnızlaşmama sebep oldu.

Her gün uyanıp Gumroad’un destek taleplerini yanıtladım. Ortaya çıkan sorunların hepsini çözebildiğim kadar çözdüm. Eski Gumroad mühendislerinden de sık sık yardım almak zorunda kalıyordum. Hepsinin yeni bir işi vardı fakat yine de bana her zaman yardım edecek vakit buluyorlardı. Gumroad’la ilgili işlerimi bitirince spora gitmeye çalışıyordum ve canım isterse başka bir proje üzerine çalışıyordum (fantezi romanı yazma). Çoğu gün başarısız oluyordum.

Bana göre, mutluluk genelde olumlu bir değişim olacağına dair bir beklenti demek. 2016’dan önceki her yıl ekibim, ürünüm veya şirketim hakkındaki beklentilerimde bir artış vardı ve hayatımda ilk kez önceki yıla göre bu yıl daha kötü hissediyordum.

San Francisco’da yaşamak zaten başlı başına bir zorluktu ve Trump seçimleri kazandığında ben de burayı bir daha dönmemek üzere terk ettim.

Yeni Başlangıçlar

Sonra bir gün her şey değişti. Tekrar değişti yani. Hikâyenin bu bölümünü paylaşmak konusunda temkinliyim çünkü bundan öğrenilecek bir şey olup olmadığına emin değilim. Ama olaylar şu şekilde cereyan etti.

27 Kasım 2017’de öncü yatırımcımız KPCB’den şu e-postayı aldım:

Birkaç ay önceki görüşmemize istinaden yazıyorum. KP, hisselerini Gumroad’a 1$ karşılığında geri satmak istiyor. Bu hafta görüşmemiz mümkün mü?

Mike, yeni bir şirket kurmak için KPCB’den ayrılmıştı ve KPCB, yeni bir yönetim kurulu üyesi seçmenin bürokratik baş ağrısıyla uğraşmak istememişti. Ayrıca bu vergi konusunda da onlara yardımcı oldu. Bir çırpıda, likidasyon tercihlerimiz (çalışanlara ödenmeden önce satmamız gereken miktar) 16.5 milyon $’dan 2.5 milyon $’a düştü. Ve aniden tünelin ucunda ışık görünmüştü. Küçük, loş ve uzak bir ışık, ama ışık ışıktı. Kendi ayakları üzerinde durabilen, yatırım toplarken altına imza attığım ya büyü ya bırak anlayışına bağımlı olmayan bağımsız bir şirket olmak için bir fırsat doğmuştu.

Başka bir yatırımcı da onlara katıldı. O zamandan sonra biraz daha hissemizi geri aldık. Geri kalan yatırımcıları birkaç ayda bir attığım e-postalarla güncel tutmaya çalıştım.

Artık geleceğe odaklanma zamanıydı. Küçük bir ekip oluşturabilir, yatırımcılarımızın hisselerini yavaş yavaş geri alabilir ve Gumroad’u içerik üreticiler bakımından daha anlamlı bir ortam haline getirebilirdim. Asla milyar dolarlık bir şirket olmayabilirdik ve artık bunun sorun olmadığını düşünmeye başlamıştım. Eminim ki, Gumroad üzerinden satış yapan binlerce kişi de bunu asla umursamazdı.

Etki yaratacak yeni yöntemler bulma

Gumroad üzerinde çalıştığım 8 yıl boyunca kişisel olarak inişler çıkışlar yaşadım. Günde 16 saat çalıştığım aylar da oldu, haftada 4 saat çalıştığım da. Bunu şu şekilde resmedebiliriz:

Hangi ay daha çok hangi ay daha az çalıştığımı söyleyebilir misiniz? Ben söyleyemem. Birkaç yıl satış ekibimiz olmuştu fakat sonrasında olmadı. Ne zaman geçiş yaptığımızı görebiliyor musunuz? Ben göremiyorum.

Girişiminizin ne kadar mükemmel olduğu ya da ne kadar hızlı yeni özellikler çıkardığınız önemli değil. Büyümenizin büyük bir kısmını belirleyecek olan şey içinde bulunduğunuz pazardır. İyi ya da kötü, Gumroad her ay yaklaşık aynı oranlarda büyüme gösterdi çünkü piyasa bu şekilde ve bu hızda büyümesine olanak verdi.

Dolayısıyla, bir tür vizyoner taklidi yapmak, milyar dolarlık bir şirket kurmaya çalışmak yerine, ben sadece Gumroad’un mevcut içerik üreticileri için gittikçe daha iyi bir yer haline gelmesini hedefledim. Çünkü onlar bizi bugüne kadar ayakta tutan kişilerdi.

Değer yaratmak ve değer görmek

Yıllar önceki bir CEO Zirvesi’nde, her zaman kahraman olarak gördüğüm Bill Gates sahnedeydi. Birisi ona büyük değerler yakalamadaki başarısızlığıyla nasıl baş ettiğini sordu. Microsoft devasa bir şirketti elbette fakat dünyadaki ve insanlık üzerindeki toplam etkisi küçücüktü.

Bill şöyle yanıtladı: Tabi ama bu her şirket için geçerli olan bir şey, değil mi? Biraz değer yaratırlar ve bunun çok küçük bir yüzdesini yakalayabilirler.

Benzer şekilde, ben de değer hedef tutturmaktan çok değer yaratmaya odaklanıyorum. Halen olabildiğince çok etki yaratmayı da hedefliyorum fakat bunu doğrudan oluşturmak zorunda değilim ya da gelir veya değerleme şeklinde elde etmeme gerek yok.

Örneğin, Lambda School girişimi için 48 milyon $ toplayan Austen Allred, başlangıcını Gumroad üzerinden kitap satarak yapmıştır.

Odağımı kitabımı satmaktan (Sahil’in inşa ettiği platform Gumroad’u kullanarak) VC destekli bir şirket (Sahil’in yatırım yaptığı) oluşturmaya kaydırdım.

Eski Gumroad çalışanları tarafından yeni startuplar kuruldu ve onlarca şirket eski ekip arkadaşlarımızı işe alarak büyük gelişmeler kaydettiler.

Dahası, kredi kartı formu ve entegre ödeme deneyimi gibi ürün fikirlerimiz filizlendi ve interneti Gumroad’u hiç kullanmayan insanlar için bile daha güzel bir yer haline getirdi.

Gumroad şirket olarak küçük olsa da etkimiz büyüktü. İlk olarak, satıcılara aktarılan 178 milyon $’lık bir meblağ var. En önemlisi de etkinin yarattığı etki dediğimiz bir şey var ki bu da bizim açımızdan platformda yer alan satıcıların başkaları için yeni fırsatlar sunmaları olarak karşımıza çıkıyordu.

Gelişme dönemi

Değer yaratacak farkı yöntemler de buldum. İşten çıkarmalardan sonra, hiç kimseyle Gumroad hakkında konuşmadım. Annemle bile. San Francisco’dan ayrıldıktan sonra da startup ekosistemiyle olan bağlantım kopmuş gibi hissettim.

Bu yüzden ekosistemle yeniden etkileşimde bulunmak amacıyla, mali durumumuzu halka açık bir şekilde paylaşmaya karar verdim. Kendi şirketlerini kuran girişimciler hatalarımızdan ders alabilir ve böylece daha iyi kararlar verebilirler diye düşündüm.

Bu korkunçtu. Ya her aya büyüyemezsek? Bu gelecek müşterilerimizi ürkütebilirdi. Yatırım arayan bir startup için en son isteyeceğim şey olurdu bu. Para biriktirmek, istihdam yapmak ve diğer yatırım arayan girişimlerle müşterileri kapışmak zorunda olduğunuzda bu kartları kendinize yakın tutup saklamak daha mantıklıdır.

Fakat biz artık bunlardan çok uzak olduğumuz için bu tarz bilgileri paylaşmak daha kolaydı. Kârlıydık ve büyümenin olmadığı bir ay bunu çok da etkilemezdi. Dolayısıyla 2018’in Nisan ayında aylık mali tablolarımızı halka açık şekilde yayınlamaya başladım.

Tuhaf şekilde, daha fazla yatırımcı iletişime geçti (şimdilik sadece müşterilerimizden para almakla ilgileniyoruz, teşekkürler!), daha çok destekçi Gumroad’a katkıda bulunmak istedi ve odak noktamızdaki bu değişim bizi içerik üreticilerimizle daha çok yakınlaştırdı.

Gumroad’un aslında ne kadar “küçük” bir şirket olduğunu düşünüp delirmek yerine (öyle yapacaklarını düşünüyordum), üreticilerimiz daha da sadık hale geldiler. Bu işte birlikte gibiydik, sevdiğimiz işi yaparak geçinmeye çalışmak işi…

Yakın zamanda, tüm girişimi WordPress tarzında bir açık kaynak haline getireceğiz. İsteyen herkes kendi Gumroad’unu oluşturabilecek, istedikleri değişiklikleri yapabilecek ve arada bizim gibi komisyoncular olmadan satış yapabilecekler.

2018 yılında farklı kurumlara gelirlerimizin %8’i olan 23.775 $ bağış yaptık. Porto Riko’daki kasırga yardımı çalışmaları ve Kerala’daki sel için para topladık. Spekülatif kurgu alanındaki Presence-of-Blackness projesine ve bir Mexicanx yayınına fon desteği sağladık.

Hayat sadece siyah ve beyazdan ibaret değil

Yıllarca tek başarı ölçeğim milyar dolarlık bir şirket kurmaktı. Şimdi, bunun korkunç bir hedef olduğunu anladım. Bu tamamen keyfi bir şey ve etkiyi doğru bir şekilde yansıtmıyor.

Bahaneler üretmiyor veya başarısız olmamış gibi davranmıyorum. Bunun iyi hissettirdiğini de düşünmüyorum. Startuplardaki başarısızlık oranının özellikle de yatırımcı desteğiyle kurulanlarda inanılmaz yüksek olduğunu herkes biliyorken, bunu birebir tecrübe etmek çok berbat bir duygu.

Evet başarısız oldum ama başardığım şeyler de var. 10 milyon $’lık yatırımı içerik üreticiler için 178 milyon $’lık bir gelire çevirdik. Ve bir bağış toplama hedefi olmadan, sadece onlar için elimizden gelen en iyi ürünü oluşturmaya odaklandık. Her şeyden önce, okuduğunuz bu kelimeler gibi, gelir getirici ürünümüzün ötesinde değer yarattığım için mutluyum!

Artık başarılı olsam da başarısızlık hakkında yazabilsem diye sabırsızlanıyorum.

Şu anda kendimi “başarılı” görüyorum. Asıl niyetimde olan şekliyle olmasa da bunun da geçerli olduğunu düşünüyorum. Milyar dolarlık bir şirket kurma odağım olan ya siyah ya beyaz anlayışım nerden çıktı ki zaten?

Sanırım bunu zenginliğe tapan bir toplumdan miras aldım. Bill Gates’in her zaman kahramanım olması ve aynı zamanda dünyanın en zengin kişisi olması tesadüf değil sanırım.

Kendimi bildim bileli “başarılı” olmayı yalnızca toplam sermayeyle ölçtüm. Çevremde birisi “şu kişi çok başarılı” dediği zaman, onların etraflarındaki insanların hayatlarına dokunduğunu düşünmedim, bunun yerine daha çok para kazanmanın bir yolunu bulduklarını sandım.

Zenginlik, hayırseverliğe büyük yatırım yapan Bill Gates gibi birinin durumunda olduğu gibi, bir başarı ölçüsü olabilir. Ancak başarıyı ölçmenin tek yolu bu değil, en iyisi de bu değil.

Yeni Microsoft’u oluşturmaya çalışmakta yanlış bir şey yok. Milyarderlerin şeytani kimseler olduğunu da düşünmüyorum. Ve hâlâ o yolda ilerlememi isteyen bir taraflarım da var.

İyi ya da kötü, şimdilik bu şekildeyim. Milyar dolarlık bir şirket kuramayışımın hikayesi bu şekildeydi. Bunun gibi birçok hikaye var ama benimkisi bu.

“GUMROAD HAYATTA. #gumroadHQ — 27 Ocak 2014, Gumroad Instagram

Sorunuz olursa lütfen bana iletin. Yardımcı olmak ya da hiç olmazsa dinlemek isterim.

Gumroad, birçok güzel insanın sıkı çalışmalarının bir eseri, onlara tek tek teşekkür ederim: Leigh McCulloch, Sidharth Shanker, Anish Bhayani, Kathleen Warner, Heather Whiles, Benjamin Nguyen, K. Tighe, Steve Kaye, Tuhin Srivastava, Avinash Ananth, Joel Packer, Katsuya Noguchi, Matan-Paul Shetrit, Amir Haghighat, Ian Atha, Emmiliese von Clemm, Kate Yu, Sri Raghavan, Ryan Delk, Al Hertz, Travis Nichols, Maxwell Elliott, Phil Howes, Ben Reynolds, Michael Klocker, Bryan English, Laura Biester, Jake Heimark, Aaron Relph, Ben Walsh, Greg Terrono, Donald Huang, Paul McKellar, Francisco Gutierrez, Kyle Doherty, and Jessica Jalsevac.


*Ç.N: ‘kartvizit şirketi’ diye çevirdiğimiz “lifestyle business” kurucusu tarafından tek başına yönetilen ve sadece geçinecek kadar gelir kazanmayı hedefleyen şirketler için kullanılmaktadır.

Ahmet Kurnaz’ın emekleriyle…

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor