Hafta Sonu Bir Çılgınlık Yaptım , White Chocolate Mocha Alternatifim …

Son 2 yıldır mükemmel bir tatil planlıyorum. 2 yıl aynen şu cümlelerle geçti. Şu gün kesin çıkıyorum. Şurası olsun, yok en iyisi burası olsun. Aslında yurtdışına çıksam daha iyi. Hangi ülkeler daha iyi olur acaba ? Şu ülkede bunlar varmış orası olsun. Bayadır tatile çıkmıyorum işleri toplarlayım çıkmışken sağlam bir tatile çıkayım. En az 15–20 gün olsun. Şu işide sonuçlandırım öyle çıkayım bari kafam rahat etsin. Derken geçen hafta bu durum canıma tak etti !

Kafada plan yapıldı. Artık bahane uydurmak yok. Öyle detaylı mükemmel tatil planınada gerek yok. Çanta sırtlanıp cuma günü düşülecek yollara. Nerede nasıl kalınacak belirsiz. Yola cuma günü çıkacak olsamda, benim için yolculuk, karar verdiğim anda başlamış oldu. Yol heyecanı, çıkacağım macera beni şimdiden heyecanlandırıyordu. Nasıl olacak? Nasıl bir macera beni bekliyor ? İyi mi ? Kötü mü ? Çadırda kalırken doğada neyle karşılaşacağım. Nasıl insanlarla karşılaşacağım/tanışacağım. Belirsizlik ve belirsizliğin verdiği tatlı telaş. Gece yatağıma yattığımda, uyku öncesi ellerimi başımın altına koyup sevdiğini düşleyen aşık gibi gezimi düşlüyorum. İçim kıpır kıpır :)) Planladığım şey çoklarına göre basit bir şeydi. Ama uzun zaman hep planlı, tek düze yaşamam. Son zamanlarda popüler bir deyim olan ‘comford zone’ dahilinde tüm planlarımı yapmışım. Doğal olarak o cocuksu heyecan ve meraktan uzun zaman mahrum kalmışım.

Cuma günü geldi. Önce bazı işlerimi hızlıca toplarladım. Sonra Decathlon mağazasından kamp için gerekli olabilecek eşyayaları aldım. Alışverişimi tamamladıktan sonra eve geçtim. 1 saat içinde yol için tüm hazırlıklar tamamlandı. Kıyafet, gıda ve gerekli olabilecek diğer ıvır zıvır eşyalar çantaya dolduruldu. Hızlıca internetten kamp kurulacak alanları inceledim. Ballı Kayalar Tabiat Parkı’na gitmeye karar verdim. Bir ara olumsuz bir düşünce kaplar gibi oldu. Acaba bulabilecek miyim ? Gece doğada tek başıma tehlikeli olur mu ? Son anda bir “Caysam mı ?” havası oluşmuştu açıkcası. Sonra bu düşünceleri kafamdan atıp benim için en basit adıma odaklandım, malzemelerimle evden dışarı kendimi atmak. Ardından hiç deneyimlemediğim maceralara atılmak üzere yola koyuldum…

Kamp ekipmanları ve malzemeler hazır. Şimdi yola koyulma vakti!

Ballı kayalar Gebze’ye yakın bir yerdeymiş. Onun dışında nasıl gidilir vs pek bilmiyordum. Bunu detaylı düşünüp kafamı dağıtmakta istemiyordum. Ulaşacağım hedefi parçalara böldüm. İlk hedef çantanı sırtlan yola çık. Tüm bu macera bu ilk ve basit adım ile başlamış oldu. Gerisi çorap söküğü gibi ilerledi.. Normal hayatta da böyle aslında. Direkt nihai hedefe odaklanmak enerji israfından başka bir şey değil. Hedefe giden yolu parçalara bölüp sırası ile o küçük parçaları tamamlamak hiçte zor olmuyor. Her hedefi yeri ve zamanı gelince daha etraflıca düşünmek en mantıklısı.

Sırt çantamı sırtlandığımda ilk başda afalladım. Tahminen 20 kg civarıydı çantam. Dengeli yürümek için ekstra çaba sarfediyordum. Havanın sıcaklığınıda hesaba katarsak zorlayıcı bir ilerleme oldu. Metrobüse bindiğimde tişortüm ter içindeydi. Zaten fazla terleyen bir insanım. Birde taşıdığım ek yükler ilede inanılmaz ter attım. Ama ilginç şekilde bundan keyif alıyordum. Metrobüsde bu halimi görüp yer vermek isteyen insanlar oldu:) Birisi peçete uzatıyor al terini sil diye. Ama öyle bir terlemişimki peçete kezmez. Havlu, bornoz uzatsa ancak kafi :)

Metrobüsde binmeden önce şişlide sorduğum iett şöförü Gebze’ye Harem’den kalkan dolmuşlarla geçebileceğimi söylemişti. Metrobüsdede bir kaç kişiye sorarak uzun çayır durağından inip harem durağına geçebileceğimi öğrendim. Haremden gebze dolmuşunu kullanan şöförede ballı kayaların yakınında olan tavşanlı köyüne nasıl gideceğim konusunda bilgi aldım. Köy durağına yakın bir yerde indirdi beni. Yaklaşık 2–3 km köy durağına yürüdüm. Bir üst hedefe yaklaştığında bir sonraki hedefle ilgili daha kolay bilgi alabildiğimi farkettim. Mesela Şişlide ‘ballı kayalara nasıl gidilir ? yada ‘tavşanlı köyüne nasıl gidilir ?’ sorularına net cevap bulmam daha güç olacaktı. Bunun gerçek hayatta belirlediğimiz hedeflerdede aynen işlediğini görmek mümkün.

Bana tavşanlı köyü dolmuşu ile gidebileceğimi söylemişlerdi. Ama köy dolmuş durağına vardığımda hedefime daha yakın geçen bir köy dolmuşu olduğu söylediler. Adını unuttum şuan :) Yolda giderken insanların sana bakışının farklı olduğunu fark ettim. Sırtımdaki sırt çantasınında bundan etkisi kaçınılmaz tabiki. Mesela büfeye su almaya girdiğimde kasadaki genç seninle sohbet ediyor. Bir amacının bir hedefinin olduğunu anlıyor. Hikayeni dinlemek istiyor. Bu vesile ile insanlarla daha fazla iletişim kurduğumu farkettim. Köy dolmuş durağında oturuken yaşlı bir amca ile bankta muhabbete başladık. Dolmuşun kalkmasına 30 dkk var. Amca ile muhabbete başlayınca doğal olarak nereden geldiğimi nereye gittiğimi vs herşeyi konuşmuş olduk. Oda neden tek geldiğimi. Tek sana zor olmaz mı ? İstersen bizim köye gel bizde misafir ol gece dedi. Bende teşekkür ettim ve yoluma devam etmek istediğimi belirttim.

Amcanın dış görüntüsünden köylü insanı olduğu belli ediyordu. Konuşmasında yöresel şive vardı. 65 yaşlarında biriydi. Şuan emekli olduğunu belirtmişti. Daha önce ne iş yaptığını sordum. “Ben argeciydim yeğenim” dedi. Biraz şaşırdım, yani ne bilim amcada hiç beyaz yakalı emeklisi tipi yoktu harbiden. Nasıl bir arge bu amca dedim. Tam Olarak ne yapıyordun ? Arçelikte arge bölümünde çalıştığını. Yaptığı işinde akşama kadar boş kamyon ile her türlü yolda gezmek olduğunu söyledi. Kamyonda mesala iki çamaşır makinesi koyuyorlarmış. Birisi bağlı birisi serbes. Akşama kadar düzgün yol, kötü yol, rampa demeden ha bire geziyormuş. Sonra fabrikaya döndüğünde arge birimi makinelerdeki hasarları inceliyormuş. Değişik bir işmiş dedim ilk defa duydum dedim :) Derken muhabbetimiz çeşitli konulardan devam ettikden sonra dolmuşun hareket saati geldi. Dolmuşa binip yola çıktık.

Dolmuş beni yol üstünde indirdi. Kamp alanı için birazda yürümem gerekcekti. Etrafı ağaç yollarda ilerliyorum. İçimde huzur dolu :)

Yolda ilerlerken uzaklardan 3–4 köpeğin havlamasını duydum. Tırsdım lan :) Köpeklerle yaşadığım bir kaç olumsuz anıda olunca biraz tedirgin oldum. Akşam üstü hava kararmaya yakındı. Hava kararmadan bir an önce kamp alanına varıp kampımı kurum dedim. Hızlandım yolda…

Kamp alanına vardığımda sakindi. Piknik yapan iki aile toparlanıyordu. Nerde kamp atabilirim nasıl ederim diye etrafa bakınırken bir görevli yanıma yaklaştı. Bana piknik alanına kamp atamıyacağımı, ormana atmam gerektiğini belirtti. Bende zaten ormana atacam dedim erkeklenerek :) Ama sonra düşündüm, ulan gece ıssız ormanda ne yapacam :) . Ya ayılar çadırıma gelirse :) Salak saçma düşünceleri bir kenara bıraktım. Hızlı hızlı sırtımda 20 kg çanta ile bir oraya bir buraya koşturuyorum. Uygun bir kamp alanı arıyorum. Biraz moralim düştü. Üzerimde tedirginlik vardı biraz. Sonra hiç beklemediğim bir durumla karşılaştım.

Düşünceli düşünli ilerliyorum. Az ilerimde 2 erkek 1 kız arkadaş gurubu sırt çantaları ile oturuyorlar. O kadar düşünceliyimki farketmedim onları epey süre. Arkadaş grubundaki kız bana doğru sesleniyor. Ama banamı sesleniyor bir başkasınamı tam anlamayamıyorum. Arkama dönüp bakıyorum kimsede yok. Az arkadamda köpek var. Acaba köpeğemi sesleniyorlar dedim. Sonra seslenişi ısrarla devam edince bana seslendiğini düşünerek yanlarına doğru yaklaştım.

Derken tanıştık, muhabbet başladı. Bu akşam burada arkadaş grubları ile kamp atacaklarından bahsediler. Benide kendi arkadaş grublarından sanmışlar. Bunlarla tanışınca inanılmaz heyecanlandım. Bana inanılmaz enerji ve moral geldi . Yol yorgunluğum tamamen üstümden gitmişti. Ne onlar bana git dediler. Nede ben kampınıza katılabilirmiyim diye sordum :) Sanki beni bekliyorlarmış gibi, aynı ekipdenmişiz gibi hareket etmeye başladım, onları bulmanın mutluluğu ile :) Onlarda pek bozuntuya vermediler :)

Yazıda baya uzada bu arada farkındayım :) Kampda yaşadığım maceralarada girecek olsam epey uzun bir yazı olacak. Özetle bundan sonraki kısımları yazayım.

Daha sonra kamp alanımızı ayarladık. Zaman ilerledikçe ekibin diğer kısımları katılmaya başladı. Akşam 22 kişi falan olduk. Benim için inanılmaz bir macera, inanılmaz bir deneyim oldu. Bir çok yeni insanla tanışmış oldum. Hepsinin inanılmaz anıları, maceralarını var. Sürekli gezen ve yeni macelar yaşayan insanlar. 2 gün süren kampımız boyunca imrenerek dinledim. Çok şanslıydım ilk kampımı böyle güzel bir ekiple yapmış oldum. Bir daha tek gelmemem konusunda beni uyardılar. Tek gelmenin risk olduğunu söylediler. Tek başıma kamp geçirmiş olsam benim için nasıl bir deneyim olurdu acaba ? Onuda merak etmiyor değilim.

Doğa yürüyüşünü, doğayı seviyorum. Geçmişte doğa yürüyüşüne çıkma, dağ ve evinde kalma gibi olayları arkadaş grubumla sık sık yapmıştım. Ama son zamanlarda bu aktivitelerden baya kopmuşum. Çadır ile doğada kamp kurma olayınıda, merak ediyordum. Doğayı seviyorum evet. Evde doğa sporları belgesel kanalını izliyordum. Instagram’da doğa ile, doğa sporları ile ilgili hesapları takip ediyorum. Ama ben sadece hobilerime karşı son zamanlarda sadece izleyici konumuna düşmüşüm. Yaşamıyordum sadece ekrandan hobilerimi izlemekle yetiniyordum. Yaşamadığın şeye hobi denirmi peki oda ayrı bir soru ?

İstanbul’un yakınlarındaki doğa güzellikleri sırasıyla gezmeyi planlıyorum. Yer öneriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca doğayı sizde seviyorsanız. Kamp atma düşüncesi aklınızın bir köşesinde varsa kesinlikle deneyin. Kampla ilgilenen arkadaş grubunuz yoksa sorunda değil. Kamp yaptığım arkadaşlarda bazı gruplardan bahsetmişlerdi. Beni bu gruplara eklemişlerdide. Facebook’da epey bağımsız kar amacı gütmeyen aktivite grupları var. Bu grupları takip ederek ilk etkinliklerine sizde dahil olabilirsiniz. Zaten 1–2 kamptan sonra yeni tanıştığınız insanlar ile yeni bir sosyal çevreniz oluşacak. Artık yeni edindiğiniz arkadaşlarınız sizi etkinliklere davet etmeye başlayacaklar.

Kampda son gün. Ekiple dağılmadan önce birlikte çay faslı.

Bu etkinlikte burada değinemediğim epey bir nokta, macera var. Kampta edindiğim deneyimler, tecrübeler üzerine apayrı bir yazı başlığıda olabilir. Kampdan sonra size tarif edebileceğim en baskın duygular nedir derseniz. Çok büyük bir başarı gibi gözükmeyebilir çokları için .İlk olarak kendime olan saygı arttı. Kendimle gurur duydum. Hani bazen odamızı/ofisimizi temizlememiz gerekir. Önce bir eringenlik olur. Sonra tam bir gayretle işe koyuluruz ve bitiririz. Ardından sevdiğimiz aktiviteye kendimizi bırakırız film/malak gibi yatakda yatmak/kitap okumak. Sıkıcı işi tamamlamanın gururu mutluluğu vardır. Hemde sonrasında yaptığımız eğlenceli aktivide bizim için daha anlamlı olur. İç ses “hakettin lan kerata, götün başın terledi iş yaparken” der adeta. Bu hazı 20 ile 30 ile 50 ile çarpın. Sonuçta haftasonunu White Chocolate Mocha eşliğinde Starbucks’da geçirmekte bir alternatifti. Yorulmak yok. Kafa yormak yok. Endişe yok. Terleme yok. Macera ve bilinmezlik yok. Tüm bunlara karşın yola çıkmak ister istemez herkesi gururlandırır bence :)

Not: Yazı epey uzun oldu. Zaman ayırıp okuyan herkese teşekkürler. Bir Önceki yazımda beklediğimin üstünde okunma ve alkış geldi. Yeni yazı için hızlı aksiyon almamda birazda bu beni yüreklendirdi. Bunun içinde hepinize çok teşekkürler :)