
Biri varmış. İsmini vermek istemeyen karakter, biz ona isim uydurup devam edelim. Hatta ilk aklımıza geleninden isim vereyim ben ona: Adını Feriha koydum.
Feriha son zamanlarda aklını kaçırmış, kalpsiz, acımasız, intikamcı ve çok kızgın bir kız olmuş.
Feriha’nın yine de arkadaşları varmış, Feriha’nın küçüklüğünü bildiklerinden çekerlermiş onu.
Özünde öyle değildir meselesi.

Feriha’nın bir işi bile varmış.. Günlük işlerini yapabilme becerisine ve akıl yeterliliğine hala sahip. Fakat kör topal idare eder cinsten. Feriha’nın hataları oluyor fakat içinden çıkılmaz bir problemin içinde olduğunu biliyorlar olsa gerek, içinden çıkar diyerek hataları göz ardı edilebiliyor.
Feriha’nın hayatında biri bile var. Bu biri iyi mi kötü mü anlayamıyoruz.
Fakat Feriha son günlerde hiç iyi biri değildi. Feriha kendini iyi hissetmiyor demiyorum, o zaten belli. Ama Feriha son günlerde iyi bir insan da değildi.
Çok kolay insanları tersleyebiliyordu. Çok kolay kalp kırıyordu. Çok kolay yakınlarına arkasını dönüyordu. Ve dokunsalar insanları elini elektrik prizine sokmuş gibi hissettiriyordu.
Feriha böyle biri olarak doğmadı elbet.
Her bebek gibi o da zihnen sağlıklıydı fakat şanslı doğmadı.
Feriha’nın annesi ihmal edilmiş bir çocukmuş. Bir sebeple Feriha’ya büyü yapıldığını düşünüyormuş. Bu kara büyü Feriha’yı kendisini doğuran anaya düşman etmiş güya. Feriha annesinin sözünü dinlemez, sivri dilli, başıma buyruk bir evlatmış. Hazır cevaplık, pabuç gibi dil bir çocukta ne gezer? Kesin büyü yapmışlardır Feriha’ya demişler.
Ananesi ile bu konuda annesiyle hemfikir değilmiş. Cinli bu çocuk demiş. Bir haller var Feriha’da diye eklemiş.
Feriha yaramazmış da. Daha 3 yaşına gelmeden oradan oraya atlarken kolu çıkmış mesela. Çaresine bakmışlar.
Ama ne başına gelse yine de zapt edilmezmiş. Düz duvara tırmanırmış şaka değil. Eski evlerde kapı kenarlarına iki bacağını ayırır dayar oyun olsun diye tepeye çıkar atlarmış.
Bu zapt edilmez, büyülü, ana düşmanı cinli Feriha küçüklükten beri sorunluymuş yani.
Bunu da Feriha’ya hep söylemişler.
Suçlusun, suçlusun, yanlışsın, yamuksun, cinlisin, büyülüsün…
Feriha önce kimseye inanmış. Bu nedenle kendini savunmak istemiş. İzin vermemişler Feriha savunmakta diretmiş.
Öyle olunca Feriha’yı susturmanın yolunu bulmuş annesi.
Dermiş ki: Sus! Iç kıyan, ciyaklayan, inleyen ve neredeyse karşısında canlı görmese boğazını kestiklerine inandıracak türden bir ses tonuyla dermiş bunu ve eklermiş ‘’eğer susmazsam kendimi balkondan atarım’’.
Bugün bile ben Feriha’lara gittiğimde görüyorum. Annesi ve Feriha ufacık atışsın, annesi kalksın mutfağa, koridora, başka odaya geçecek olsun Feriha’nın aklı başından gider, ardından ‘’annneee’’ diye fırlar, kimi zaman çığlık atar, kimi zaman eli ayağı boşalır ‘’yapmaaa’’ der ağlamaklı, biz şaşırırız ‘’ne oluyor?’’ diye.
Feriha korkarmış, tartıştılar da konuştu, söz hakkı aldı ya, anası şimdi kendini atıverecek diye paniklermiş.
Feriha çok başına buyruk olduğundan korksa da konuşurmuş, korksa da haklıysa haklıyım demezse çatlarmış. Böyle olunca annesi Feriha’yı susturmanın yeni yolunu bulmuş:
Feriha’anın cümlesi A,B,C ve nokta ise anası A derken hepsini yutturup Feriha’ya acıklı, inleyen bir sesle seslenirmiş:
Beni beyin kanamasından öldüreceksin.
Bir şeyi 40 kere göre söylersen olur, düşünce enerjisi meseleleri pek bilinir ya, Feriha için ben çok korkardım. Eğer böyle bir şey olursa Feriha sorumlusu olmadığı halde sorumlu hissedecek diye.
Böyle büyüyen Feriha kimseyle sağlıklı ilişki kuramamış.
Hayatındaki kimse de pek olgun biri değilmiş. Onunla önce güzelce arkadaş olmuş ama sonraları Feriha’nın hep savunmada oluşu (hep suçlu hissediyor ya), kendini değersiz hissedişi (cinli, büyülü, yanlış çocuk) ve karşı tarafa zarar verme endişesi ( konuşunca biri atlar veya belki de beyin kanaması geçirir), Feriha’nın sevdiği ile ilişkisini çarpık yapmış. Sevdiği de çok aklı sağlam değilmiş zaten. Onun ne yaşadığı ayrı bir hikaye ama o da Feriha’ya istediklerini yaptırmak için tehdit etmeyi seçermiş.
Feriha eğer onun istediği saatte uyanık olmaz, onunla konuşmazsa ne yaptığı belli değilmişmiş. Eğer Feriha onun sorduğu bir soruya geç cevap verirse, verdiği cevap doğru sayılmazmış. Feriha eğer ulaşılmazsa ve uzun süre onunla ilgilenemezse güven sarsılırmış. Feriha eğer kızarsa ve yeter derse bunu kaçmak, başkalarıyla bir an önce işine bakmak için yapar sayarmış. Hep varsayımları olan bu kişi Feriha’nın dünyasında yıllarca yaşayınca Feriha’nın artık aklından kalan sağlıklı kısım Feriha’yı sadece para kazandırmaya yetiyormuş.
Sonra Feriha herkese küsmeye başlamış.
Hayatı adil bulmamış, herkesi kötü ve hatalı görmüş. En çok kendine kızmış.
Kendini affet demişler, kendine ne yaptığını bulamayacak kadar kafası bulanmış neden dolayı affetmesi gerektiğini bulamamış.
Kendini sev demişler, bakmış aynaya burun kıvırmış. Aynada şeytan varmış gibi bakmış da kendine yüzünü çevirmiş.
Kendini sevmeyen Feriha kimseyi sevmemiş.
Hayatındaki kimse bir gün yine Feriha’yı suçlarken, ağlatırken öyle ileri gitmiş ki Feriha’nın gerilimden elleri titremiş. Ama narsist ya bu durmamış. Feriha ağlamış, arabasına binmiş az gitmiş uz gitmiş. Sonra anasını aramış, anası sanmış ki Feriha onu suçlamak için aradı.
Bu ne biçim ilişki böyle?
Feriha başta kurbanken en sonunda tacizci olmuş çünkü. Hem sevdiğiyle ilişkisinde, hem de annesiyle olan ilişkisinde arada sırada roller değişiyormuş son zamanlarda. Artık hep Feriha eziyet görmüyormuş. Bazen de onlar kurban oluyormuş.
Bu seferde annesi kendini birden kurban rolüne koymuş. Sonra hemen tacizci olmak istediğinden olsa gerek telefonda numara yapmış. Sanki bir yerlerini jiletle kesmişler gibi inleyerek, ciyaklarak, telefona ağlarken demiş ki:
Beni mahvettin, öldüreceksin benii….
Hiçbir şey yapmamış aslında Feriha. Ama o iç kıyan ses, narsist sevdiğinin verdiği elektrik şoklarının ardından bünyesine girince karnı kıyım kıyım olmuş Feriha’nın. Dayanamamış.
Kapamış telefonu.
Suçluyum kendimi sevmiyorum kendimi affetmiyorum lanet olsun bana demiş.
Sonra birden ölüm aklına gelmiş. Ölüm tam o anda, Feriha’ya görünmez şiddettin cehenneme çevirdiği yaşamın verebileceğinden daha fazla huzur teklif ettiğinde hayır diyememiş.
Bulduğu ilk uçurumdan arabasıyla uçmuş.
Feriha ölmüş.
Feriha ölünce gerçekten huzur bulmuş.

