Her Hafta “Yeniden Başlamak”

Photo by Pim Chu on Unsplash

Dünyadaki tüm insanların çoğu için pazar günü, pazartesinin gelmesinin bekleyişi ve onun getirdiği stresle geçiyor. Tüm gün olmasa da güneş battıktan sonrası yeni haftanın getirebileceği bildiğimiz ve bilmediğimiz olayları nasıl atlatacağımızı düşünerek, hatta çoğu zaman da kara kara düşünerek geçiyor.

Ben çoğu olayda olduğum gibi bu olayda da tersim. Pazar günleri haftaya bomba gibi başlayabileceğime inandığım tek gün. İnanılmaz bir enerji, onu da yapayım, bunu da kesin yaparım, bu hafta 3 gün spora giderim, sabahları 6'da kalkarım gibi kendimin başaramayacağı ya da başarmaya çalışırken kendimden kaybedeceğim büyük beklentileri kendime yüklüyorum. Yükleniyor…

Bence bir pazar gününe yüklenecek iki duygu yükü de fazla. Sanırım bunun tek sebebi hayatımızı gerçekliğe dökemiyor olmamızdan. Çevremizde gördüğümüz hiçbir şey gerçek değil. Herkes en iyi anlarında, ve hatta bazen de en kötü anlarında. Ama hiç standart bir gün paylaşılmıyor. Mesela dünden kalmış bir yemek, ya da ucu delinmiş çorapla bir poz fotoğraf paylaşılmıyor. Sanki bu tarz basit olaylar kimsenin hayatında gerçekleşmiyor gibi. Neyse…

Çevremizdeki görüntü ve sesler, içimizdeki renkleri ve titreşimleri etkiliyor. Birbirinin aynı “ayna” insanlar ve kopyala yapıştır duygular. “Ben olma”nın kötü durduğu, dışlandığı(-biraz değişik bu çocuk) bu zaman diliminde pazar günü hepimiz adına ya yaşamak için ağır ya da planlamak için fazla detaylı oluyor.

Kendi gerçekliğime not: Bu hafta spora bir gün gidebilir, bir akşam dışarıda yemek yiyebilirsin. Bitirmeye çalıştığın kitap bir hafta daha bekleyebilir, bırak çamaşırlar haftasonunun konusu olsun. Dur, dinle, gökyüzüne bak ve kendini hisset ve eğer başarabiliyorsan “kendini sev”!

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor