Herhangi bir günden bir “an”

Ülkelerin adı değişir, şehirlerin, caddelerin, insanların, düşüncelerimizin bile adı değişir. Fakat bu kadar değişkenin bulunduğunu bir evrende, fark yaratan yalnızca o ân’ a yüklediğimiz anlamdır.

Gittikçe sığlaşan algımın bana bırakmak istediği kötü miras, kendimi mutlu hissettiğim kısacık zaman dilimlerini elimden almasıydı. Zihnimin karmaşasında düğümlenmiş kelimeleri bile, doğru şekilde sıralamak zorlaşıyor. Buna rağmen yazmaya direniyorum şuan. Kim bilir bir an çıkagelir ve telaffuz bile edemeyeceğim kelimeler öğretir bana. Zihnimin saklı köşelerinde uzun bir yolculuk benimki aslında. Yol çok uzak, bazen dipsiz kuyulara inmeli bazen ise el değmemiş karları ezerek, ıssız zirvelere tırmanmak gerek. Yaman olan ise hakikatin ta kendisi bulmakta. Böyle bir yolculuğun kılavuzu her birey için fark arz eder. Bu sebeple yıllardır kitapların yapraklarını arşınladım, bir ipucu bulabilmek umuduyla. Ne yazık ki bu sırra nail olmak için birey kendi kararlarını vererek -elbette her bir seçimin sonuçlarına katlanarak- ve bedelini ömür çerçevesi kadar vakte sığdırarak sonuca erişebilir. İşte o an geldiğinde aslında bulabildiğimiz mutluluk, sadece o zamana sığdırabildiğimiz bu zorlu arayışın neticesine kavuşmaktır.

Hayat suyunun sırrını çeşmelerden bulamazsın
Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın.

Cem Karaca


One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.