İş Hayatında Çaba İllüzyonu

Duygu Dülger
Nov 5 · 4 min read

Emek neydi? İş neydi? Hayat neydi?

Aslında benzer bir konuyu daha önce şurada yazmıştım. Fakat iş hayatına özel ve güncel bir yazı yazmanın iyi olabileceğini düşündüm. Zira bugünlerde sık sık gündemim bu illüzyon oluyor.

Cottonbro, Pexels | Odak

Bence, insanın en büyük lanetlerinden biri dünyayı sadece kendi gözlerinden görmektir. Bugüne kadar gelmiş geçmiş milyarlarca insanı, milyarlarca algıyı düşününce, o çeşitliliğe şaşırmamak ve bir tane algının içine hapsolduğuna üzülmemek elde değil. Ne yazık ki insanlar tüm olayları kendi gözleriyle görmeye, kendi zihniyle algılamaya mecburdur. Bu yüzden de ister istemez herkes kendine odaklıdır. Kendi durduğu taraftan bakabilen insan, elbette önce kendi attığı son adımları görecektir.

Quang Nguyen Vinh, Pexels | Hamur

İş hayatında da bu durum benim “çaba illüzyonu” diye adlandırdığım şekilde zuhur ediyor. Özellikle iş hayatının başlarında, yeni mezunken veya yeni bir pozisyona başlamışken bu durum sık yaşanıyor. Çünkü her yeni sürecin başında, yoğun olması gereken bir öğrenme süreci vardır. Yeniyken gelen her görev yeni bir maceradır. Önce iş anlaşılacak, şirketteki diğer işlerle bağlantısı kurulacak, geçmiş bilgiler irdelenip alakalı olanlar ayıklanacak, öğrenilmesi gerekenler öğrenilecek (en çok da burası zorlayacak), uygulamaya geçilecek, hatalar yapılacak, başa dönülecek, tekrar öğrenilecek, tekrar denenecek, eğer şanslıysak süresinde iş tamamlanacak. Öte yanda bu işi biz tıfıl yeni mezuna veren kişi; bu süreçleri aşmış, öğrenme yükünü azaltıp pratiğe geçmiş, hızlı ilerleyebilen biri olacaktır muhtemelen. Yani o zaten bizim ter akıtarak geçtiğimiz aşamaları çoktan geçmiş, bizim 10x verdiğimizi x birim ile halleder olmuştur. Zaten bizim verdiğimiz 10x ‘in 9x ‘i de işi yapma öncesi süreçlere gitmektedir. Doğal olarak da burada bir çakışma meydana gelir. Ben 10x birim verirken karşı tarafın x birim alması, bizim aramızda bir uyumsuzluk oluşturur. Eğer ben kendi bakış açımla bakar, 10x ‘e odaklanırsam hata yaparım. Eğer o kendi bakış açısıyla x ‘e odaklanırsa da hata yapar.

Regiane Tosatti, Pexels | Şekil

Kendim işe ilk başladığım zamanlarda, karşı tarafa yansımasını çok bilemiyor ve önce çabama odaklanıyordum. Sadece çabam için takdir bekliyordum. İş tamamlanmasa bile bir şeyler yaptığımı düşünüyor ve karşı tarafın da bunu fark etmesini bekliyordum. Fakat hiç de öyle değilmiş. Tabi ki her adım yeni bir şey öğretir, o konuda oldukça pozitifim ve tamamlanmayan işlerin yapılmasının bile iyi tecrübeler olduğunun farkındayım ama karşı taraf böyle düşünmek zorunda değil. Çabam için herhangi bir yorum yapmak, takdir etmek, anlayış göstermek zorunda da değil. O, yalnızca ona yansıyan kısmını değerlendirmekle mükellef. Zaten başka birinin gösterilen çabayı anlaması da çok mümkün değil. Sonuçta çaba gösteren benim, o ne bilsin?

Elbette burada bahsettiğim yönetici (veya benzer pozisyondan biri) kişisinin de çabayı takdir etmesi, yeni mezun tıfılken çok işe yarayacaktır. İnsanı şevkle çalışmaya, daha iyisini yapmaya itecektir. Çabanın takdir görmemesi bir yerden sonra umutsuzluğa ve işe yaramazlık hissine dönüşebiliyor kimi zaman. Ki tecrübesizken bu durumlar daha hassas olabiliyor.

Belle Co, Pexels | Kap

İnsan tecrübesizken yaptığı şeyin çok iyi olduğunu düşünmeye meyilli oluyor. Olduğundan, daha önce yapılmışından daha iyi… Bunun sebebi çok uğraşmak, çok çaba sarf etmek elbette ama bizden önce o işi yapan kişinin ne kadar çaba harcadığını bilemiyoruz. Ki zaten bir işi yapan tek kriter de çaba değil. Belki de yaptığımız iş, sarf ettiğimiz efor ile orantılı olarak iyileşmiyordur. Haliyle de mükemmel işler ortaya çıkaramıyor olabiliriz. Zannedersem yeni mezunlardaki “küçük dağları ben yarattım” havasının bir sebebi de bu. Yoğun çalışıyormuş hissi. Halbuki biz o dönemlerde, bizden önce başlayanlara yetişmek için daha hızlı koşmaya çalışıyoruz. Koşuş hızımızla, yoldaki sıralamamız arasında bir korelasyon olmak zorunda değil.

Mochammad Algi, Pexels | Sonuç

İşte bu yüzden değerli arkadaşlar, çabaya odaklanmaktansa sonuca odaklanmak belki bizi daha iyiye götürür. Çabaya çok değer veren biri olarak kendimi sorguluyor ve sizi de davet ediyorum.

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Duygu Dülger

Written by

Dijital Ninja. Büyüyünce CEO olacak.

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade