İşte O Şeker

Merhaba,

Daha önce izlediğim ve en büyük zaaflarımdan birisi olan şekeri bırakmam konusunda katkılarını gördüğüm That Sugar(İşte O Şeker) belgeseli hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.

Damon Gameau’nun yönettiği ve başrolde olduğu Avustralya yapımı bu belgesel sayesinde herkesin bilinçlenip, sağlığını ve yaşam enerjisini sömüren şekerden kurtulması mümkün.

https://www.kanopy.com

Belgeselimizin kahramanı Damon Gameau aslında oldukça sağlıksız beslenen bir insan fakat 5 yıl önce kız arkadaşını etkilemek için onunla tanıştıktan sonra beslenmesine dikkat ederek hayatından rafine şekeri çıkarıyor.

Şu an ise Damon ve sevgilisinin bir bebekleri olacak ve o doğana kadar kahramanımız şeker ve beslenme konusuna bir açıklık getirmek istiyor. Bunun yolunun da tekrardan şeker kullanmaya başlayarak bunun vücuduna etkilerini ölçmekten geçtiğine inanıyor. Tüm bu süreci uzman doktorlar eşliğinde takip ediyor ve değerleri düzenli olarak ölçülüyor.

‘’Kızımın sağlıklı ve mutlu şekilde büyümesini değerli vaktini kalori hesabına ya da aşırı kilo takıntısına harcamamasını istiyorum. Çocuklarımızı eğitirsek bizim neslimizin yaptığı hatalardan kaçınabilirler.’’

Damon Önümüzdeki 60 gün boyunca günde 40 çay kaşığı şeker tüketecek ve bunu sağlıklı bilinen ürünlerdeki gizli şekerden alacak. Çikolata, dondurma, şekerleme vb olmayacak. Sukroz ve Fruktoz ağırlıklı beslenecek. Light ürünler kullanıp egzersiz düzenine aynen devam edecek.

Damon ortalama bir Avustralyalının Günde 40 çay kaşığı şeker yemesine ilk başta çok şaşırıyor ve çok fazla şekerleme tüketmesi gerektiğini düşünüyor. Fakat sonra anlıyor ki marketlerdeki ürünler sayesinde bu miktara kolaylıkla ulaşabilir ve hatta aşabiliriz. Diyetini abur-cubur yemeden sadece markettteki normal olarak gözüken ürünleri kullanarak şekillendiriyor.

‘’Şeker içeren tüm ürünler standart bir süpermarketin raflarından kaldırılsa ürünlerin sadece %20'si kalırdı.’’

https://stagebuddy.com

‘’Dört kişilik ortalama bir Avustralyalı aile bir haftada tükettikleri şekeri almak zorunda kalsalar süpermarkete gidip 6 tane 1 kiloluk şeker paketi alıp eve götürüp hepsini bir haftada yemeleri ve bunu her hafta yapmaları gerekir.’’

Kahramanımız, 60 günllük deney sonucunda tekrardan kan testlerini yaptırıyor. Karaciğer yağlanması oluyor ve enzim değerleri bozuluyor. Karaciğerdeki şeker seviyesi anlamına gelen Trigliserid seviyesi ciddi oranda artıyor. 8.5 kilo alıyor ve vücut yağı %7 artıyor. Bel ölçüsü 10 cm artıyor. Tüm bunlar önceki beslenemsiyle aynı kalori miktarını almasına rağmen oluyor. Sadece marketlerdeki gizli şekerle, kahramanımızın karaciğer hücreleri ölüyor ve içi yağ ile doluyor. Damon deney sürecinde yaptığı tek şeyin diğer şeker dolu öğünü beklemek olduğunu ve kendisini çok halsiz hissettiğini söylüyor. Şeker dolu öğün geldiğinde ise şeker beynini hemen uyarıyor ve mutlu hissediyor ancak bu etki yalnızca 45 dakika sürüyor, sonra bitkinlik ve dalgınlık tekrardan başlıyor. Şeker alınca çok mutlu ama bu kısıtlı bir süre oluyor.

https://www.irishexaminer.com

Şeker kan şekerini bir anda yükseltiyor vücut insülin salgılıyor ve bir anda tekrar düşüş yaşanıyor. Bu düşüşün ardından vücut stres hormonu salgılıyor ve yine beyne şeker yeme isteğine yönelik sinyal gönderiliyor ve bu kısır döngü devam ediyor. Bu da dalgalı bir ruh haline, anksiyeteye sebep oluyor. Bunun sebebi ise beynimizdeki glikoz miktarının sürekli artıp azalmasından oluyor. Akli işlev dengesizleşir. Eğer glikoz seviyesi dengeli ise bu daha iyiydir.

Kahramanımız, zor doyduğunu hissediyor. Bizi aslında yağ ve protein tok hissettiryior ancak markette satılan ve bize sağlıklı olduğu söylenen ürünler ise bu noktada eksikler ve şeker içeriyorlar.

https://stmed.net

Damon’un yüzü yağlanıyor, sivilceleri çıkıyor. Karaciğerin işlev bozukluğundan yüzünde böyle tepkiler oluşuyor.

Kalorinin kaynağı sağlıklı yağlardan, şekere dönünce işte bu sonuçlarla karşılaşıyoruz.

Kahramanımız süreci sonlandırıp, eski beslenme düzenine döndüğünde ise ilk hafta çok zorlanıyor ve süreci sigara bırakmaya benzetiyor. Baş ağrsı, karamsarlık, uykusuzluk sorunları yaşıyor ve canı sabahları şeker istiyor.

Bu hale sabredip 2 hafta geçtikten sonra ise tekrardan canlanmaya, cildi parlaklaşmaya başlıyor. Ruh hali dengeye giriyor. Tüm kan tahlilleri normale doğru dönüyor. Fruktozu çıkarınca kolayca eski hale geliyor.

‘’Hep bu şekilde yaşarsanız hayatı farklı şekilde düşünmezsiniz. Ben hep şekerli yerim ve bir şey olmaz diyen insanlar gerçek potansiyelini bilmiyorlar. Şekersiz yaşam imkansızmış gibi düşünüyoruz ama geçmişte her zaman böyle yaşamadığımızı unutuyoruz.’’

Anlık haz devrinde hiç kimsenin hiçbir şey için beklemek istemediği bu dönemde şekerin verdiği anlık enerji çok önemli hale geliyor.

Peki nasıl oluyor da şeker hem sağlığımızı hem de ruh halimizi bu kadar etkileyebiliyorken marketteki neredeyse her üründe şeker var?

Bu sorunun cevabı değeri milyar dolarlarla ölçülen gıda endüstrisi.

Şekerin küresel ticari değeri 50 milyar dolar. Şeker birliği, bilim adamları göreve alıp ciddi araştırmalar yaptı. Resmi dergilerde yazılar yayınlattı fakat araştırmaları kendisinin fonladığı belgelerden belli olmuyordu. Şeker endüstrisi kendi fonlayıp, yaptırdığı araştırmalardan 25.000 kopya dağıttı. Tüm bu çabalar sonucunda şeker aklandı yağ ise düşman ilan edildi. Bu sayede market rafları yağsız veya az yağlı light ürünlerle doldu. Besinin içindeki yağı çıkarınca tekrardan lezzetini kazanabilmesi için de bu sefer daha fazla şeker kullanıldı. Gıda sektörünün kendisi şekeri akladı.

https://www.nbcnews.com

Bir aborjinin yılda tükettiği şeker miktarı bir ya da iki şekere denk geliyordu. Günümüzde ise Coca-Cola En büyük satışı Avustralya’nın kuzey topraklarında yaptığını iddia etti. Yani aborjinlerin olduğu yer. Marketler büyük kâr getiren abur-cuburlarla doldu. Toplum alışkanlıkları gereği hiç alkol tüketmemesine rağmen inanılmaz bir diyabet ve böbrek yetmezliği oranları baş gösterdi. Çünkü şeker tüketimi çok fazla. Doğru beslenmeyle önüne geçilebilecek ani ve genç ölümler çok fazla. John Treganza isimli Aborjin bu konuda harekete geçiyor. Mai Wiru isimli bir organizasyon kuruyor. Toplumu bilinçlendiriyor. Bunun sonucunda John’un bulunduğu Amata bölgedeki en düşük şeker alımına sahip yer oluyor. fakat tüm bu başarılara rağmen hükümet bir anda Mai Wiru’nun fonunu kesiyor.

Amerika Kentucky’de ise Pepsinin ürünleri aşırı ilgi görüyor ve halkın orada ciddi diş sorunları var. Edwin isimli bir dişçi karavanını diş kliniğine çevirip okulara gidiyor ve çocukları eğitiyor. 17 yaşında Larry isimli 26 dişi çekilmesi gereken bir hastası oluyor. ve dişçi bu tarz hastalara çok sık rastladığını söylüyor.

Pepsi ile kontak kurulduğu zaman ise Pepsi kararında içildiği sürece ürünlerinin sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu söylüyor. Fakat böylesine kafeinli ve şekerli bir şeyi kararında tüketmek imkansız. 26 dişi çekilmesi gereken Larry’nin hâla gazoz ve kola içmeye devam edeceğini söylemesi bunun göstergesi.

Larry

İşlenmiş gıda endüstrisindeki Şirketler tatlarının bağımlılık yapması için çok ciddi araştırma ve yatırım yapıyorlar.

İdeal şeker oranına endüstri ‘mutluluk noktası’ diyor. Makarnalarda, soslarda dahi bu noktaya dikkat ediliyor ve insanlar adeta sömürülüyor. Çocuklar şekere alışıyor ve sebzenin tadı acı geliyor istemiyor. Ne kadar çok şekerli gıda yerseniz o kadar çok şekerli gıda istiyorsunuz.

https://www.sweetdefeat.com

Gıda devlerinin toplantılarında bağımlılık yasaklı kelime. Gıda devlerine göre obezite ve hastalıklar konusunda insanlar kendi tercihlerinden kendileri sorumlu olmalılardır. Gıda endüstrisi obezitenin fazla kolori ve az hareketten olduğunu savundu. Yani kilolu insanlar aç gözlü ve tembeldi.

1 gram yağ 9 kalori iken 1 gram şeker 4 kalori bu yüzden yağ günah keçisi ilan ediliyor. ama deneyde de gördüğümüz gibi Damon önceden aldığı kadar kalori almasına rağmen kilo aldı, ciğeri yağlandı, cildi bozuldu, mutsuz bir ruh haline kapıldı ve dikkatsiz oldu. Endüstri ise kalori dengesine bakıyor. Kalorinin çeşidinin etkilerini göz ardı ediyor. Kilolu isen tembel ve başarısızsın başka açıklaması yok.

Önce kendimizin, sonra nesillerimizin gerçek potansiyelini yansıtabilmesi ve mutlu olabilmesi için sağlıklı beslenmenin çok önemli olduğuna ve herkes tarafından konuşulması gerektiğine inanıyorum. Vücudumuza ve ruhumuza bu kadar zararı olan bir şeyi, şeker endüstrisinin gücü sayesinde çok normal zannedip neredeyse her öğünümüzde yiyoruz. En kötüsü şekerli gıdaları düşünmeden çocuklarımıza da veriyoruz ve birer şeker bağımlısı olmalarına neden oluyoruz. 3 yıllık kendi tecrübeme de dayanarak söylüyorum ki bir kaç ay sabrederek şeker bağımlılığından kurtulmak veya en azından şeker tüketme isteğini minumuma indirmek mümkün. Umarım bu belgesel benim gibi pek çok çikolata canavarını daha sağlıklı yaşam savaşçısı haline getirir. :)

‘’Şeker Şeytan değildir ama hayat ondan kurtulunca güzelleşir.’’

Hoşça kalın.


Originally published at https://fatihgercel.com


Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Mehmet Fatih GERÇEL

Written by

Istanbul University Faculty of Law | https://fatihgercel.com/

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade