İrade Terbiyesi-1

Merhaba,

İrade Terbiyesi, okurken çok etkilendiğim, neredeyse her satırının altını çizdiğim bir kitap oldu. Jules Payot’un 1893 yılında kaleme aldığı eser hakkında Cemil Meriç, disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim derken; Önemli hukukçu Ali Fuat Başgil ise keşke on sekiz yirmi yaşlarımdayken okumuş olsaydım diyor. Kitabı bir başucu eser olarak gördüğüm ve sık sık geri dönüp okumak istediğim için nispeten uzun bir inceleme yazısı olacak. Bu yüzden iki bölüm hallinde yayınlayacağım. Umarım sizler de bu yazılardan memnun kalır ve hayatınıza uygulayacak noktalar bulabilirsiniz.

https://www.idefix.com

Yazar giriş bölümünde kitabının alt başlığını irademize faydalı olacak duygularımızı güçlendirmek ve zararlı olanları da uzaklaştırmak olarak tanımlıyor. Bunu nasıl yapacağımızı güzel bir sistematik içerisinde bizlere aktarıyor. Yazar öncelikle Mücadele etmemiz gereken irade düşmanları hakkında bilgi verdikten sonra bize dış kaynaklarımız ile iç kaynaklarımızı tanıtıyor ve en sonda irade psikolojisi hakkında bilgi vererek kendimizi nasıl güçlü kılacağımızı anlatıyor.

Mücadele Edilecek Düşmanlar

1-İsteksizlik

Süreklilik gösteren çabadan korkup tembellik ve rehavet gösteririz. Güne ‘canım istemiyor’ haliyle başlayıp uyuşuk vaziyette yataktan çıkarız. Tüm günü tembellik içerisinde geçirip, lüzumsuz sohbetlerle, oyunlarla zamanımızı zayi ettikten sonra gece yatağımıza girdiğimizde yine mutlu olamayız ve bir huzursuzluk hali içimizi adeta kemirir. Böyle insanlar zaman zaman ani bir efor patlaması yaşayarak önemli işler yapmaya çalışsalar da sonuç yine değişmez ve yine isteksizlikle baş başa kalırlar. Önemli olan az da olsa süreklilik gösteren çabadır.

2-Amaçsızlık

İrademizi güçlendirmek için belki de en önemli şey kendimize büyük bir amaç belirlemek ve bu büyük amaca ulaşmak için de günlük görevler oluşturmaktır. Bilgeliğin uzun bir sabır süreci olduğunu söyleyen yazar bizlere şu öğütü veriyor:

Bir fikrin veya duygunun içimizde canlanması ve yerleşmesi için samimi olması, devamlı olması ve tekrar etmesi gerekir. Bir fikir veya duygu yavaş yavaş ama sebatkâr bir şekilde etkisini arttırır, adeta etrafını çevreleyen kaynakları oluşturup, kendisini empoze eder ve bir değer yargısı halini alır.

Tembellik doğamız gereği bize hep engel olmak isteyecek ama somut bir amacımız ve buna yönelik planlarımız olursa tembelliğin bize engel olması en az seviyeye inecektir.

3- Karakterin Değişmeyeceğini Düşünmek

Çoğu insan hatta Kant, Schopenhauer gibi önemli düşünürler bile karakterin doğuştan geldiğini ve değişmeyeceğini düşünüyor. Fakat yazarımız irademizi yalnızca dürtülerimizin yönettiğine kesin bir şekilde karşı çıkıyor. Yazara göre insan içindeki idealist duyguları ve asil ruhun izini bırakıp içgüdüleriyle hareket ederse yoldan çıkmaya yüz tutar. Kendine hakim olmanın ne kadar önemli bir değer olduğunu ve gerçek özgürlüğün iradene hakim olmak olduğunu anladığı zaman ise çok mutlu olur. Bu ise ancak sabırla ve zamanla olacak bir iştir.

4-Cinsel Dürtüler ve Şehvet

Devamlılık arz eden bir azmi zayıflatan pek çok sebep vardır. En önemlisi bilhassa gençlerde karşılaştığımız şehvetli hayaller kurmalardır ki bu onlarda yalnızlığa da sebep olur. Yıllar sonra ciddi işlerle ilgilenmeye başlayınca içimizdeki şairi, ozanı yitirdiğimizin farkına varırız. Ne yazık ki uzun saatler boyunca kurduğumuz güzelim hayeller gencin daha hayati işlere konsantre olmasına engel olur. Bir kelime, bir öneri bizi işimizden alıkoymak için yeterli olur. Kendimizi toparlayana kadar bir saat geçmiş olur. Üstüne üstlük odada yalnız başına yapılacak çalışma o kadar iticidir ki iseğimiz kaçar. Pembe bulutlardan aşağı, gerçek hayata inmek çok zor gelir. Oysa ki boş hayaller zararlıdır. İşe verilmesi gereken çok değerli saatler bu faydasız alışkanlıklarla tüketiliyor.

Şehvet konusunu yazar bir ihtiyacın doğal sonucu olarak görüyor. İhtiyaç olduğu için de kendimizi bundan korumak çaba gerektiriyor. Burada kişiye düşen harcanması gereken fazla enerjiyi bize yarar sağlamayacak ve üretkenliğimizi, gücümüzü öldürecek şekilde değil de çalışarak, fikir üreterek harcamak. Bir nevi kendisinin tabiriyle hesaplar arası transfer.

Ayrıca şehvetten korunmak için şunları öneriyor;

  • Çok fazla ve çok kalorili yemeklerden kaçınmak
  • Kafelerde, dışarıda uzun süre gereksiz yere zaman geçirmeyi ve tetikleyicilere maruz kalmayı kesmek.
  • Uzatılmış sabah uykularını kesmek.
  • Vasat, karaktersiz, enerjisi düşük, ahlaki değerleri zayıf arkadaşlarla takılmaya son vermek.
  • Hareketli bir yaşam tarzını benimseyerek, yatağa yorgun girmek.

İnsanın kendini alıkoyması ona zihinsel olarak iyi hissettir. Kendisini daha güçlü hisseder ve zamanla bu hislere karşı koymak daha da kolaylaşır. Ancak burada önerilen kesinlikle cinsel duyguları yok saymak değil insanın kendisini tanımasıdır.

Şehvet başlangıçta henüz cılızdır, güçlü değildir. Başında akıllıca davranırsak kovabiliriz. Ama bırakır da resimlerin canlanmasına izin verir, paylaşır zevk alırsak geç kalmış oluruz. Akıl sürekli meşgul edilirse cılız cinsel dürtüler örtbas edilir. Tekrar şans bulma ihtimali boş kalmamız durumunda mümkün olur. İşte bu yüzden tembellik ahlaksızlıkların anasıdır.

‘’Şehvetten kendini alıkoyup çok daha değerli olan politakaya, edebiyata, sanata, bilime, felsefeye gönül vermiş olan Cicero’nun yaptığını tercih etmek doğru olmaz mı?’’

Çalışmanın Verdiği Mutluluk

Zaman çabucak geçer. İnsan eğer yıllar geçtikten sonra arkasına baktığı zaman kalıcı bir şey bırakmadığını görürse dehşete düşer. Hayat bir rüya gibi gelip geçmiştir. Geçmişin acısı insandan hem bugününü hem de geleceğini çalar. Hayata tutunmaya çalıştıkça tembelliğini yenemediği için her şey daha da geriye gider. İşte bu halden kurtulmanın tek yolu bir amaç belirleyip devamlı bir çabayla, yavaş yavaş çalışmaya başlamaktır.

Günlük tembelliğimiz bizi yaşama hevesimizden uzaklaştırır; yerine içi boş ve değersiz hayaller koyar. Sadece düzen, sukunet ve verimli çalışmakla hayat gerçek mutluluğuna kavuşur. ‘Yaşadığımı hissediyorum’ diye tabir edilen duyguyu sadece çalışmayı alışkanlık haline getirerek elde edebiliriz. Bu ise çalışma isteğini dörde katlar ve tembel bundan habersizdir. Tembel kendi kendisinin celladıdır.

Kendini meşgul etmeyen beyin faydasız işlere odaklanır ve tembeli kötü niyetli hisleriyle baş başa bırakır. Tembel gerçek zevkin emek vermekte olduğunu asla göremez ve boş muhabbetlerle, gereksiz meşgalelerle hayatını ziyan eder ve mutlu olabilmek için başka insanlara, dış etkenlere ihtiyaç duyar. Çalışkan insanın işiyle meşgul olunca mutlu olmasına anlam veremez.

Zihnen çalışan insanın genelde mesut bir hayatı vardır. Çünkü gerçek mutluluktan yoksun değildir. Hayatı mutlu kılan budur. Tembelin sandığı ‘hayat bir hayalden ibarettir’ fikrini aklımızdan kovar. Dış etkenlerin bizi oyalamasından alıkoyar. Aklın fuzuli işlerle meşgul olmasına izin vermez. Çalışmak iç huzurun dışında düzgün bir benlik ve başarı duygusu verir. Mutlu bir yaşlılık hayatı sunar.

Tembelliği yenip bir amaç uğruna çalışan insan zamanla anlamsız zevklerden daha da uzaklaşır, egosunu bir kenara bırakır. Kendisini geliştirir ve gerçek mutluluğu tadar. Yıllar da bu mutluluk kaynağını asla eskitemez. Güzel bir gençlik ve yaşlılık dönemi geçirir.

Umarım bizler de yaşlandığımız da şu sözleri söyleyen Quinet gibi olabiliriz:

Yaşlılık geldiğinde, yaşlılığı insanların bahsettiğinden daha sempatik buldum. Gençliğimden daha huzurlu, daha rahat… Oysa ki bana bahsedilen soğuk, dar karamsar bir yaşlılık idi. Ben ise hiç olmadığım kadar geniş ufuklara sahip oldum. Her şey gözümde daha net… Hiçbir şeye değişmem bügünümü.

Yazının ikinci bölümünde görüşmek üzere,

Hoşça kalın.


Originally published at https://fatihgercel.com

Türkçe Yayın

Mehmet Fatih GERÇEL

Written by

Istanbul University Faculty of Law | https://fatihgercel.com/

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

More From Medium

More on Türkçe from Türkçe Yayın

More on Türkçe from Türkçe Yayın

Hayatımızın İşini Nasıl Buluruz?

More on Türkçe from Türkçe Yayın

More on Türkçe from Türkçe Yayın

Ünlülerden Aşka Dair En Güzel Sözler

More on Türkçe from Türkçe Yayın

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade