Şair Aşırması

Kalabalıktı kafam. Sirkler dolup taşarken arabesk çalıyordu pamuk şeker kabininde. Gelen geçene el açıp dilenen bir şair tanıyorum bu sirk sokağında. Ellerini açmış esenlik diliyordu bozukluk atanlara. Bozulmuş paraları topluyordu. Eksik kalmışları, yarım kalmışları istiyordu sokaktan. Onlardan bir bütün oluşturmaktı niyeti. Üstü başı paramparça insanlar acıyordu bu talihsiz şaire, gülüyorlardı ve atıyorlardı bozuklukları. En çok da kadınlar acıyordu haline. Çocuklar ondan korkuyordu. Köpekler saldırıyordu. Kediler varlığından habersizdi. Kuşlar üstüne sıçmakla yetiniyordu.


Kalabalıktı kafam. Sirkler dolup taşarken arabesk çalıyordu pamuk şeker kabininde. Gelip geçeni süzen bir şair vardı bu sirk sokağında. Üstü başı tertemizdi. İnsanlara yol sorma bahanesiyle yanaşıyordu. Aşırabildiği kadarıyla cüzdanlarını cukkalıyordu. Bozuklukları da alıyordu. Ayırt etmiyordu. “Para paradır.” En çok da kadınlardan aşırıyordu. Eksiklik farkedildiğinde, en çok adamlar sövüyordu kendilerine. Kadınlar boşveriyordu, anlasalar dahi. Çocuklar habersizdi şairin varlığından. Köpekler aldırmıyordu. Kediler bacaklarına dolanıyordu. Kuşlar kondukları yerden bir bakışla yetiniyordu.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.