Kartallar Yalnız Uçar

Tarik Guney
Feb 17 · 5 min read

Yaş ilerledikçe insanın sorumlulukları ve hayata bakış açısı da değişmeye başlar. Bu geçiş dönemlerinin insan hayatında etkisi en hissedilir olanlarından bir tanesidir belki anne ve baba olmak. Eğer hayatı tanımışsanız, çocuğunuzun sahip olacağı en önemli özelliğin sağlam ve düzgün bir karaktere sahip olmak olduğunu daha bebekliğinden itibaren düşünmeye başlarsınız. Ama çocuklarınız için düşündükleriniz arasında aslında sizin de kendi karakteriniz için dikkat etmeniz gereken ne kadar çok şey olduğunu gördüğünüzde şaşırabilirsiniz. İşte bu düşüncelerimi anlatacak bu yazım. Hayır, bebekler hakkında konuşmayacağız; ve hayır, buradan kızıma, onu ne kadar çok sevdiğime dair, kızımdan başka herkesin okuyacağı ve ne kadar iyi bir baba olduğumu gösteren bir mektup yazmayacağım. Onu bu tür şeyler ile ilgilenen diğer değerli insanlara bırakıyorum. Bu yazı ise, daha ciddi olacak.

Bu uzun girişten sonra, benim yoğunlaşmak istediğim konu daha çok grup psikolojisi ve bunun insan üzerinde ki olumlu ve olumsuz etkileri olacaktır. İnsanların sahip oldukları aidiyet hissi kendi içinde bir problem değildir. Bunu problem yapan, insanın ait hissettiği grup için neleri feda etmeyi göze aldığı ve kendisinden hangi ülkü uğruna nelerini feda etmesinin istendiğidir. Bir insan, doğduğu andan öleceği ana kadar içinde bulunduğu toplumun etkisi altında kalacaktır. İnsan olarak kalabilmesi ise, içinde yaşadığı toplumun kendisine dayattığı zararlı davranışlardan kendisini ne kadar beri tutabildiği ve doğruluğu kanıtlanmış ve zamanla bir ahlak halini almış değerleri ne kadar yaşabildiği ile ölçülecektir. Dünyada iz bırakabilecek bir lider oluşu ise, içinde yaşadığı toplumu, bu zararlı davranışlardan kurtarıp kurtamadığı ile belli olacaktır.

Her ne kadar yukarıda ki sorunların anlatımlarında aranılan cevaplar rahatlıkla çıkarılabilsede, çözüm üzerine biraz daha kafa yormak faydalı olacaktır. Anne, baba, ve eğitmenler olarak, yeni nesli yetiştirirken, onlara menfi ve müsbet ilimler ve terbiye vermenin yanı sıra, kendilerine özgüven öğretilmek zorundadır. Onlara doğruları söyletecek ve benliklerini her fikrin omurgasız kölesi haline gelmesine karşı koruyabilecek en etkili silahlardan bir tanesi, öğrendikleri bilimlerin ve sahip oldukları terbiyenın yanı sıra işte bu özgüven duygusu olacaktır. Bir arkadaşı tarafından, zararlı bir faaliyet kendisine teklif edildiği zaman, kendisine “Hayır, ben buna katılmak istemiyorum.” dedirtecek işte bu özgüven halidir. Arkadaşlarını sevmek, onlara değer vermek, ve onlara karşı şefkatli olmanın yanında, hakikatlara ters düşen bir iş teklif edildiğinde, sırf arkadaşlarını kaybetmemek adına böyle bir teklife tamam demesini engelleyecek koruma işte bu özgüvenin desteklediği bir karakter olacaktır. Tabi bu sadece, çocuklar için geçerli bir davranış tavsiyesi değil. Sonuçta, yeryüzünde milyonlarca insana her gün zulüm edenler, arkadaşları ile takılan çocuklar değil, içinde bulunduğu topluma karşı şehvet ölçüsünde hissettiği aidiyet duygusu ile kendisinden olmayanı bir çırpıda düşman ve hain ilan edecek saplantılı mantık algısına sahip olan yetişkinlerdir. O zaman buradan çıkan en kısa ders: En tehlikeli arkadaşlıklar, kendisine en çok ihtiyaç duyulanlardır.

Bir dahaki yazımda görüşmek üzere.

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Tarik Guney

Written by

Software Engineering Team Lead @ Motorola Solutions, PhD Candidate in Computer Science. Author of the book: Hands-on with Go: https://amzn.to/2QYFoaV

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.