Kendime Not: #bepresent

Photo by Gage Walker on Unsplash

Gün içerisinde evden çıktığımız anda, belki de çıkmadan; siz deyin kabusla uyanmak, ben diyeyim suların kesik olması gibi konularla günlük stres ritüelimiz başlıyor. Dışarıya çıktığımızda ya havanın çok sıcak olması ya da çok soğuk olması sebebiyle ulaşacağımız yere kadar ikinci sıkıntımızı yaşıyoruz. İş yeri, üniversite ya da okuldaki bizim isteğimiz dışında gelişen olaylarla harmanlanan, geç yenen öğle yemekleri, karşı taraftan haklı, haksız negatif enerjilerle — negatif enerjiler diyeceğim, siz deyin ki patronun bağırması, ben diyeyim dediğini asla anlatamadığın ama çalışmak zorunda olduğun firma- devam eden bir gün, dönüş trafiği stresi — otobüsü, arabası, sürücüsü, şoförü hatta otobüsteki söylenen teyzesiyle/amcasıyla tatsız bir yolculuk, eve geldiğinde bekleyen işler, bitmeyen ütüler, yerleşmemiş bulaşıklar, burada günün bonusu hayatını paylaştığın kişi sanırım, ya bunların hepsini sıfırlayacak güce sahip ya da olanların sonuna bir sıfır da o ekliyor..

Saatleri hesap ettiğinde kendine kalan bir saatinde, çok sevdiğin kitabın sadece 30–40 sayfası mı, sürmek istediğin ojelerin mi, dinlemek istediğin bir kaç şarkı mı diye karar vermek zorunda kalman. 
Bu kadar kötü olay içerisinde; okuduğum, araştırdığım, izlediğim insanlardan öğrendiğim tek şey anı yaşa — #bepresent.

Kabusla uyanmışızdır belki ama güneş içimizi ısıtıyordur, sular kesiktir ama en sevdiğimiz elbisemiz temiz ve ütülüdür, hava sıcaksa güneş ışıklarının gözümüzü bir anlığına kamaştırmasına izin vermeliyizdir, soğuksa “yağmış kar”a bir parmak atmalı, yağmurun sesindeki huzuru bir anlığına dinlememizdir, öğle yemeğindeki salatalığın tadı belki de bir anlığına size çocukken atıştırmalık olsun diye tuzlanıp verilen salatalığa götürmüştür, iş yerindeki her ne olursa olsunlara, iş arkadaşınızın içten bir sarılması enerjinizi dengeliyordur, anlatmaya çalıştığınız konuda zorlandıkça aslında farklı çıkış yollarına başvuruyor, kendimizi geliştiriyoruzdur, trafikteyken sevdiğimiz şarkı, o yazki anımıza götürmüştür bizi ya da otobüsteki yaşlı amca bizim gibi gençleri övecektir, en kötü değişik bir hikayesi vardır..

Ve en önemlisi günün sonunda sana kalan bir saatte dünyasına davet edildiğin bir kitabın içinde yürüyebileceksindir, melodisiyle akıp gittiğin bir şarkı hayallerini gerçek kılacaktır.

Hayatı günde bir saate sıkıştırılmış keyif anlarında yaşamaya çalışmaktansa, hayattan her an keyif almak için; ne kadar zor olsa da yaşadığımız saatin, yerin, doku ve seslerin o anda farkında olmak lazım, yaşadığımız duyguların, bize hissettirdiklerinin farkında olmalı!

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor