Şimdi düşündüğümde 1,5 senedir bir terapistim var. Beni kendime döndüren biri var hayatımda. Aile, arkadaş, sevgili değil. Yeni biri. Kimseye benzemeyen. Hani LEGO alırsınız parçalar önünüzde, rehberi kutunun içinden çıkmazsa parçaların hiçbir anlamı olmaz ya. Aynı ona benzettim terapiste başlamadan geçen senelerimi. Kendi hayatımın rehberi olarak kimseyi kabul etmemişim. Dik başlıyım ya, durup dururken neden yardım alayım yani. Koç burcu sonuçta lider…

Yıllar gelmiş, savrularak yaşamaya başlamışım. Zevklerim; cepte para yok sadece yapmam gereken şeyler var, motivasyon kaynağı sıfır. Öğrencilik; sınavlar, okula giden uzun yol. Sevgililik; enerjimi emen, beni benliğimden uzaklaştırmaya çalışan kişiler. E, İstanbul’da yaşayanların diline pelesenk olan cümleler malum, bunları duymaktan ben de bitmişim demek. Evet hatırlıyorum “bu hayatım böyle gidecekse gerçekten çok çekilmez bir yer” dediğimi. Yıllar bu girdabın içerisinde beni mutsuzluğa sürüklemiş.

Sonra işe girdim, iyi bir şirkete. Orada eğitimler başladı. Yemin ediyorum, 16 yıllık okul hayatımdaki eğitim ile bunun yakından uzaktan alakası yok. Eyvallah 16 yıl sonunda bilim öğrenmiş olabilirim ama insanın kendini tanıması neden 28. yaşına ertelenir, ey yetkililer? Kendimi tanıyayım sonra ben ne olacağıma karar vermeliyim.

İş sebebiyle eğitimde tanıdığım bir insan benim terapistim oldu, aslında ben onu seçtim. Kendime yakın hissettim, görüşlerimiz paraleldi. Sonra bir düşüş daha yaşadım hayatımda ve dedim ki senin yardıma ihtiyacın var. Aynı döngünün içinde dönüp duruyorsun, buradan bir kaçış yolu olmalı. Ve onu aradım.

En başta anlatıyorsun, sonra tanışıyorsun. Sonra seni zaman, mekan, kişi ve olaydan arındırıyor. ve hep soruyor: “NE HİSSETTİN?” işte o zaman insan yaradılışı beyninde yeniden oluşuyor. Hayatım bu hislerimin dans ettiği bir cennet oluyor. Kendini sevdikçe sevesin geliyor. Yani bana olan bu :)


Bitmek bilmeyen süreç; yol gibi, hayat gibi. İnsan aklı hep bir sorun üretmeye meyilli. Onların çözülmeye ihtiyacı varsa kafamdaki baloncuktan çıkarıp avucuma koyuyorum. O da düzene sokuyor. Bir bakıyorsun sorunlar çözülebilir, yolun ufak tümsekleri oluyor. Bir bakıyorum sorunlar aslında sorun değilmiş, kafa kurgusuymuş, boşmuş içi-hooop çık balondan-. Benim kafamdaki balonun anlamı oldu. Rahatladı içi, rengi şeffaflaştı, içi belirgin oldu.

Şimdi yardımcıya ihtiyacım olduğu günü fark ettiğime şükrediyorum.

Başınıza sizi üzen bir şeyin gelmesini beklemeyin, eğer hayatınızda yolunda gitmeyen bir şeyler ya da herhangi tıkanıklıklar işaret fişeği gönderiyorsa kendinize danışman hediye edin.

yıl 2017 — yaş 28