Kendine meydan oku!

Bu haftanın başında çok sevdiğim bir dostum ofise ziyaretime geldi. Son görüşmemiz üzerinden bir hayli zaman geçmişti. Her seferinde olduğu gibi bu sefer de saatlerce sohbet ettik. Sohbet ederken konuştuğumuz konulardan biri “yeni şeyler öğrenme“ üzerineydi. İkimiz de uzun zamandır yeni bir şeyler öğrenmediğimizi fark ettik ve ben de en son ne zaman yeni bir şey öğrendiğimi düşündüm. Üzerinden 8 ay geçmişti ve neredeyse 8 aydır yeni bir şey öğrenmek üzerine çaba harcamamıştım.

Bu süreçte tabii ki de yeni şeyler öğrenmiştim. İnsan okudukça, gezdikçe ve dizi, film izledikçe mutlaka öğreniyor. Ancak burada bahsetmek istediğim konu tamamen farklı.

Rutin iş hayatımız dışındaki zamanlarda en son ne zaman düzenli olarak bir konuya odaklanıp yeni bir şeyler öğrendik?

Yeni bir yabancı dil öğrenmek, ilgimizin olduğu bir hobi üzerine çalışmaya başlamak, yeni bir meslek dalına ya da kendi mesleğimizde farklı bir konu üzerine odaklanmaktan bahsediyorum. Özellikle benim gibi teknoloji ve yazılım üzerine çalışıyorsanız, sürekli yeni şeyler öğrenmeniz gerekir. Buna mecbursunuzdur. Aksi taktirde hızla gelişen teknolojinin girdabına kapılır, değersizleşir ve oyunun dışında kalırsınız. Gün içerisinde yaptığınız rutin işlerden öğrendiğiniz ve tecrübe ettiğiniz şeylerin yanında, mesleğinize de farklı bir açıdan bakıp kendinizi geliştirebilirsiniz. Bu sizin kendi inovasyonunuzdur. Şirketler nasıl inovasyonu odak noktasında tutmak için çaba harcıyorsa kişiler de bunu yapmalı ve kendilerine katma değer katmalıdır diye düşünüyorum.

Twitter’da yaptığım küçük bir oylama — Henüz sonlanmadan oylayıp, katkıda bulunun!

Hayallerinin peşinden koşuyor musun?

Yeni şeyler öğrenmek üzerine yaptığım son çalışma, yukarıda da yazdığım gibi 8 ay kadar önceydi. Yaklaşık 2–3 ay sürmüştü ve çıkış noktası şu olmuştu:

Kurucu ortağı olduğum Peakode’a yabancı bir şirket yatırım yapma istese ve görüşmeleri ben sürdürsem, yeterince akıcı şekilde İngilizce konuşabilecek miyim?

Cevabım ‘hayır’ oldu. Tabii ki de İngilizce konuşabiliyorum ancak böyle bir risk alabilir miydim? Şirket veya start-up sahibi olan çoğu kişinin hayali, ya şirketine global bir fon almak ya da satın alınmasını sağlamak değil midir?

Peki hayallerimin gerçekleşmesi için elimden geleni yapıyor muyum?

Hayır. O halde ya hayallerine ulaşmak istemiyorsun ya da bu yolda çaba harcamıyorsun. Dolayısıyla hak etmiyorsun. Ben de bu mantıksal akışın ardından çalışmaya başladım. Amacım İngilizce’mi bir “tık” üst seviyeye taşımaktı. Bunun için ücretsiz bir app olan Duolingo’yu kullandım ve iş saatlerim dışındaki süreden günde minimum 20 dakika dil geliştirmeye ayırmak için kendime söz verdim. Günde 20 dakika. Eğer kolay görünüyorsa sizleri hedeflediğiniz herhangi bir konuyu her gün 20 dakika yapmaya davet ediyorum. Fakat sürdürülebilir olmalı. Herhangi bir şeyi başarmaktaki en temel kuralın o şeyi “sürdürülebilir” yapmak olduğunu düşünüyorum. Hayattaki çoğu şey için bu böyle; kilo vermek, spor yapmak, sigarayı bırakmak, yeni bir alışkanlık kazanmak…

O halde “Zinciri Kırma!”

Yeni bir alışkanlık kazanmaya çalışıyorsanız, tüm videolarını izlediğim ve severek takip ettiğim Barış Özcan’ın “Zinciri Kırma!” videosunu izlemenizi öneririm. “Zinciri Kırma!” kuralı, komedyen Jerry Seinfeld’e ait ama sevgili Barış Özcan harika bir şekilde anlatmış. Şiddetle izlemenizi öneririm.

Barış Özcan — Zinciri Kırma!

Peki, başarılı oldu mu?

Kesinlikle evet! Hatta bu düzen, öyle güzel oturdu ki 20 dakika değil, bazı akşamlar 1 saat ayırıyordum. Kalan vaktim de her akşam düzenli olarak 2 hafta boyunca Python programlama dilini öğrenmek ve sonrasında Udacity üzerinde Machine Learning (Makine Öğrenimi) kurslarına devam etmek ile geçti. Üstelik tüm bunların yanında dergi ve kitap okuyabiliyordum. Kendimi çok yönlü geliştirdiğim bu 2–3 aylık süreç, tabii ki de son buldu :)

Son bulmasını istemeyebilirdim ya da ara verebilirdim. Fakat bir hayli yorucu olmaya başlamıştı. Çalışma saatlerindeki rutinin yanında ikinci bir rutin haline gelmişti ve insan dizi/film izlemek, dışarıya çıkmak veya çeşitli sosyal aktivitelerle ilgilenmek de istiyor :) Belki de bu zaman bloklarını ya kamp şeklinde ya da dengeli bir şekilde dağıtarak yapmalı. Bu yazının, öğrenme sürecimi daha dengeli ve zamana yayarak yapabilmek üzerine motivasyon toplamama yardımcı olacağından eminim.

İş saatlerimizi ve diğer zamanlardaki planlarımızı daha dengeli ve kontrollü yönetebilmek adına hayatımızdaki bazı şeyleri iyileştirerek daha verimli hale getirebiliriz.

Zamanı yönet

Zaman Yönetimi — Optimist

Her şeyden önemlisi zamanı doğru yönetmek. 1 gün içerisinde herkesin 24 saati var. Önemli olan zamanı en verimli nasıl kullandığımız. Zamanı iyi yönetebilmek için, öncelikle hangi işe ne kadar zaman ayırdığımızı ölçmemiz gerektiğini söylüyor bu küçük cep kitabı. Ölçümler sonucu karşınıza çıkan tabloya baktığınızda çok şaşıracaksınız. Biz Peakode’da ölçümlemeyi Toggl denilen çevrim içi aracı kullanarak yapıyoruz ve verimliliğimizde ciddi artış olduğunu söyleyebilirim. Siz de gündelik işleriniz için bile bu aracı kullanabilirsiniz. Yalnızca 1 hafta boyunca ölçüm yapmanız yeterli olacaktır. Sonrasında, “zaman kaybı” olarak gördüğünüz şeylere harcadığınız zamanı minimize edip, hedeflerinize ve alışkanlık kazanmak istediğiniz şeylerle geçirdiğiniz zamanı maksimize edebilirsiniz.

Çevrimdışı ol

Zamanı yönetme mecburiyetimizin temel sebebinin birim zaman içerisinde yapacağımız şeylerin çeşitliliğinin giderek artması olduğunu düşünüyorum. İnternet ve akıllı telefonlar ile birlikte bilgiye ulaşmak o kadar kolay ki, birim zamanda elimizden geldiğince fazla bilgiyi tüketme ihtiyacı hissediyoruz. Fakat bilgi akışının düzensiz ve zamansız olması, yaptığımız tüm işleri bırakıp bilgi tüketimine yönelmemizi mecbur kılıyor. Bu da, yaptığımız her işte bizi verimsizliğe sürüklüyor. Dolayısıyla zamanı yönetebilmemiz için temel kural belki de gerektiğinde biraz “çevrimdışı” olabilme becerisini kazanmamıza bağlıdır. “Çevrimdışı olmak” üzerine sevgili Fırat Demirel’in bir yazısı var: mutlaka okumanızı öneririm.

Ertelemeyi bırak

Ertelemek bir hastalık. Bunu hepimizin bildiğini tahmin ediyorum. Öz eleştiri yaptığımda en üst sıralarda olabilir benim için bu özellik. Devamlı erteliyorum ve devamlı hatırlatıcı kuruyorum. Aşağıdaki ekran görüntüsünü telefonumdan kırpıp ekledim. Üstelik, ertelenen şeyler yalnızca iş özelinde olmuyor. Sosyal hayat, aile ya da çok farklı şeyler için söyleyebilirim bunu. Ertelenen işler bir yerden sonra birikiyor, bir yığın olarak karşımızda duruyor ve biz her bu yığına baktığımızda demotive oluyoruz. Silip süpürmeye başlamak cesaret istiyor. Bu da kendime meydana okumalarımdan biri. Şu kitaba başlayarak bu özelliğimi yok etmek ya da normal seviyeye çekmeye özen göstereceğim. Kitabı hala almadım, belki de erteliyorumdur?

Daha fazla oku

Kuşkusuz; öğrenmenin ve keşfetmenin en güzel, keyifli yollarından biri okumak. Birkaç haftada okuyup tamamladığımız bir kitap, yazarın hayatı boyunca elde ettiği bilgi birikiminin ve deneyimin özeti aslında. Bu denli büyük bir bilginin para karşılığında satın alınabiliyor olması bile yeterince şımartıcı değil mi? Okumanın her çeşidi güzel!

Kendine meydan oku!

Yeni şeyler öğrenmenin, kendimize değer katmanın ve kişisel gelişimin yoluna çıkan en büyük engellerden biri de yeterince kendimize meydan okumuyor olmamız. İnsanın doğasında rahata alışmak var. Genellikle gündüz iş yerimizden çıkıp eve gidiyoruz. Televizyon ya da sosyal ağlar karşısında zamanımızı öldürüyoruz. Belki de gereğinden fazla AVM’ye gidiyor ya da kafelerde vakit harcıyoruz. Evet, hepsini yapmak lazım. Her biri hayatın birer parçası ama yeni şeyler öğrenmek için biraz da comfort zone’umuzdan uzaklaşıp çaba harcamamız, kendimize meydan okumamız gerekiyor. Aksi taktirde ya erteliyoruz ya da bahaneler üretiyoruz. Boş oturmak ve hiç birşey yapmamak her zaman çok daha kolay!

Neden “öğrenmeyi” öğrenmek zorundayız?

Üniversitede makine mühendisliği okumama rağmen son yıl itibariyle kariyerimi “iOS Geliştirici” olarak devam ettirme kararı verdim. 2011 yılıydı ve programlama bilgim çok azdı, sorular sorabileceğim yazılımcı bir çevrem yoktu, Türkçe kaynak neredeyse yok denecek kadar azdı. Apple iOS’i geliştiricilere 2009 yılında açmıştı. Öğrenmeyi öğrenmek zorundaydım ve bu mecburiyetten dolayı yaşadığım sorunları Googlelamakta kendimi bir şekilde geliştirdim. İyi bir “öğrenen” olmanın ilk adımı, öğrenmek istediğimiz şeyi Google’da aratmakla başlıyor.

Nasıl mı? İşte böyle!

2017 yılındayız ve bir şeyleri internetten öğrenmek artık çok kolay. Bugünlerde öğrenmeyi bilen ve kendilerini “sürekli öğrenen” olarak tanımlayan kişileri çevrenizde çok rahat bir şekilde fark edebiliyorsunuz. Öğrenmek gelecekte çok daha kolay gelecek. Hatta yapay zeka, basit işleri elimizden alacak. Almaya başladı bile! Yepyeni meslek alanları da doğuracak. Eğer öğrenen biri olursanız, bu yeni meslek alanlarının yavaş yavaş oluştuğunu keşfedebilirsiniz. Popular Science Türkiye, Eylül sayısında “Yapay Zeka Devrimi ve İşsiz Sınıfın Doğuşu” başlıklı bir yazı var. Yazı baştan sona harika, fakat şu kısmı konuyla ilgili olduğu için eklemek istiyorum:

Geleneksel eğitim modellerinin işlevselliği, gelecekte hükmünü yitirecek şeylerin başında geliyor. Yine de oyunda kalmanın ve bu oyunu lehine çevirmenin tek yolu öğrenmeye devam etmek, kendimizi yeniden şekillendirebileceğimiz beceriler geliştirmek. ABD’de Dış İlişkiler Konseyi’ne bağlı ekonomi uzmanları Edward Alden ve Bob Litan’ın bu yıl yaptığı bir çalışma gençlere aynı çözümü öneriyor; kariyerinize başlarken, ileride bu mesleği hızla değiştirip bambaşka bir alana yönelebilmenizi garanti altına alacak kadar eğitimli olun ve mutlaka birbirinden farklı beceriler geliştirin.

Bu yazıyı hem yeniden “öğrenen” biri olmak için gerekli motivasyonu toplamak, hem de bu yolda yaşadığım “meydan okumalarımı“ sizlerle paylaşmak için yazmak istedim. Bir çoğunda başarısız oldum, bazılarında hala başarısızım.

Meydan okumaya devam!


Umarım bu yazı, okuyanlardan en az 1 kişinin hayatını olumlu yönde etkiler. Önerilerinizi ve deneyimlerinizi yorum yaparak paylaşmanızı isterim. Böylece benzer sorunlara olan çözümleri tek bir sayfada toplamış oluruz :) İmla hatalarım varsa affedin. Uyarın, düzelteyim.

Değerli zamanınızı ayırarak yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim!