Kendini Daha Değerli Hissetmek-III.

-Sınır Koyabilmek ve Temizlik-

photo via pexels.com

Daha önce I ve II başlıklarıyla yazmış olduğum Kendini Daha Değerli Hissetmek serisinin bu başlığını daha uzun bir aradan sonra yazmamın sebebi, malesef I ve II konusunda halihazırda istediğim düzeyde muvaffak olamayışım ve bir takım tatsız tecrübeler. Tecrübe insana düşündürüyor, düşünce yazdırıyor sanırım.

Evet, henüz herkese hayır diyememiş, huzur veren bir sabah rutini belirleyememiş olsam da, devinim savaşıma belirli ölçülerde devam ediyorum. İnsanların göremediğim karakterlerinin görünür bir hale gelmesi ve her geçen gün sorguladığım olgulara bir yenisini eklemem bu savaşı kazanma isteğimi esasen perçinlese de sürecini uzatıyor. Rötarlı ilerleyiş ise yeni kararlar almama sebep oluyor. Zaten insanın gelişimi tamamlanabilen, “tam olabilen” bir kavram değil.

Kendimi daha değerli hissetme yolculuğumun, benim gibi tek çocuk olarak büyümüş ve belki de bu sebeple arkadaşlık/dostluk kavramlarına gereğinden fazla önem atfeden biri için en temel ve zor aşamalarından biri sanırım, insanlarla arama sınır çizmek ve hatta ruhumu arındırmak için bazı insanları hayatımdan çıkarmak olsa gerek.

Bu yaşıma kadar kimseyi incitmemeye, bulunduğum ortamda huzursuzluğu arttırmaya velev ki böyle bir duruma sebep olduysam ılımlı olan, alttan alan taraf olmaya çalışsam da ne yazık ki son zamanlarda bu durumun, faydadan çok üzüntü getirdiğine şahit olmak, bazı insanlara dur demek gerektiğini bana en gerçekçi biçimde gösteriyor. Tüm bunların bana manevi bir çöküş olarak geri dönmesi de kademeli bir şekilde kararlar almam için adeta beni zorluyor.

Sınır Koyabilmek

Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki çevrenizdeki bazı insanlar, değil sınırlarınız içine girmeyi, yakınından bile geçmeyi haketmiyorken; hayatınızın merkezinde, sizin içsel dengenizi bozmakla besleniyorlar. Kendi içinizde aradığınız ve belki de bulduğunuz huzurunuza bir şekilde müdahale etmeyi başaran bu insanların en belirgin özellikleri ise, kendi mutsuzluklarını sizin hayatınıza yansıtarak nemalanmaları.

Ben kendi hayatımda sınır koyacağım insanları malesef bazı olumsuz tecrübeler neticesinde belirlemeye başladım. Bu belirleme sürecinde belki de en önemli kriterim; çevresindeki tüm olguları, yaşanan olayları, günlük hayatı, başarıları, başarısızlıkları, arkadaşlıkları ve insanları sadece kendine olan menfaati ve övgüsü üzerine değerlendiren insanları ayrıştırmak oldu. Hepimiz olguları ve olayları kendi bakış açımızla değerlendirsek de, esasen benim burada uzak kalmak istediğim; kendi özüne kendine olan narsizmi sebebiyle dönme şansına erişememiş insanlar. Çünkü bu kişiler bencilliklerinin diktasıyla, hiç bir zaman sizin daha iyi hissetmenizi önemsemeyeceği gibi, içinde bulunduğunuz kötü bir durumda “seni anlıyorum” cümlesi ile birlikte “iyi ki ben daha iyi durumdayım” iç muhasebesini de gayet başarılı bir şekilde tatbik edeceklerdir. Tüm bunların yanında, kendisine karşı olan dostane hiç bir eleştiriyi kabul etmeyecekleri gibi, küçümsenmeniz işten bile olmayacaktır.

Bencillik duygusunu kendi karakterlerinin baştacı yapmanın yanında, kendine dair bir nebze farkındalığı olmayan insanları, hayatınızın merkezine almış ve duygusal en ufak bir bağ kurmuşsanız, “kendini değersiz hissetme” kavramı da hayatınıza muhtemelen girmiştir. Zira bu insanlar için kendini en değerli hissetmek birçok duygusal bağdan önemli olduğu için, size kendinizi bilerek ve isteyerek değersiz hissettireceklerdir. Dolayısıyla, sınırlarınıza alacağınız karakterler konusunda seçici olmak, sizi bencillik girdabına sürükleyen kişilerden arınmanıza da yardımcı olacaktır ki, bu aşamada tam olarak yapmak istediğim şey bu olsa gerek.

Peki, sınırlarımızın içerisinde olan insanları bir anda dışarı koyabilmek mümkün mü derseniz, bu en azından benim için belli başlı nahoş tecrübeler sayesinde çok da zor olmuyor sanırım. Bu noktada iletişimimi minimum düzeye indirgeyerek başladığım bu ihraç, üzüntüme hiç bir faydası olmayan insanlarla paylaşımımı azaltmak, kendine döneceğine inanmadığım bir kişiye hatalarını söylememek, kendi değerim uğruna, sırf beni sevmeleri için “ılımlı”, “olumlu” insan olmamayı tercih etmemek ile devam etmekte. Kendi sınırlarımı kendim için çizmenin ve iç huzurumu bozan kimseyi bu sınırlara dahil etmemenin ne büyük bir lüks olabileceğini henüz tam olarak anlayamasam da, ruhumda doğuracağı serinliği bu satırları yazarken dahi hissedebiliyorum.

İşte bu yüzden, sınır kapılarınızı aralayacağınız insanları belirlerken seçici ve güçlü olmak, “Kendinizi Daha Değerli Hissetmek” noktasında atacağınız en önemli adımlardan biri.


Temizlik

photo via pixabay.com

Temizlik kelimesi bu başlıkta, öz, mecazi veya argo anlamları dışında bir kavramı ifade ediyor aslında. Burada bahsetmek istediğim temizlik, bahar yapraklarını gösterdiği zaman dolapları arındırmak, kirlenmiş halıların toz zerreciklerinin balkonda güneş ışığıyla görünür hale gelerek uçuşması kadar somut olmasa da, hissettirdiği bakımından esasen eşdeğer. Zira içsel dengenizi bozan, ruhunuzu karartan insanlardan bir nebze olsun arınabilmek insanın ruhuna verebileceği en güzel hediye.

Ben kendi adıma söyleyebilirim ki, insanları kolay kolay hayatından çıkarabilen biri hiç bir zaman olmadım. Herkesin bana ufakta olsa bir katkısı olduğuna, ruhuma dokunduğuna inandım. Çevremde sevdiğim ve değer verdiğim bir çok insana da bu düşünce üzerine tavsiyeler vermekten hiç bir zaman kaçınmadım. Ancak hayatın akışı insana, bazı ufak tefek katkıların, cüsseli ve ağır bazı karanlıklar karşısında sağlıklı kalamadığını gösteriyor. Nitekim hayatınızın içerisindeki bazı insanların size kattıkları, malesef götürdüklerini karşılamaya yetmiyor.

Ben bu mağduriyeti bilakis, özünde şeffaf olmayan insanlar vasıtasıyla yaşadım ve insan mayasının devamlı değişimi sebebiyle de yaşamaya devam ediyorum. Benim için bir insanı hayatımda tutmak için yegane sebep şüphesiz ki, “şeffaf” oluşu. Neden derseniz. Şeffaflık kavramı özünde tek bir kelime gibi gözükse de, bir kökü dürüstlüğü, bir kökü açıklığı ve bir kökü güvenmeyi temsil ediyor benim için. Hayatımda var olmasını istediğim insanlar;

  • Dürüst olmalı ki, ben de gördüğü bir eksikliği kendisindeki fazlalık olarak algılayarak susmasın, uyarsın. Yüceltmeme el olsun.
  • Açık olmalı ki, kalbi en ufak acıdığında yüzüme söylesin, içinde beslediklerini başkalarının söylemleriyle büyütmesin.
  • Ve güvenilir olmalı ki, sırtımı döndüğümde dudakları, sırlarıma ve eksikliklerime sessiz olsun.

İşte ben temizliğimi, sırtımı döndüğüm anda adımın fısıldanmadığı, eksikliklerimin veya zaaflarımın küçük görülmediği, kızgınlıkların kıskançlığa, kıskançlıkların hırslara, hırsların ise karakterlere dönüşmediği ilişkiler için, kendimi daha değerli hissetmek için yapmak niyetindeyim. Her ne kadar ütopik gözükse de, bir elimin parmakları kadar güzel ruhlu insanla yaşlanabilirsem ne mutlu.. Sevgiyle..

Kendini Değerli Hissetmek- IV. “kararlara saygı duymak” ve “şartları zorlamamak” üzerine olacak :)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.