Klasik mantık ve yaşam üzerine- 2

Bir önceki yazımda klasik mantığın çıkışı ve temel kavramların üzerine yazmıştım. Şimdi o konuya devam niteliğinde bu yazıda klasik mantığın yaşamımıza ne gibi katkıları olacağı konusuna değinmek istiyorum.

Konuya temel teşkil edecek teorik bir giriş ile başlamak istiyorum.

İnsanları diğer canlı ve varlıklardan ayıran en önemli özellik düşünme yetisi yani logos tur. Bu aynı zamanda insanlar arasındaki iletişimi sağlayan konuşma kabiliyetini mümkün kılan sebeptir. İslam felsefecileri, Logosu Mantık ile aynı kökten gelen Nutuk kelimesiyle tercüme etmiş ve iç nutuk ve dış nutuk olmak üzere ikiye ayırmışlardır. Onlara göre iç nutuk düşünme, dış nutuk ise konuşma yetisini temsil etmektedir.

Aristoteles politika adlı eserinin en başında insan için “zoon politikon” der. Bununla kastettiği şey insanın toplumsal, devlet kuran ve siyaset yapan bir varlık olduğudur. Bunu mümkün kılan sebep, yine Nutuk olarak tabir edilen düşünebiliyor/konuşabiliyor olmaktır. Akıl olmasaydı iletişim olmaz İletişim olmasaydı sosyallik ve toplumsallık olmaz, insanlar hiçbir devlet, hiçbir toplum ve hiçbir uygarlık kuramazlardı.

Şimdi gelin, bu iletişim yetisinin nasıl geliştiği üzerinde kısaca duralım.

İnsanlar bir birleriyle iletişim kurarken nesnelerin zihindeki tasarımının dildeki karşılığı olan Terimlerle anlaşırlar.

Nesnelerin zihindeki tasarımına Kavram denir.

Kavram ile kavramın dildeki ifadesi olan terimin bire bir uyuşması gerekir ki karşılıklı sağlıklı bir iletişim kurulabilsin.

Eğer kişinin zihnindeki masa tasavvuruna karşı dilde sandalye terimini koymuşsa, bu terim ile konuştuğu sürece, muhatabı yanlış nesneyi algılayacak ve doğru bir iletişim mümkün olmayacaktır.

Bazen çevrenizde görürsünüz konuşmacılar kullandıkları cümlenin gelişi, bir kavramı yanlış terimle ifade ederler dildeki gerçek terimi kullanmazlar da kendi eksik bilgilerinin üzerine bina ettikleri kelimeyi tercih ederler. Bu rahatsız edici bir durumdur. Çünkü bu durumda konuşmacıyı takip etmekte anlamakta oldukça yorucudur.

Klasik mantık tıpkı matematik gibi formel bir bilimdir, bunu zihinsel ve soyut bir şablon veya inşaatçıların kullandığı zemin terazisine benzetebiliriz. Amacı zihni yanlışa düşmekten korumaktır.

İnsanın iki türlü bilgi edinme şekli vardır.

1.Beş duyudan aldığımız verileri, zihinsel olarak işledikten sonra edindiğimiz deneyimsel somut bilgiler.
2. Zihnin, bilinen önermelerden, bilinmeyenlere hareketi sonucu elde ettiğimiz teorik soyut bilgiler.

Birinci tümevarımsal dır, bir genellemedir.

İkincisi tümdengelimsel dir, kesindir.

Birincisi, izleme faaliyetidir ve fikirler sonsuz olduğu için takibi yorucudur. Olaylar üzerinden duyulardan aldığı verileri işleyerek hüküm çıkarmaya çalışır, sonuç değeri kesin değildir, geneldir ve istisnalar her zaman için mümkündür.

İkincisi ise , düşünce, temaşa faaliyetidir, temel arayışı, sabit, zorunlu ve kesinin bilgisidir, az yorucudur ve yüksek soyutlamalar konuşur, burada birinci türde olduğu gibi bir istisna söz konusu değildir.

Gelelim pratik hayatınızda Klasik mantık biliyor olmamın avantaj ve faydalarına

Zihinin düşünme yeteneği, soyutlama kabiliyeti ile doğru orantılıdır. Ne kadar yüksek soyutlama yapabilirseniz olayları o kadar detaydan arındırarak, anlamlandırır ve yorumlarsınız. Klasik mantık öğrendiğiniz nisbette, olguları analiz etme kabiliyetiniz gelişir, sosyal hayatta karşılaştığınız her hangi bir problem karşısında sağ duyulu ve akli çözümler üretme imkanını elde edersiniz.

İletişim alanının neresinde olursanız olun, gerek bir dinleyici, gerek bir okuyucu, gerekse bir konuşmacı olarak; muhatabınızın ne tür bir geçerlilik ifade ettiğini anlayabilir , safsata ile doğru bilgi arasındaki farkı rahatlıkla ayırdedebilir, muhatabınıza vermek istediğiniz mesajı en anlaşılır ve doğru bir biçimde aktarabilisiniz.

Ayrıca, bu bilimin Kurucu zekası Aristoteles gibi, eğer bizde klasik mantığı doğru düşünme aracı olarak kabul edersek, bu aracın yardımıyla Thales’ten Parmenides’e Eflatun’dan Aristoteles’e, Farabi’den İbni Rüşd’e ,Hegel’den Heidegger’e ,olağanüstü zenginlikteki felsefe teorisiyle temas etme , düşüncenin büyülü dünyasına girme imkanını elde etmiş oluruz..

Makalenin ağırlığından dolayı bazı terimleri kullanmak durumunda kalmakla beraber elimden geldiği kadar konuyu anlaşılır bir şekilde aktarmaya çalıştım.

Umarım faydalı bir yazı olmuştur.