(Photo by Erik Witsoe)

Konuştuğunu Yazsan Blog Olur!

İnsanların çoğu yazmaktan çekiniyor. Halbuki yazmak konuşmak gibi bişey.

Birçok fikri değerli insan biliyorum ki hiç yazmıyor. Konuştuğunda daha çok dinlemeyi arzuladığım insanların bu hayata kalıcı hiçbir eser bırakmadan gidecek olduğunu düşünmek canımı sıkıyor. Peki neden yazmıyorsun diye sorduğumda ise cevap genelde aynı: Ben yazamıyorum!

Peki konuştuğunu ses kaydı yapıp yazıya döktüğünde karşına ne çıktığına baktın mı hiç? Hayır.

Acaba yazarsam rezil olur muyum düşüncesiyle yazmıyor insanlar. Halbuki yazmak, konuşmak fiilinin neredeyse yazıya dökülmüş halidir. İnsan kafasının içinde kendiyle konuştuğunu kağıda döktüğünde ortaya çıkan fiil yazmak olur.

Dolayısıyla yazamıyorum demekle fikrim yok demek arasında bir fark görmüyorum. Hiçbir konuda mı fikrin yok? Bu da mümkün değil. Geriye bir tek sebep kalıyor, yazmayı değerli görmemek.

Şimdilerde bi hastalıklı bakış da meşhur olmayacaksam içerik üretmemin anlamı yok hastalığı. Beyimize yazısını on kişinin okuması değerli gelmiyor. İnsanüstü fikirlerini milyonlar okuyacaksa yazar, yoksa yazmakla falan uğraşamaz. Maalesef şuan 15–35 yaş arası nesilde böyle bir hastalıklı meşhurluk anlayışı hakim.

Neyse, çok konuştum! Pardon, yazdım.

Not: Bu yazının fotoğraf seçimine, yazmaktan üç kat fazla vakit ayrılmıştır.

(Photo by Erik Witsoe)