Merhaba! Ben Eksik Etek.

Image by Cristian Newman

Faili meçhul cinayetleri aydınlatmaya, kayıpları bulmaya çalışan bir programda geçiyor yazacaklarım.

Yedi sene önce on dört yaşındayken ortadan kaybolan bir kızı yana yakıla arıyor ailesi. Dört adam tarafından kaçırılmış, günlerce bir evde tutulmuş olduğu söyleniyor. Ne bir iz, ne bir haber… Annesinin katıldığı kim bilir kaçıncı program, elleri böğründe bir sinyal bekliyor.

Bundan bir hafta kadar önce Malatya`dan bir ihbar aldı anne. Ailesinin yanından kaçtığını iddia eden ve dört aydır daha önceden tanımadığı elli altı yaşında bir adamın yanında yaşayan bir kızın onun kızı olabileceğini iddia ediyordu kızın komşuları. Kızcağız bulundu ve apar topar programa getirildi. Öyle de benziyor ki kayıp kıza. Belki de gerçekten o… Hayatı, geçmişi ve psikolojik rahatsızlıkları üzerine günlerdir sansürsüz konuşuldu. Kızını senelerdir arayan acılı kadın kayıp yavrusuna sonunda kavuştuğunu düşünüyor ama kız başka bir ailesi olduğunu üzerine basa basa tekrarlıyor. Sonrasında ‘gerçek’ aile de çıkıyor piyasaya, iki aile birbirine giriyor, falan filan. DNA testleri, suçlamalar, soruşturmalar havada uçuşuyor.

Programa getirilen kız şu ya da bu ailenin kızı çıkar ya da çıkmaz, bilemem. Kayıp yakınlarına yüreğimin en derin köşelerinden sabır diliyorum ama yapmak istediğim başka bir şey daha var.

İçime batan bir iki nokta hakkında yazmak istiyorum.

Konu: Kadın


  1. Kız programa geldikten sonra ortaya çıkan ve gerçek babası olduğunu iddia eden bir şahıs var. Şerefi, namusu iki paralık olmasın diye denkleştirmiş parayı ve kalkmış gelmiş İstanbul`a programa katılmak için. Kızım bu diğer aileye gitmesin de isterse sürekli hastanede yatsın diyebiliyor yeri gelince. Kızın sağlığını falan düşünen yok artık. Onun hakkında kızını başka aileye verdi lafı çıkmasın da isterse gebersin o kız. Yeter ki adamın namus ve şerefine laf gelmesin. Haşa!
  2. Kızın dört aydır yanında kaldığı alkol tedavisi görmüş elli altı yaşındaki adam kapımı açtım ona Allah rızası için, yine açarım diyor. Kızın vücudu morluklar içinde, kafasında yedi dikiş var, bir göz mosmor. Bunlar görünen hasarlar, acaba ruhunun aldığı hasarları tasvir edebilmenin imkanı var mı? İster eve alırsın, ister kovarsın, ister döversin, ister okşarsın değil mi amca? Ne de olsa eksik etek.
  3. Kızın gerçek babası olduğunu iddia eden şahıs yanında her gün bir akrabasını getiriyor programa. Tabii kimse onu yalnız, arkasız görmesin. Bu akrabalardan biri bir gün çocuğunu kaybeden acılı anneye sözlü bir saldırı gerçekleştiriyor. Hep hoplayarak zıplayarak konuşuyorsun, kadın böyle konuşmaz, olmaz bu yaptığın, sinirlerimi bozdun diyor. Doğru ya, başına ne gelirse gelsin susacak kadın, konuşsa da sinirlerine hakim olacak, kelimelerine dikkat edecek. Ne demek bir erkeğin karşısında kontrolünü kaybetmek! Herkes haddini bilecek!
  4. Programa getirilen kız psikolojik sorunlarla boğuşuyor ve buna rağmen her gün kameralar önünde. Özeli açılıyor da açılıyor, kimliği, gelmişi ve geçmişi ağızlarda sakız gibi sündürülüyor. Saatlerce kavga gürültüye şahit oluyor ama kimin umurunda. Kanal yeter ki reytingini yapsın kızın psikolojisi illa ki düzelir.

Acıdan yanmış kül olmuş anneler, ablalar, kardeşler, teyzeler görüyorum kaç gündür bu programda. Darp, kaçırılma, cinsel istismar, cinayet ve fuhuşa zorlanma gibi nice nice konular işleniyor. Görüyorum ve kendime sormadan edemiyorum.

Havva bir elmayı ısırdı diye mi geçmek bilmiyor bu üzerimizdeki lanet?

Mutlu günler.

Image by Marco De Waal
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.