Nefretin Beslediği Bir Deha

Tolga Uğur
Feb 16 · 5 min read

Son yıllarda ünlü isimler hakkında birçok olumsuz iddia ortaya atıldı. Bu iddiaların birçoğunun doğru çıkması ise bu ünlülere hayranlığı olan sıradan insanların ister istemez kendilerine sorgulamasına neden oldu. Sonuçta, bizler sanatçıların kişisel yaşamları hakkında bir fikrimiz olmamasına rağmen ortaya çıkardıkları eserlerden etkilendiğimiz için hayranlık besliyoruz. Richard Wagner, Woody Allen veya Gustav Flaubert’in alanlarında ne kadar başarılı insanlar olduklarını tartışamayız bile, ama hepsinin kişisel hayatlarında yaptıkları/söyledikleri yüzünden insanlar bu isimlere daha ihtiyatlı yaklaşmaya başladılar. Kevin Spacey bu listeye eklenmese de, yukarıdaki üç isimle aynı kaderi paylaştı. Hakkında çıkan taciz iddiaları sebebiyle oynadığı dizinin son sezonundan atıldı. Yaklaşık bir yıl sonra iddiayı ortaya atanın davaya katılmaması sebebiyle iddialar düşse de, Kevin Spacey’nin olağanüstü başarılarla dolu meslek hayatı ve Spacey’nin itibarı ciddi anlamda zarar gördü.

Geçmişi ilk paragrafta bahsedilenlerden daha ‘’kirli’’ olmasına rağmen bazı sanatçılar kendileri hakkında çıkan olumsuz haberleri pek önemsemiyor. Hatta, bazıları bu nefretten besleniyor. Bir müzik ikonu, 2006 yılında BBC tarafından yaşayan önemli ikinci Britanya vatandaşı seçilebilecek kadar etkili bir insandan bahsedeceğiz. Sadece İngiliz müzik tarihinin değil dünya müzik tarihinde de çok önemli bir yeri olan The Smiths grubunun vokali Morrissey nefretten beslenen sanatçılar denildiği zaman akla gelen ilk isimlerden biri olmayı sürdürüyor. Hem The Smiths döneminde hem de solo kariyerinde çıkardığı şarkılarla yıllar boyu unutulmayacak efsane bir miras bırakmasına rağmen, son yıllarda söyledikleriyle bu mirasi yok etmek üzere olan, kendisinin ifadesiyle, ırkçı olmayan ama faşist görüşleri savunan bir deha…

Morrissey hayatı boyunca kimseye zarar vermedi. Kimseyi taciz etmedi, üstelik şarkılarında seks ve cinsel ilişki kavramlarını olabildiğince kullanmamaya çalıştı. Zaten bu kadar konuşan bir sanatçının aşk hayatı hakkında bildiklerimizin söylentilerden ibaret olması, onun bu kavramlara ne kadar az önem verdiğini ortaya koyuyor. Morrissey’nin başını yakan ise empatiden yoksun ve çoğu zaman tahrik edici ifadeleri oldu. Radikal görüşlere inanan ve kendisiyle aynı görüşü paylaşmayanları aşağılamayı tercih eden bir sanatçı olarak, topluma örnek olma konusunda pek de başarılı olamadı. Morrissey’ın bu durumu ister istemez sanatçıların eserlerini değerlendirirken kişisel yaşamlarını ne derece göz önünde bulundurmamız gerekir sorusunu akıllara getiriyor. Morrissey’ın müziğe katkılarını tek bir yazıda anlatabilmek imkansız, ama onun içinde bulunduğu tartışmaları tek bir yazıda anlatabiliriz. Bu sayede cevaplaması çok zor olan o soruyu yeniden tartışabiliriz: Morrissey’in mirası ne olacak?

Morrissey yaşam boyunca bir vegan olduğu için et yiyenlere ve hayvanlara zarar verenlere karşı bir sempati beslemedi. Kendisini ‘’Annesi olan hiçbir şeyi yemeyen biri’’ olarak tanıtmıştı. 2011'de 77 kişinin öldüğü Norveç saldırılarının ardından ‘’Norveç’te yaşananlar McDonald’s veya KFC’nin yıllardır yaptıklarından daha kötü bir olay değil.’’ derken, Çin vatandaşlarını ise ‘’korkunçlar’’ şeklinde betimlemişti. 2013'te Staples Center’da verdiği konserden önce ise ‘’ Ya McDonald’s menüleri restoranlarından kaldırılır ya da konseri iptal ederim’’ diyerek Staples Center yönetimine bir ültimatom vermişti.

Morrissey politika konuşmayı her zaman çok severdi. Yaşam boyu Kraliyet ailesi ve İngiltere göçmen politikası karşıtı olarak 2012'de, 2. Elizabeth’in tahta çıkışının 60.yılında kutlama yapmak isteyip istemediği sorulduğu zaman, ‘’ Neyin kutlaması? 60 yıllık diktatörlüğün mü? Kendisi benim kraliçem değil.’’ cevabını vermişti. Kendisini en önemli ikinci Britanyalı seçen BBC’ye olan antipatisi hiçbir zaman azalmadı. Modern İngiltere tarihinin en önemli başbakanı Margaret Thatcher için ‘’insanlık terörü’’, George W. Bush ve Tony Blair içinse ‘’dayanılmaz, egoistik despotlar’’ ifadesini kullanmıştı. Hem İşçi Partisi hem de Muhafazakar Parti’ye karşı bir skeptik olarak 2013'te neredeyse Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’ne oy vereceğini söyledi. Her ne kadar o seçimde oy vermese de Nigel Farage’a olan hayranlığını sürdürerek, onun AB ve göçmen karşıtı politikalarını sonuna kadar destekledi.

Morrissey’in medya kuruluşlarına olan nefreti BBC ile sınırlı kalmadı. The Smiths’in eski vokalinin uzun süredir kavgalı olduğu The Guardian’a olan nefreti geçen sene başka bir seviyeye çıktı. Kendisi hakkında çıkan olumsuz bir makalenin ardından kendi internet sitesinde The Guardian karşıtı bir yazı yayınlayarak gazeteden özür beklediğini yazmıştı. Tahmin edebileceğiniz üzere The Guardian geri adım atmayınca bir konserine ‘’Fuck The Guardian’’ t-shirt ile çıktı. Aynı zamanda Morrissey kendi internet sitesi olan ‘’Morrissey-solo’’ adresini aklına gelen her şeyi yazarak ana akım medya tarafından sansürlenme tehlikesini bertaraf etmek için kullanıyor. Kendi ülkesinin siyaseti hakkında konuşmayı sevdiği kadar yaşadığı ülke olan ABD siyaseti hakkında da görüşlerini ortaya atmaktan hiç çekinmedi. 2004'te Ronald Reagan’ın ölümünün ardından ‘’Keşke George W.Bush ölseydi’’ diyen, 2017'de ‘’Fırsatı olsa Trump’ı öldürebileceğini’’ söyledikten sonra ABD gizli servisi tarafından sorguya çağrılan bir şarkıcıdan bahsediyoruz. Desteklediği ender sayıda insandan biri olan Barack Obama bile 2015 yılında Morrissey’in sert ve anlamsız eleştirilerinden kaçamamıştı.

En son skandallarından biri olan ‘’Helal etin helal olduğuna kim karar veriyor, IŞİD mi?’’ açıklaması oldu ve tahmin edebileceğiniz üzere mesajın ardından sert geri bildirimler aldı. Kendisini tahrik edici hiçbir ifadede bulunmadığını söyleyerek savunsa da inandırıcı olabildiğini söylemek güç. Ünlü sanatçıların hepsinin mükemmel insanlar olduğunu söyleyemeyiz ama Morrissey kadar kimseye fiziksel zarar vermeden bu kadar nefret edilen birini dönüşen başka birini bulmak zor. İngiliz müziğinin en ‘’İngiliz’’ grubu olan The Smiths’ın çıkardığı muhteşem parçalar her zaman Morrissey’ın mirasını kurtarmak için bekliyor, fakat herkesle kavga eden bu huysuz adamı kaç jenerasyon The Smiths’ın o ihtişamlı sözlerini yazan kişi olarak hatırlayabilir?

Geçtiğimiz günlerde Cardiff’de bulunan dünyanın en eski plak dükkanın sahibi artık Morrissey’in hiçbir şarkısını dükkanında bulundurmayacağını açıkladı. Morrissey ile ilgili tartışmalara Nick Cave de katılmış ve Morrissey’ın arkasında durarak ‘’ O her zaman yaptığı müzikle hatırlanması gereken bir sanatçı’’ demişti. Morrissey’in birçok konuda haddini aştığı ve 60 yaşından sonra değişmesi mümkün görülmediği için huysuz insan olmayı sürdürecek gibi gözüküyor. Peki, Morrissey’in mirası ne olacak? Artık Morrissey’in eserlerini, onun kişişel görüşlerinden farklı düşünmek çok zor. Fakat, bu durum Johnny Marr ile beraber çıkardığı şarkılarla müziğin akış yönünü değiştirdiği gerçeğini değiştirmeyecek. Britanya’nın sıkıcılığına tepki olarak doğan ve sadece beş yıl aktif olarak müzik yapmalarına rağmen ülke tarihinin en önemli gruplarından biri olmayı başardıkları gerçeğini de değiştirmeyecek. Morrissey’in hem The Smiths günlerinde hem de solo kariyerinde olağanüstü şarkı sözleri yazdığını ve bu alanda yaşamış en başarılı şarkıcılardan biri olduğu da şüphe götürmez… Morrissey, Spotify hesabımızda en az 15–20 şarkısını kitaplığımıza eklediğimiz bir sanatçı, onun 30–40 yıl sonra nasıl hatırlanacağını tartışmak, Morrissey’in en duygusal şarkılarını anlamak kadar zor olacak gibi duruyor…

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür.

Tolga Uğur

Written by

Marmara Gazetecilik

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

More From Medium

More on Türkçe from Türkçe Yayın

More on Türkçe from Türkçe Yayın

Baharda Açan Çiçekler Vardır

More on Türkçe from Türkçe Yayın

More on Türkçe from Türkçe Yayın

More on Türkçe from Türkçe Yayın

Yetinmeyi Bilir Misin ?

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade