
Ofisimi minimalizm felsefesine göre nasıl dekore ettim?
“Breaking bad dizisinde jesse, ailesi onu beklemediği şekilde evinden attıktan sonra yeni bir ev tutar. kiraladığı evin anahtarını alıp içeri girdiğinde evde hiçbir eşya yoktur. o gece uyku tulumu ile yatan jesse ertesi gün gidip bir yatak satın alır. uzun süre evdeki tek eşya bu yataktır. televizyon, 2 koltuk ve diğer sınırlı sayıdaki eşya ise zaman içerisinde alınır.” ben dizinin bu bölümünü izlerken çok beğenmiştim. yani önce hiçbir eşya almayıp, bir süre yaşayıp, gerçekten ihtiyaç duyduğun eşyaları satın alma fikri çok hoşuma gitmişti. o zaman, yeni bir eve geçecek olursam evi kesinlikle bu felsefe ile döşeyeceğim demiştim.
Geçtiğimiz yıl şirkete ceo olduktan sonra, kendi odam oldu. (şirketimizde açık ofisler kullanıyoruz ve takım liderleri de takımları ile aynı ofiste aynı masalarda çalışıyorlar. bu nedenle çok az kişinin kendi özel ofisi oluyor. ben de o zamana kadar takımım ile aynı ofisi kullanıyordum.) odamı nasıl dekore edeceğimi düşünürken aklıma jesse’nin macerası geldi. “odayı kullanmaya başlamak için minimum bir masa ve sandalyeye ihtiyacım var, öncelikle onu alırım, diğer eşyaları yaşadıkça ihtiyacıma göre alırım.” dedim.
Bir yandan odada boya ve tadilat işleri yapılırken, bir yandan masa-sandalye bakmaya başladım. fakat baktığım hiçbir ofis masası ve sandalye içime sinmedi. kendimi kocaman bir masanın başında, tekerlekli bir patron koltuğuna otururken hayal edemiyordum. biraz yurtdışındaki ofisleri inceledim ama oralarda gördüğüm birçok ürün maalesef türkiye’de yoktu. en sonunda aklıma ayakta masa fikri geldi. bir süredir brokoli labs ofisinde kullandığımız ayaklı yüksek bir masayı pekala çalışma masası olarak kullanabilirdim. böylece bir çalışma koltuğuna ihtiyacım olmayacaktı. bir ağaç işleme firmasından saf bir kütük aldım, sonra bir demirci bulup masanın ayaklarını yaptırdım. böylece odamın ilk eşyası, ayaklı kütük masam oldu.

Masamdan hem estetik hem de işlevsellik olarak çok memnundum. odada çalıştığım zamanlarda ayakta çalışıyordum. ayrıca birebir toplantılar veya kısa toplantıları odamda ayakta yapıyordum. fakat odama insanlar sadece toplantı için gelmiyordu. beni ziyaret etmek için gelen misafirlerim de oluyordu. bunun için bir kanepeye ihtiyacım olduğu belliydi. bir sürü araştırdıktan sonra IKEA’dan olabilecek en minimal deri kanepeyi aldım. kanepede kullanmak için masamla uyumlu kütük sehpalar yaptırdım. şimdi kanepemi hem misafirlerimi ağırlamak, hem de ayakta yorulduğumda oturarak çalışmak için kullanıyorum.

ofisimde, çeşitli ülke seyahatlerimden aldığım defterler, test için aldığım cihazlar ve bazı diğer eşyalarım var. bunlar için bir yere ihtiyacım vardı. kitaplık gibi, raf gibi bir şey yaptırmayı düşündüm önce. sonra bunun da içime sinmediğini fark ettim. böylece düşünürken birden bire aklıma baba yadigarı ceviz sandık geldi. 150 yıldan eski olan bu sandık, dedeme bir savaş sırasında ganimet olarak kalmış. o da babaanneme çeyiz sandığı olarak vermiş. babaannemden de anneme kalmış. ben çocukken evin bir köşesinde biraz çürümüş bir şekilde duruyordu. onu bir antikayıca verip bakım ve onarımını yaptırdım. ofisime geldiğinde adeta yeniden doğmuş gibiydi. sandığın içerisinde eşyaları istiflemek için ikea’dan kutular aldım. böylece odadaki bütün ıvır-zıvır ortadan kalkmış oldu.

Odanın benden önceki sahibi odada tv kullanıyordu. tabii tv sökülünce kablolarının hepsi duvarda asılı şekilde kaldı. odamda bir tv istemediğime kesinlikle emindim ama kablolar bir kere sökülürse bir daha takılması için duvarın kırılması gerekeceğini öğrenince, kabloları hemen söktürmek istemedim. bir süre duvara asılı kablolar ile yaşadıktan sonra, aklıma bunları bir askı aparatı ile kapatabileceğim geldi. demirci ustası ile görüşüp, yatay şekilde askı gibi kullanabileceğim bir parça siparişi verdim. demir parça duvara monte edildikten sonra, askı gibi kullanabilmek için ikea’dan çengeller aldım. böylece bu askı hem odadaki askı ihtiyacımı karşıladı, hem de duvarda sarkan kabloları kamufle etti.
Odamdaki sınırlı sayıda eşyanın hepsinin bir hikayesi var. hepsi odada yaşadıkça, gerçekten ihtiyacım olduğuna ikna olduktan sonra alındı. dolayısıyla şu anda odada kullanmadığım hiçbir eşya yok. bu da odayı hem minimal, hem de işlevsel yapıyor.

Sponsor | Podcast| Slack | Facebook | Twitter | Instagram | Kodcular


