Pardon! Güzel Olacak Bir Şeyler Vardı…

Oktay Emlik
Jun 24 · 3 min read

Evet, o meşhur ve ülkenin bir numaralı tartışma konusu olan 23 Haziran seçimini de geride bıraktığımıza göre esas meseleye gelebiliriz.

Sene 1973, kapitalist ideoloji, tarihinde yaşadığı büyük krizlerden bir tanesiyle daha karşı karşıya gelir. Tarihe “Petrol Krizi” olarak da geçen bu kriz sonrası kapitalist sistemin çarklarındaki tüketim dişlisi hata vermeye başlar. Diğer bir deyişle, üretim — tüketim çarkının işlerliği negatif yönde ilerleme kaydeder. Bu tarihe kadar ulusal sınırlar içerisinde dolaşan kapitalistler, bu tarihten sonra küresel dünyanın kapılarını aralayacaklardır. Kapitalizm, bu krizi küreselleşerek aşacaktır. Sonrasında ise birçoklarının bildiği üzere küresel ve transnasyonel şirketler peydahlanacak ve devletler kapılarını bu şirketlere açacaklardır. Bu devletlerden bir tanesi de ne yazıktır ki, “muasır medeniyet” kavramını çok yanlış anlamış olan Türkiye’dir.

Krizden çok kısa bir zaman sonra, takvimler 1980 yılının Ocak ayını gösterdiğinde meşhur “24 Ocak Kararları” alınır. Sonrasında kapitalist şirketler Anadolu’da söz sahibi olmaya başlarlar. Tabii ki, bugün halen desteklenen neo-liberal politikalar sayesinde. Bu neo-liberal politikalar birer ütopyadan başka bir şey değildir. Ve fakat özelleştirme çılgınlığı ve hayranlığı yaratarak ülkenin faal bütün alanlarını şirketlere teslim etme noktasında büyük görev üstlenmiş ve bu görevlerini başarıyla yerine getirmişlerdir. O tarihten bu yana şirketler krallığı olan ülke, temel rotasından çıkmasını hızlandırıp kısa sürede vaat ettiği değerlerinden uzaklaşmıştır. Başta medyanın yaylım ateşiyle bireyler ve politikacılar “özelleştir gitsin (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler)” kararlarını vermişlerdir. Özelleştirmek yani kapitalistlere devretmek çok karlı ve güzel bir iş olarak algılatılmıştır.

Gel gelelim, işin iç yüzü göründüğü gibi değildir. Bu karlı iş, ülkenin bugün yaşadığı temel sıkışmışlıkların ana kaynağıdır. Bugün her ne kadar havuz medyası gizlese de ülkenin en büyük sorunu, ülkenin övgü kaynağı olan genç nüfusunun üretime sevk edilmemesidir. Gençler üretime sevk edilmemekte, diğer bir deyişle, işsiz kalmaktadır. Bugün ne yazık ki her dört gençten birinin işsiz olduğu konuşulmakta ve istatistiki olarak çeşitli kanallarda sunulmaktadır. Bunun sebebi ise şüphesiz neo-liberal politikalar ile sevilen ve güvenilen kapitalist şirketlerdir. Kapitalizm tarihine bakıldığı zaman, iki unsur hemen göze çarpmaktadır. Kapitalizm tarihi krizler tarihidir ve her zaman kapitalistler kriz dönemlerinde işçi çıkarmışlardır. Bu durum belki şirketlerin faydasına olmuştur. Fakat ideoloji olarak kapitalizmde derin yaralar açmış ve bir sonraki krizin daha beter olmasına neden olmuştur. Bu durum nettir.

Oysaki şirketler, bizden bir önceki jenerasyona ve bizlere her zaman övülmüşlerdir. Ve şirketler, işçi çalıştırma potansiyelleri ile övülmüşlerdir. Kendileri de zaman zaman kurumsal imaj reklamlarında bunun altını çizmişlerdir. Bakıldığında ne güzel bir rüya değil mi? Ütopyalar her ne kadar güzel gözükse de bu rüyadan uyanmak gerekir. Bugün şirketlerin işçi potansiyeli nedir? Verimlilik nedir? Bu krize ve işsizliğe çare olabilecekler midir?

İşçiye/ çalışana bir maliyet girdisi olarak bakan bu kapitalist şirketler ile bu işsizlik sorunun çözümü ne yazık ki zor gözükmektedir. 23 Haziran’ın sloganı türevleri, çok çok önceleri neo-liberaller tarafından kullanılmıştır. Bir zamanlar, şirketler geldiğinde de ekonomi can bulacak ve her şey güzel olacak denilmiştir. Pardon da ekonominin topyekûn çöküşe geçtiği bu zaman diliminde nerede o güzel olacak şeyler? Ve nasıl güzel olacaklar?..

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.

Oktay Emlik

Written by

Kendince bir şeyler karalayan biri. Gündem’den Düşenler’e dair yorum haber yazan biri!.. #yazıozbişeler

Türkçe Yayın

Düşünce ve fikir hürdür. 'Türkçe Yayın' her düşünce ve fikri duyurmayı amaçlayan özgür blog platformudur.