Ruh Emicilere karşı savunma dersleri

https://sagligabiradim.com/wp-content/uploads/2016/01/negatif-insanlar.jpg

Çocukluğumda, en uzun seri olarak okuduğum ilk roman dizisiydi Harry Potter. Gerçi ilk fantastik kitabım değildi. Ancak o kalın kitapları ilk önce okumak gözümü korkutmuştu. Fakat hikayenin içinde yaşanan olaylar, her ne kadar olağandışı gözükse de içinde gerçek hayatımızı yansıtan bir çok bağlantı oluyordu. Aslında kitapları okuduğun zamanlardaki yaş aralığın sana o an ile ilgili fikir üretmeni sağlıyor. Fakat zamanla yaşadığın olaylar ya da okuduğun kitaplara, dönüp baktığında artık farklı bir bakış açısı yakalamaya başlıyorsun. Bu kitap serisini okuyanlar daha ayrıntılı; okumayanlar da filmleri sayesinde bilgi sahibi olduklarını farz ederek yazıma devam edeyim.

Bu fantastik dünyada ruh emici olarak adlandırılan yaratıklar vardı. Bunların yegane özellikleri ise insanların mutluluğunu, hayallerini kısaca yaşamanın anlamına dair ne varsa sömürür. Arta kalanlar da Siz olursunuz.


Gündelik hayatımıza şöyle bir dikkatlice bir bakalım, ne dersiniz?

Aslında etrafımızda buna benzer yaratıklar göremeyeceğiz elbette. Fakat bu kötü özelliklere sahip hemen her yeri sarmış insanlar görmek mümkün. Evde, otobüste, sokakta, iş yerinde vesaire vesaire…

Özetle bunu yapmalarının amacı nedir! diye kendi kendime, hayatı algılamaya başladığımdan beri soruyorum. Cevap: hala bilmiyorum-birçok varsayım veya açıklama getirilmiştir fakat tatmin olma derecesinde pek yetersiz kanımca-. Amaçları bilinçli veya bilinçsiz olsun, ne yazık ki etkisi aynı şiddette oluyor.

NOT: Bu arada bu insanlar diye yazdığım için kendimi onlardan soyutladığımı düşünmeyin. Esasen bu sorunun nedenini bilemememin sebeplerinden biri de herkes gibi sıradan bir insan olarak, hata yapmamdır. Ee bu hata da konudan da anlaşılacağı üzere bu mevzudur:)

Bu davranışları bilinçli bir şekilde gerçekleştiren kişiler, aslında amaçlarıyla paralel olarak bunu yaparlar. O sebeple bu tarz kişilik bozukluğu ve sosyal uyumsuzluk yaratan insanlardır. Karşısındaki kişiyi mat ettiklerini düşünerek, haz alırlar. Yani başkalarının umutsuzluğu,çaresizliği; onların o konudaki mazeretlerinin geçerli olduğunu, kanıtlar vaziyette nitelik taşır. Bunu düşündüğümde aklıma hep, domino taşlarının birbirini tetikleyerek yıkması gelir. Gösteri müthiş olur daima. Ama bir yanım hep üzgün kalır. Çünkü o kadar emek, yalnızca 60 saniyeden az sürer ve yok olur. Bu bilinçli kötümser tavırlar, tıpkı domino taşları gibi birbirini tetikler yani bizleri. Yaşama ciddi bir gözle bakarsak gerçekten zordur. Hatta zor değil inanılmaz bir sorumluluğun altına girersin. İşte bu noktada bireyler birbirlerini engelleyecek moral bozacak ya da diğer olumsuzluklara sevk edecek davranışlara ayıracak zamanı, biraz olsun olumsuz olayları soğuk kanlı bir biçimde kabullenip, sonucu en azından telafi edecek arayışlar içine girmelidir. Eğer ki böyle yapabilmeyi başarırsak(en azından bunu yapmak için kendimizle sürekli mücadele edersek) o domino taşları yıkıldığı vakit harika bir resim ortaya çıkar. Aksi halde hiç bir yıkımın sonucu, güzel bir şey ortaya çıkarmaz. Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün güzel bir sözü vardır toplum için:

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler”.

http://fantastikcanavarlar.com/wp-content/uploads/2016/06/Patronus-buyusu.jpg

Son söz olarak ruh emici olmak yerine, elimizde olmayan asamızla onlara karşı kendimizi koruyalım ve şöyle diyelim:

Expecto Patronum!!

(tabi bu söz işin latifesi, yoksa kıssadan hisse çıkarmak isteyen çoktan anlamıştır.)