Saygı

Kişiden kişiye değişen kavramdır ki özellikle ikili ilişkiler için oldukça önemlidir.Saygı bir yerde göreceli bir kavramdır.Bir zaman görgü kuralları, aile kuralları ve törelerle belirlenen saygı şimdi daha kişiselleşmiş sadece çok belirgin toplum kuralları, kişilik ve de niteliklere gösterilen bir olgu şeklini almıştır.

Saygının göreceliliği kişinin gafletine de neden olur. Kimisi bunu sadece sizli bizli konuşup ‘ aman fazla yanaşma ‘ şeklinde, kimisi karşıdakinin kişiliğine verdigi değerin ve de cıvıma uğruna kaybetmek istemediği hoş sohbetlerin koruyucusu olarak algılar -ki doğru olan, ya da olması gereken de budur- saygılıyım ben diyerek, karşılıklı ilişkilerde çizgileri kendi başına çekenler, karşısındakinin ne olduğunu, ne düşüneceğini bilmezler, ihtiyac duymazlar,çünkü alışkanlıkları bu önemli noktayı onlara çoktan unutturmuştur.

Bu tür konuların açılması ise zaten hali hazırda olan bahaneler kesesinden bir tane daha çekip karşıya vermekle veya ‘ saygısız ‘ damgası vurup uzaklaşmakla sonuçlanır.Özellikle kadın erkek arasındaki yeni sosyal ilişkide saygı,değerli ve kaybedilmekte olan bir kavramdır.Amma velakin her erkek sohbet etmekten hoşlandığı kadını becermekle yükümlü olmadığı gibi, her kadın da sohbet etmekten hoşlandığı erkeğe vermek zorunda değildir. Her ne kadar dışarıdan bu durumlar bir flört gibi görünse de, değerini bilen iki kişi icin bulunmaz bir fırsat, belki de ilerisi için destekli atılan adımlardır. Çizgileri kendisi çekenlerin çoğunluğu kendi tuhaf saygı anlayışları çerçevesinde er kişiyi ‘köpekleştirmek’ çabasına da girerler.Bu aradaki mesafeyi sabit tutup, arada bir atılan et parçaları ile daha açılmasını engellemek ve istendiğinde yanına çağırarak başını okşamak şeklinde olur.

Saygı dejenere olmaya başlayan bir olgudur.Nesil ilerlemesi ile gitgide laçka olan ilişkiler yumağında kaybolmakta olan ufak bir düğüm olup kalmıştır. Başkasının varlığına, niteliğine, kim olduğuna saygı göstermek yerini maddiyata saygı göstermeye bırakmıştır ki bu da çürüme başlangıcının ön sarsıntısıdır.Beğenilmeyen, hatta gülünen, abartı bulunan doğu toplumlarının bir kısmı güçlerini bu köklerinden gelen saygı kavramına borçludur.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.