TRAVMALARIMIZ VE BİZ

“Müslümanların öğrenmesi lazım olan bilgilere Ulum-i İslamiyye(Müslümanlık Bilgileri) denir. İslam dininin öğrenmeyi emrettiği bilgileri Resulullah aleyhisselam ikiye ayırmıştı. Biri, “ulum-i nakliyye”, yani din bilgileri; diğeri ise “ulum-i akliyye” yani fen bilgileri”

Necip Fazıl Kısakürek’in hocası Abdulhakim Arvasi’den nakil bu sözler musaddak bir mukavele hükmü taşır. Öyleki; okumayı bilenler için büyük dersler vardır.

Yanlış yorumlarsam affola, lakin biz Müslümanlarda biraz sıkıntı var. Aslına bakarsanız bahsedeceğim sıkıntı son dönemlerde birazdaha çözülmeye başladı. Daha önceki yazılarımda da konuya değinmiştim.

Yıllardan beri aynı reçeteleri uyguluyoruz. Mazlum, mağdur ve gariban. Medya sahipleri, büyük taşeronlar, entelektüel gezginler, patron; bizler, işçi.

Anlaşılmaz bir travma hali.

Batıl karşısında Hak olanı dahi savunamayan bizler kendi tembelliğimizin mağduruyuz.

Geçtiğimiz günlerde bir mecliste sohbet ederken bir arkadaş “aslında komünizm çokta kötü bir şey değil” deyiverdi. Önce tebessüm edip sonra, Marx’ınDas Kapıtal” ini okuyup okumadığını sordum. Sonucu bildiğim için sıkıştırmaya devam ediyorum. Devamında ise “Komünist Parti Manifestosunu”. Bunları okumayı bir kenara bırakın, bu kavramların içeriği ile ilgili en ufak bir fikre dahi sahip değiller. Tamamen sloganik biad.

Bunu üzülerek söylüyorum. Biz Müslümanlar gerçekten çok tembel insanlarız. “Yenilmek” pekala yenilmek ama bunlara mı yenilmek? Biz sütün beyaz olduğunu savunanlar, sütün siyah olduğunu kanıtlamaya çalışanlara mağlup oluyoruz. Ne ile mağlup oluyoruz ? Kendi entelektüel birikimimiz ile.

Din bilgisinden, fen bilgilerine, sanattan tarihe, aktüealiteye kadar geniş bir yelpazede var olmamız gerekliliğini anlatamıyoruz.

Hepimiz büyük bir iştahla memleketin sahipleri olmaya adayız, ama bu adaylık için hiçbir çabamız yok.

Fakat tüm fâcirlere isyan ediyor, düşman kesiliyoruz. Çünkü biz en kesif İslam alimiyiz !

Kurulu Dünya nizamının büyük bir sanattan oluştuğunu gözardı edip sanata ve sanatçıya değer vermiyor, adeta sanattan fersah fersah uzak duruyoruz.

Toplumsal bir olay vuku bulduğunda ise “ama bütün sanatçılar neden orada” diyip kızgın küplere biniyoruz.

Kimsenin aklına “Biz neden hiç sanatçı yetiştirmedik?” sorusunu sormak gelmiyor.

Ulum’u İslamiyyeyi Din bilgilerinden ibaret sanmak en büyük zaafımız galiba.

Ezcümle; biz bir dirilişten bahsedecek, bir dirilişe yönleneceksek eğer, kendi kalıbızdan azatlı olmamız, travmalarımızı atlatmamız gerekecek. Yoksa kabuğuna çekilmiş kaplumbağa misali mazlum rolü oynamaktan çıkıp, inandıkları uğruna mücadele etmeyi öğrenmedikçe , bu diriliş, bir hayal olarak kalmaya devam edecektir.

Selametle

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.