Verimlilik Planlarınızı Düzenleyin!

Verimlilik ve üretkenlik konusunda yazılan yazıların ortaya çıkardığı sonuçlar aslına bakarsanız hep aynı. Toplam 10 maddeyi geçmeyen bu konular üzerinde herkesin belli ve farklı bir düzeni var. Bu düzeni iş ve sosyal hayatına monte edebilenlerin performanslarındaki yükseliş gözle görülür şekilde artıyor. Aslında bu maddeler akli dengesi yerinde olan herkesin yapması ve uygulaması gereken maddeler. :) Benim özellikle son 2 yılda uyguladığım verimlilik programıma göre aldığım sonuçlar kendi açımdan oldukça tatmin edici. Aşağıda bunlara benzer özellikleri hayatlarının rutini haline getirmiş başarılı kişilerden biraz ipucu alalım. Bakarsınız içlerinden bazı maddeler tam size göredir;

  • İktisat Profesörü ve yazar Dan Ariely, verimliliğiniz arttırmada sevdiğiniz bir şeyi başarmak için onu istediğiniz bir şeyle ilişkilendirmenizi öneriyor. Örnek vermek gerekirse; vazgeçemediğimiz sabah kahvesi ritüelini gerçekleştirirken yazı yazmak ya da bir şeyler okumak bize ekstradan zaman kazandıran davranışlar olabilir.
  • Yazar Brigid Schulte’ye göre verimli olmanın ipucu; “merhamet”. Kendisi, daha merhametli olduğumuzda kendimizdeki yanlışları daha iyi görüp, affedeceğimizi bunun da verimliliğimizi ve insani yönümüzü arttıracağı görüşünde.
  • Psikolog ve yazar Steve Levinson’a göre verimliliği en üst düzeye çıkarmanın yolu, yapmış olduğunuz görevinizi bir zorunluluk haline getirmeniz. Levinson’un verdiği ipuçlarına göre “elde etmek istediğiniz her bir amaç için özel olarak üretmeniz gereken şeyler olduğunu kabullenmeniz ve harekete geçmeniz gerek.”
  • Yazar Carson Tate, erteleme hastalığına meydan okuyarak çok daha fazla verimlilik sağlayacağımızı söylüyor. Tate, 15 dakika ve daha kısa sürede yapabileceğiniz listeler oluşturup, bunları gerçekleştirmemiz gerektiğini söylüyor. Tate, erteleme gibi verimlilik düşüren huyların bu tip egzersizlerle önüne geçebileceğimiz düşüncesinde.
  • Bilgisayar Bilimi Profesörü ve yazar Cal Newport ise takviminde yer alan toplantı ve randevuları üzerine zaman ayırdığını ve bunlar için ayrıntılı düşündüğünü belirtiyor. Newport, ajandasındaki planlama üzerinde ciddi düşüncelerinin verimlilik konusunda kendisine yararı olduğunu görüşünde. Kısacası konsantre ol, ayrıntılara önem ver.
  • Yazar Gretchen Rubin, “bir dakika kuralını takip et” metoduyla karşımıza çıkıyor. Rubin, kısa süreli yapılacak işlerin tamamlanmasının sonuçlarının büyük olacağını düşünüyor. Bir form doldurmak, bir tane e-posta yanıtlamak ya da not almak gibi 1 dakikalık eylemlerin verimlilik alışkanlıklarını devamlı hale getireceğini belirtiyor. Önce emekleyerek başla, daha sonra yürürsün.
  • Yazar Laura Vanderkam,yapılacaklar listesinin kategorize edilmesinin verimliliği arttıracağına inanıyor. Her cuma önümüzdeki haftanın programını üç kategoriye ayırdığını belirtiyor. Bunlar, kariyer, ilişkiler ve benlik. Planlı olmak her zaman iyidir.
  • Psikolog Ron Friedman, verimliliğin artması için yapılacak görevlerimizi enerji seviyemize göre ayarlamamız gerektiği inancında. Bilinçsel işlevimizin gün içerisinde dalgalandığını, bu nedenle o an ki enerji seviyemiz ile yapmamız gerekenleri eşleştirmemiz gerektiğini söylüyor. Yüksek enerjili zamanlarda zor görevler, düşük enerjili durumlar kolay işler gibi.
  • Yazar Alexandra Samuel verimliliğin önündeki en büyük engelin mail kutumuz olduğu görüşünde. E-posta ayarlarını gözden geçirip, posta klasörlerini ve kurallarını yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini belirtiyor. Bu işlemin daha etkili olması için kategorize işlemlerini yıl yıl ayırmamız gerek. Kısacası mail kutunuz ile aranıza mesafe koyun.
  • Yazar Chris Bailey, üretkenlik ve verimlilik konusunda her gün, her hafta ve her ay üç tane hedefimizi belirleyip, bunları hayata geçirmemiz gerektiğini dile getiriyor. Bu görevlerin seçimi ve zorluk dereceleri ise kişinin idealleri ile ilgili. Bailey’e göre hedefsiz başarı hayal.

Tüm bu kısa anektodların dışında kendinizi değiştirmeyi düşünmediğiniz sürece okuduğunu her yazı, aldığınız her eğitim boşuna harcanan zaman ve para demek. O yüzden değişime önce kendi ruhun ile başla, sonrasında değişime tanık ol.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.