Yok

Sözlerin yankısı dinmeden başladı sessizlik, içerde devam eden bir fısıltı kaldı geriye. Hiçbir parça bağlı kalamadı. Hiçbir parça sabit duramadı. Her parça bir başka bütüne yamandı. Hiçbir parça bütününe alışamadı. Hiçbir parça tekrar kopmayı göze alamadı. Hiçbir parça, paramparçalığın izlerini söküp atamadı.

Sessizlik, yok olmayan bir sessizlik. Varlığını her fırsatta duyuran bir sessizlik. Var olan bir sessizlik. Varlığı yoran bir sessizlik. Ses geçirmez bir sessizlik.

Sonrası var olmayan bir sonra. Sonrası. Var. Olmayan. Yok.

Yıllara dağılmış sesler; sevdaya batıp çıkmış, küfürde karar kılmış sesler, batan yakan sızlatan acıtan yaran yoran… Sessizliğin içinden bir yırtık bulup geçemeyen sesler. İçerde devam eden bir fısıltıyla yankısına bozlaklar söyleten sesler. Diyaframımın en dingin olduğu anda, nefes molaları verdiren, eskimiş sesler; bir başlangıcı müjdeleyen, bir ömür vaat eden, bir gidişi hazırlayan, bir bitişte son bulan, en sonunda bir fısıltıyla kulağımda mesken tutan…

Ve sonrası yok.

Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor