Problem havuzu: Yanlış bilgiye sebep olan faktörler #1

Bilgiye, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar kolay ulaşıyoruz. Bilginin hızı ve boyutu arttıkça, düzensiz, niteliksiz ve yanlış bilgiyi ayırt etmek de zorlaşıyor.

Devletlerin yalan haberle mücadele için yöntemler geliştirmesi, akıllara ‘sahte haberi paylaşanı cezalandırmak sorunu çözebilir mi?’ sorusunu getiriyor. Yayınlanan araştırmalar sahte haberlerin yayılmasının nedeninin botlar değil insanlar olabileceğini gösterirken, botların yanlış bilgiyi durdurmak için nasıl kullanılabileceği tartışmaya açılıyor.

Türkiye’de de internet kullanıcıları için özellikle kriz anlarında daha fazla görünür olan dezenformasyonun medya sektöründen, teknolojiden, toplum yapısından ve bilişsel problemlerden kaynaklanan farklı boyutlarını ele alarak yenilikçi çözümler ortaya çıkarmak istiyoruz.

Sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin fikir ve prototip geliştirmeden hemen önce sahte haber ve yanlış bilgi sorununun 21. yüzyılda geldiği noktanın sebeplerine değinmek gerekiyor. Yukarıda özetlenen problem sahalarını genişletelim;

Yanlış bilginin yayılmasına sebep olan teknolojik problemler

İnternetin şu anki doğasına ve büyük platformlara özgü sorunlar.

  • Algoritmalar: Bugünün internetindeki en güçlü ekonomik modelin kullanıcıların dikkatini avlamaya dayandığını söylemek yanlış olmaz. Birçok büyük internet platformu, kullanıcıların kendi mecralarında geçirdiği zamanı artırabilmek için doğru kullanıcıya doğru içeriği göstermek için çaba sarfediyor. Google, Facebook, Amazon, Netflix gibi devlerin geliştirdiği algoritmalar kullanıcılarını platformda daha uzun süreler tutabilmek için dikkat avcılığı yöntemini kullanıyor. Bu dikkat ekonomisine dayalı algoritmaların zaman içinde kullanıcılara yalnızca görmeyi talep ettikleri içeriği sunduğu, karşılaştığında platformda vakit geçirmekten kaçınacağı varsayılan içerikleri geri plana attığı bilinen bir gerçek.
  • Filtre balonları: Algoritmaların yarattığı akvaryumlar zamanla daha da kalıcı hale geliyor. İnternet kullanıcıları için sanal dünya yalnızca kendi karşılaştıkları içeriklerden ibaret bir dünyayla denk hale geliyor. Algoritmanın seçtiği içerikler dünyasında, seçilmeyen içeriklere yani farklı dünyalara yer yok.
  • Yankı fanusları: Bir algoritmanın sınırlamasına ihtiyaç dahi olmadan, pek çok kullanıcının yalnızca kendi sesinin yankısını duyabileceği mecraları kullanmaya meylettiğini söylemek mümkün. Bu fenomen, birçok başka toplumsal sorunla birleştiğinde kendi fikrini pekiştirecek düşüncelerle aynı ortamda bulunmaktan mutluluk duyan fanusların birbirinden git gide uzaklaşmasına, doğru bilginin farklı fanuslar arasındaki geçişliliğinin azalmasına da neden oluyor.
  • Bilginin aşırı yüklenmesi: Beyinlerimiz enerji tasarrufu yapabilmek için sınırlı sayıda bilgiyi hazmetmeye ve depolamaya uygun evrimleşmiştir. Bugünün internet çağında hız ve kapsamı artan bilgiyi daha fazla tüketmeye çaba sarfediyoruz. Ancak beynimiz tüm bu bilgi çağlayanları arasında yalnızca sınırlı sayıda bilgiyi tutmaya müsait. Aşırı bilgi aktarımı doğru ve yanlış bilginin ayırdını yapamamamıza sebep olan bir körleşmeye neden olurken, zaman zaman da haberden / bilgiden kaçınma eğilimiyle sonuçlanıyor.
  • Troll aktivitesi: İnternetin alt kültürlerinde gelişen rahatsız etme, incitme, alay etme kültürünün taşıyıcısı troll akımı zaman içerisinde yanlış bilgi, nefret söylemi ve ayrımcılıkla hedef gösterme kültürüne savruldu. Anonim hesaplar ardına gizlenen bu troll aktivitesinin politik gruplarca silah haline dönüştürülerek, siyasi propaganda için kullanıldığı da artık bilinen bir gerçek.
  • Botlar: Bir program yardımıyla üretilen, gerçek olmayan ve belli bir gündemi öne çıkarmaya şartlanan kullanıcıların artması, özellike büyük sosyal medya platformlarındaki gerçek bilginin baskılanmasına, ayrı bir gerçeklik ilüzyonu yaratılmasına sebebiyet veriyor.

* Kapalı platformlar: Özellikle WhatsApp ve Messenger gibi kapalı mesajlaşma uygulamalarının yükselişi ve kamuya açık alanlarda gerçekleşen taciz ve linçlerin artmasıyla kullanıcıların bu platformlara kayışı, bilginin akışını takip etmeyi de git gide güçleştiriyor.

Yanlış bilginin yayılmasına sebep olan sektörel problemler

Medya sektörünün içinde bulunduğu krizlere dair sorunlar.

  • Gelir modeli krizi: Güvenilir ve doğru bilgi vermekle sorumlu medya organizasyonlarının çoğunun günümüzde pek çok sorunla baş etmek zorunda kaldığına tanık oluyoruz. Bu sorunların başında ise gelir modeli krizi geliyor. Reklam gelirine dayanan endüstri, daha fazla kâr etmek için arama motorlarında ilk sırada çıkma yarışına giriyor. Bu yarış, haber sitelerini daha hızlı olmaya ve daha fazla içerik üretmeye zorluyor. Günün sonunda, hız ve tık endişesi, medya organizasyonlarını kaliteli içerik üretilemeyen kopyala yapıştır haberciliğine sürüklüyor. Okurların şikayetçi olduğu tık tuzakları kullanıcıların haber alma hakkını geri plana atarak haber sitesinin yalnızca tık odaklı bir içerik mecrasına dönüşmesine neden oluyor.
  • Güvencesizleşme: Azalan gelirler, farklı gelir kaynaklarına dağılamayan bütçeler ve kullanıcıların git gide kalitesizleşen içeriğe ücret ödemedeki endişesi gazetecilerin de güvencesizleşmesine sebep oluyor. Her gün yüzlerce içeriği kopyala yapıştır yaparak haber sitesinde yayınlamaya çalışan gazeteciler günden güne yıpranırken, karşılığında çok düşük ücretler kazanıyor. Bu kriz sansür ve oto-sansürle birleştiğinde iyi gazetecilerin medya organizasyonlarından dışlandığına, işsiz kaldığına tanık oluyoruz.
  • Etik: Hâlâ haber organizasyonlarında çalışan pek çok haberci için ise durum işsiz kalan meslektaşlarından farklı değil. Sürekli ve çok sayıda içeriği çevrimiçi hale getirmekle uğraşan gazeteciler, etik kodları ve gazetecilik ilkelerini bir kenara bırakmaya, yalnızca hayatta kalacak parayı kazanabilmek için uzun mesai saatlerinde işini korumaya odaklanıyor.
  • Medyaya duyulan güvenin azalması: Tüm dünyada medya kuruluşlarına güven tam da bu nedenlerle giderek azalıyor. Kendisinin gerek tık tuzağıyla gerek sahte manşetlerle kandırılmaya çalışıldığını anlayan okur, medya kuruluşlarının -gerçek dahi olsa- pek çok haberine güvenmiyor. Medya kuruluşlarının yeterince şeffaf olmaması, belli politik ajandaların peşine takılması gibi sebeplerle de kullanıcının çıkar odaklarına hizmet eden medya kuruluşlarıyla arasındaki bağın zayıfladığına tanık oluyoruz.

* Akademik kaynak eksikliği: Tüm bu sorunları doğru tanımlayacak, sorunların birbirine yol açmasındaki etkenleri anlayacak ve çözümler önerecek akademik çalışmaların azlığı ise fikir ve girişimlerin yeşermesinin önüne geçiyor.

Devamı: