Ölmeyi göze alanlar…

Eski bir tekne ile Ege’den Yunanistan’a kaçmaya çalışan ve Ege’nin soğuk sularında hayatlarını kaybeden 5 kişilik Maden Ailesi’nin son iki yıl içinde yaşadıkları Türkiye’de 15 Temmuz sonrası artan zulmün hikayesi…

Kemalettin Tuğcu öyküleri, Maden ailesinin yaşadıkları yanında ‘az acılı’ kalır…

***

Hüseyin Maden 40 yaşında. 15 Temmuz sonrası hiçbir hukuki dayanağı olmayan KHK ile keyfi olarak öğretmenlikten atıldı. TÜBİTAK’a proje hazırlayan başarılı bir fizik öğretmeniydi.

Eşi Nur Maden de 37 yaşında bir sınıf öğretmeniydi. O da aynı kanunsuz Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile gerekçe gösterilmeden meslekten ihraç edildi.

***

Çalıştıkları özel eğitim kurumları da hiçbir hukuki gerekçe olmadan iktidar tarafından keyfi bir KHK ile kapatıldı.

***

KHK ile atılanlara hukuk yolu kapatıldığı için haklarını arayacakları bir merci de yoktu.

***

Arenadaki gladyatöre ‘öldür öldür’ diye bağıran cezbe gelmiş şuursuz kitleler gibi, zülüm halk tarafından alkışa tutuldukça büyüdü.

Ortada bir suç yoktu. Ekmekleriyle oynanmış, hayatları alt üst edilmişti.

Hayatlarını verdikleri mesleklerini icra etmeleri engellendiği gibi SGK kayıtlarına ‘ihraç’ bilgisi işlenip başka yerlerde çalışmaları da engellendi.

***

Baba Hüseyin Maden bin TL karşılığı bedenen kayıt dışı çalışabileceği bir iş buldu.

Sadece çalıştıkları kurumlar nedeniyle her ikisi hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı.

***

Hekimoğlu İsmail’in çok satan ‘Minyeli Abdullah’ romanı, bugün sıradanlaşmış durumda.

Minyeli Abdullah’lar, Türkiye’nin her ilinde her kasabasında artık…

Aileleri tarafından dışlanmak.

Yok yere hapis yatmak.

Helal kazanç için gerekirse hamallık yapmak…

***

Hüseyin Maden böbrek hastasıydı. Kronik sağlık sorunları vardı.

Yine de hapse girebilirdi ama eşi de alınacaksa, 7, 10 ve 13 yaşlarındaki çocukları ne olacaktı?

Bir de işkenceler vardı.

Kadınlara da yönelik bazı hapishanelerde yapılan sistematik işkenceler…

***

İhtimal ki onlar da ‘Zalimin zulmünü kolaylaştırmak, zulme ortak olmaktır’ diye düşünüp, ailecek saklanmaya çalıştılar.

Hesap veremeyecekleri hiçbir şey yoktu ama ortada adil yargılanabilecekleri bir hukuk da yoktu.

***

Karıncayı bile ezmemeye gayret eden insanların bugün ‘silahlı terörist’ iftirasıyla nasıl keyfi tutuklandıkları sayısız örnekleriyle ortada.

18 bini kadın 60 bin insan benzer iftiralarla hapis.

***

3 çocuklarını saklandıkları dönemde okula da gönderemediler.

Mesleklerini suçsuz yere icra etmeleri engellenen hayatlarını eğitime adamış anne ve babanın, çocuklarını eğitimden geri bırakmak zorunda kalmaları ne büyük bir dram…

***

Son olarak ‘umuda yolculuk’ta karar kıldılar.

Pasaport çıkartmaları, vize almaları imkansızdı…

Çaresizlik, uzun süredir yaşadıkları baskılar, uğradıkları haksızlık ve hukuksuzluklar onları hiç bilmedikleri bir hicret yolculuğuna sürükledi.

Özgürlüğü ve rızkı bilmedikleri bir dünya da arayacaklardı…

Arkadaşına ayrılmadan önceki son gece ‘Bir bilinmeze doğru gidiyoruz…’ demişti.

***

Baba Maden, borç edinerek bir eski bir tekne satın aldı.

Sonra eşi ve 3 çocuğunu alarak tekneyle Ege’den Yunanistan’a doğru yola çıktı.

Yakınlarına, ‘Işıkları gördük, adayı çıkıyoruz…’ diye mesaj attı.

20 gün boyunca bir daha haber alınamadı…

***

Ta ki Yunanistan’da bir adada sahile vuran ve üzerinden günler geçtiği için sudan zarar gören 3 çocuk cesedi bulunana kadar.

Masum yavrular Maden Ailesi’nin hayatlarının meyvesi göz aydınlıkları 7 yaşındaki Feridun Maden, 10 yaşındaki Nur Maden ve 13 yaşındaki Nadire Maden’e aitti…

Birkaç gün sonra anne Nur Maden ve baba Hüseyin Maden’in sahile vuran cansız bedenlerine de ulaşıldı.

***

Umuda yolculukları ailecek ebediyete yolculuğa dönüşmüştü…

Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.

***

Maden Ailesi’nin acı hikayesi Türkiye’de yok edilen özgürlüklerin ve katledilen hukukun kararttığı hayatların timsali gibi…

Son dönem mağdurların, mazlumların hikâyesi bu…

Özgürlükleri için, zalime boyun eğmemek, zulmü kolaylaştırmamak için ölümü göze alanların hikayesi…

***

Bir de madalyonun öbür yüzü, zalimler ve mağrurların hikayesi var…

Tüm bu zulümleri yaşatanların acı sonlarını da yaşayıp göreceğiz!


Originally published at www.tr724.com on November 24, 2017.

Like what you read? Give Erhan Başyurt a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.